(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 62)
Firar suçundan sanık Tnk.Er Azmi HANO hakkındaki 5inci Kor.K.lığı Askeri Mahkemesinin 27.12.2005 tarih ve 2005/1792-1196 sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanık müdafii tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 12.05.2006 tarih ve 2006/3133 sayılı onama görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dava dosyası üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 01.12.1997-25.10.2005 tarihleri arasında yakalanmakla sona eren firar suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan ASCKnın 66/1-a ve 5237 sayılı TCKnın 62nci maddeleri uyarınca sonuç olarak on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; bu hükmün sanık müdafii tarafından temyiz süre tutum dilekçesi ile temyiz layihası verilmeksizin temyiz edildiği, tebliğnamede onama yönünde görüş bildirildiği, anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede; 3üncü Zh.Tug. 2nci Tnk.Tb.Kh.Bölüğünde askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın, GATAda muayenesi yapılmak üzere Birliğince Hastaneye sevk edildiğinde 01.12.1997 günü Birliğinden ayrıldığı halde Hastaneye hiç gitmeyerek firar ettiği, bir süre sonra Bl.Komutanını telefonla arayarak gerçekte hava değişimi almamasına karşın 15.12.1997 tarihinden itibaren 3 ay hava değişimi aldığını bildiren sanığın bu beyanına itibar edilip bir belgeye dayanmamasına karşın 15.03.1998 tarihinden itibaren hava değişim tecavüzünde bulunduğu hususunun askerlik şubesine bildirilmesi üzerine takibe alındığı, 15.07.2003 tarihinden itibaren askerlik hizmetinin 15 aya inmesi ve askerlik şubesince sanığın 15.03.1998 tarihi itibarıyla on beş ayı aşkın hizmeti bulunduğu sanısıyla Birliğinden hizmet durum belgesi istenmesi üzerine adı geçenin hava değişimi almadığının ve askerlikten sayılan hizmet süresinin de on beş ayı aşmadığının belirlenmesinin ardından tekrar aranmaya devam edildiği ve sanığın ailesinin adresinde kendisini arayan Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğü yetkililerine sahte olarak düzenlenmiş bir terhis çizelgesini İstanbuldaki işyerinden faksla göndererek aranmasını engellemek istediği ve bir süre sonra 25.10.2005 günü İstanbulda çalıştığı iş yerinde polis tarafından yakalandığı, maddi vakıa olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır.
01.12.1997 tarihinde sevk edildiği Hastaneye hiç gitmeyen sanığın, Birliğinden ayrıldığı anda firar suçunu işlemek kastıyla hareket ederek memleketine gittiği nazara alındığında, suçun başlangıç tarihinin belirlenmesi sırasında Hastaneye gitmesi için gereken yol süresinin dikkate alınması gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki görüşe katılınmamış ve Mahkemece suçun 01.12.1997 tarihinde başladığının kabulü isabetli bulunmuştur.
Ceza sorumluluğunu etkileyen bir akıl hastalığının bulunmadığı duruşmada dinlenen uzman bilirkişinin mütalâasıyla belirlenen ve bu suretle algılama ve irade yeteneğine haiz olan sanığın, mazeret kabul etmeyen suçlardan olan firar suçunu işlediği tüm dosya kapsamı elverişli delillerle sabit olup; tesis olunan mahkûmiyet hükmünde usûl, sübut, vasıf, ve uygulama yönlerinden bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sanığın işlediği firar suçunun süresi ve kesintisiz şekilde süren suçtan dolayı yakalanmamak için gösterdiği davranışlarla ortaya çıkan suçun işleniş şekli nazara alınarak temel cezasının artırılarak verilmesi yerine alt sınırdan uygulama yapılması hatalı ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından belirtilen hataya işaretle yetinilerek, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyizinin reddi ile mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyizinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE,
Usûl ve esas yönünden Kanuna uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 24.05.2006 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy