(5237 S. K. m. 257)
Memuriyet görevini ihmal suçundan sanıklar J.Kd.Bçvş.Halil İbrahim BIYIKOĞLU ve Ord.Tek.Kd.Bçvş.Murat ETİ haklarında 2nci Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince tesis olunan 15.02.2006 tarih ve 2006/210-24 esas ve karar sayılı beraete ilişkin hükmün, yasal süresi içinde Askeri Savcı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası, Askeri Yargıtay Başsavcılığının onama istemini içeren 12.05.2006 tarih ve 2006/3125 sayılı tebliğnamesine bağlı olarak Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık J.Ord.Tenk.Bçvş.Murat ETİ hakkındaki ilk hükmün Askeri Yargıtay 1inci Dairesinin 14.06.2005 gün ve 2006/675-671 sayılı ilâmı ile 5237 sayılı Kanunun uygulanmasına imkân sağlanması yönünden bozulmasını takiben yapılan yargılama sonunda sanıklar Halil İbrahim BIYIKOĞLU ve Murat ETİ hakkında beraet kararı verilmiştir. Askeri savcı suçun unsurlarının oluştuğunu belirtilerek sanıklar aleyhine süresinde temyize gelmiştir.
Tebliğname de hükmün onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Malatya Darende İlçe J.K.lığı binasının çatısında, 24.03.2000 tarihinde 16 N 473 seri numaralı orijinal bir adet G-3 A-3 sabit dipçikli piyade tüfeğinin bulunduğu (Dz.11), yapılan araştırmada söz konusu silahın Malatya İl Merkez Jandarma Komutanlığı envanterine kayıtlı olduğunun, ancak söz konusu birlikte aynı numaralı başka bir silahın mevcut olduğunun tespit edildiği, yapılan karşılaştırmada çatıda bulunan silahın orijinal numaralı olduğunun, birlikte mevcut olan silahın ise numarasının sonradan vurulduğunun tespit edildiği, asıl numarasının ise saptanamadığı (Dz.26), İl Merkez J.K.lığı Personel Lojistik İşlem Astsubayı olarak görevli sanık Halil İbrahim BIYIKOĞLUnun, Temmuz 1998de sözkonusu 16 N 473 seri numaralı tüfeğin de aralarında bulunduğu İl Merkez J.K.lığı envanterindeki silah ve malzemeleri, J.Bçvş. Ali Rıza DOĞANdan teslim aldığı (Dz.230), 21.10.1998 tarihinde bu tüfeğin de içinde bulunduğu 40 adet piyade tüfeğini fosfatlama işlemi için ordu donatım mal sorumlusu J. Üçvş. Ali ÖTKENe teslim ettiği ve 09.11.1998 günü tekrar teslim aldığı (Dz.75), Malatya İl.J.K.lığında hafif silah teknisyeni olarak görevli sanık Murat ETİnin ise, söz konusu silaha ilişkin olarak, silahın Darende İlçe J.K.lığında ve İl Merkez J. K.lığında kullanıldığını, ayrıca her bir parçasının sağlam olduğunu belirtip imzalayarak, silahları görmeden ayrı iki sicil kartı düzenlendiği (Dz.6) dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece; Orijinal numaralı silahın İlçe Jandarma K.lığı çatısında bulunduğu da göz önüne alındığında, sanıkların dava konusu edilen eylemleri sonucunda kamu idaresi somut, ölçülebilir ekonomik bir zarara uğramamıştır. Söz konusu silahın hizmette kullanılmaması ve ondan beklenen faydanın elde edilememiş olması nedeni ile bir ekonomik zarardan söz edilebilir ise de, bu ekonomik zarar silahın periyodik kontrolünün yapılmamasından değil, silahın kaybedilmiş olmasından kaynaklanmıştır. Sanıkların silahı kaybettikleri yönünde bir delil olmadığı gibi, bundan dolayı açılan bir dava da mevcut değildir. Dolayısıyla gerçekleşen zarar doğrudan sanıkların eylemlerinin sonucunda oluşmamıştır. Silahın kayıp olduğu süre boyunca aynı numaralı bir başka silahın hizmette kullanıldığı ve orijinal numaralı silahın bulunmasından dolayı kamu idaresinin herhangi bir zararının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Sanıkların ihmali eylemleri sonucunda kişilerin mağduriyeti veya haksız kazanç sağlama unsurlarının da gerçekleşmediği, bu nedenle eylemlerinin disiplin yaptırımı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır denilmek suretiyle sanıklar hakkında üzerlerine atılı suçtan dolayı unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraet kararı verildiği görülmektedir.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanunun 257nci maddesinde yazılı suçun oluşabilmesi için, memurun görevinin gereklerine aykırı davranması sonucu kişilere haksız kazanç sağlanması, kişilerine mağduriyetine yol açılması veya kamunun zararına sebebiyet verilmesi gerekmektedir.
Dava konusu olayda, Askeri Mahkemenin gerekçeli kararında ayrıntılı bir şekilde belirtildiği gibi kişilere haksız kazanç sağlanması, kişilerin mağduriyetine yol açılması veya kamunun zararına neden olunması gibi unsurlardan hiçbirisi bulunmamaktadır.
Askeri Savcı temyiz dilekçesinde, görevlerinin gereği olarak suça konu silâhı muhafaza için gerekli tedbirleri almayan sanıkların kusurlu oldukları ve devamında periyodik sayım ve kontrolleri usulüne uygun yapmadıklarından dolayı silahın uzun süre kaybına neden olarak paslanmalarına ve hizmet dışı kalmalarına sebep oldukları, dolayısıyla ortaya çıkan zarardan doğrudan sorumlu oldukları ileri sürülmüş ise de; gerekçeli kararda da belirtildiği gibi ekonomik zarar silahın periyodik kontrolünün yapılmamasından değil, silahın kaybedilmiş olmasından kaynaklanmış, silahın sanıklar tarafından kaybedildiğine ilişkin bir kanıt olmadığı gibi, açılmış bir dava da bulunmamaktadır. Dolayısıyla sanıklar yönünden suçun oluşması için aranan zararın mevcudiyetinden bahsetmek mümkün değildir. Bu nedenle Askeri Savcının temyiz nedenleri kabule değer görülmemiştir.
Askeri mahkemece sanıklar hakkında tesis edilen beraet hükümlerinin gerekçesinin ikna edici ve isabetli olduğu, usul ve esas yönlerinde yasaya aykırı bir yönün bulunmadığı görüldüğünden Askeri Savcının kabule değer görülmeyen temyiz nedenlerinin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR:Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Askeri savcının kabule değer görülmeyen temyiz nedenlerinin 353 Sayılı Kanunun 217/2nci maddesi uyarınca REDDİNE,
Usul ve esas yönlerinden kanuna uygun bulunması beraet hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak 24.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy