(765 S. K. m. 59, Ek m. 6) (647 S. K. m. 4, 5) (6183 S. K. m. 51) (1111 S. K. m. 43) (1632 S. K. m. 63) (5083 S. K. m. 2) (353 S. K. m. 220) (5275 S. K. m. 122) (5252 S. K. m. 5) (5237 S. K. m. 62)
Geç iltihak suretiyle bakaya suçundan sanık terhisli P. Er Seyithan KORKMAZ hakkındaki 3üncü Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 19.07.2005 tarih ve 2005/546-286 sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanık tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 23.05.2006 tarih ve 2006/3402 sayılı ve düzelterek onama görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dava dosyası üzerinden yapılan temyiz incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın, 13.07.2002-05.04.2004 tarihleri arasında geç iltihak suretiyle bakaya suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 63/1-A maddesinin üç aydan sonra gelenler cümlesi, TCKnın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4 ve 5inci maddeleri uyarınca beher gün 14.850.000.TLden hesaplanmak suretiyle sonuç olarak 1.485.000.000.TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın üçer aylık 8 eşit taksit halinde tahsiline ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi hâlinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline ve ödenmeyen para cezasına 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirtilen oranın yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına karar verilmiş olup; bu hüküm sanık tarafından mahkumiyet hükmünün usul ve kanuna aykırı olduğu, para cezasının ertelenmesi gerektiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede; 09.07.2002 günü askere sevk edileceğine dair celp için çağrı belgesinin 19.06.2002 tarihinde sanığın amcasına tebliğ edildiği, tebliğ tarihi itibarıyla 1111 sayılı Kanunun 43üncü maddesi uyarınca tanınması gereken 15 gün hazırlık süresinden yararlanan sanığın sevk devam ederken 10.07.2002 günü Başkale Askerlik Şubesine başvurarak sevk evrakını aldığı, Sivas 2nci Mtf. Er Eğt. Taburuna katılması için kendisine 2 gün yol süresi tanınan sanığın 12.07.2002 günü saat 24.00e kadar katılması gerekirken Birliğine hiç katılmadığı ve bakaya durumuna düşen sanığın 05.04.2004 günü aksi kanıtlanamayan savunmasına göre jandarma karakoluna teslim olup aynı gün teslim edildiği Başkale Askerlik Şubesince eğitim birliğine sevk edildiği ve bu kez 2 gün yol süresi sonunda 1 gün gecikerek 09.04.2004 günü katıldığı, maddi vakıadır.
08.04.2004-09.04.2004 tarihleri arasındaki kıtaya geç katılmak suretiyle bakaya suçu nedeniyle ön ödeme işlemi yapılarak sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi nedeniyle, bu eylem temyiz incelemesinin kapsamı dışındadır. Ancak, sanığın 10.07.2002 tarihinde eğitim birliğine sevk edildiğinde hiç katılmayarak ele geçtiği 05.04.2004 gününe kadar ASCKnın 63/1-A maddesinde tanımlanan bakaya suçunu ve yeniden sevk edildiğinde eğitim birliğine 1 gün gecikerek katılmak suretiyle 08.04.2004-09.04.2004 tarihleri arasında ASCKnın 63/1-B maddesinde tanımlanan kıtaya geç katılmak suretiyle bakaya suçunu işlediği nazara alındığında, sanığın 08.04.2004-09.04.2004 tarihleri arasındaki eyleminin uyduğu ASCKnın 63/1-B maddesinde öngörülen ceza itibarıyla suçun ön ödemeye tâbi olmamasına karşın, Askeri Savcılıkça ön ödeme yaptırılarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi suretiyle yapılan kanuna aykırılığa, Askeri Yargıtayın hukuk kurallarının uygulanmasında birliği sağlamak görevi kapsamında işaret edilmesi gerekmiştir.
Somut olayda, askere gitmek yerine ailesinin geçimi için çalıştığını mazeret olarak ileri süren sanığın bu savunmasına, geçim sıkıntısı ve benzeri durumların askerlik hizmetine tercih edilecek bir mazeret niteliğinin bulunmaması ve eylem süresinin uzunluğunun mazeret değerlendirmesi yapmaya uygun olmaması karşısında, Mahkemece itibar olunmamasında bir isabetsizlik görülmemiş ve sanığın sübuta yönelen temyizinin reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle, sanığın 13.07.2002-05.04.2004 tarihleri arasında kendiliğinden gelmekle sona eren ve üç aydan fazla süren bakaya suçunu işlediği tüm dosya kapsamı elverişli delillerle sabit olup, Mahkemenin yerinde ve uygun gerekçelerle suçun sübutunu kabulde, suç vasfını tayinde, asgari hadden tayin edilen temel cezanın kabul edilen takdiri indirim sebebiyle indirilmesinde, ASCKnın 47/A ve Ek-8inci maddeleri uyarınca cezanın ertelenmesinin kanuni imkânsızlığı nazara alınarak bu yönde bir uygulama yapılmamasında bir isabetsizlik ve kanuna aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak, 27.04.2005 tarihli ve 25798 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01.05.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanunun 2nci maddesinde değişiklik yapan 5335 sayılı Kanunun 22nci maddesinde, İlgili kanunları gereğince uygulanacak adli ve idari para cezalarının hesaplanmasında ve ödenmesinde, Bir Yeni Türk Lirasının (1 YTL) altında kalan tutarlar dikkate alınmaz. hükmüne yer verilmesi nedeniyle, sözü edilen bu yasal değişiklik, 765 sayılı Türk Ceza Kanunun 30uncu maddesinde yazılı para cezalarında bin liranın küsuru hesaba katılmaz. kuralını zımnen ilga etmiştir. Dolayısıyla, bin liranın küsuru hesaba katılmaz kuralı, bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarlar hesaba katılmaz haline dönüşmüştür. Bu durumda, para cezalarında bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarların nazara alınmayacağına ilişkin kuralın, 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesinde bir gün hürriyeti bağlayıcı cezaya karşılık tutulan para cezası miktarının her takvim yılı bakımından 765 sayılı Türk Ceza Kanununa 4421 sayılı Kanunla eklenen Ek 6ncı maddesi uyarınca yeniden belirlenmesi sırasında da nazara alınması, yani bir hesaba başvurulması zorunlu olan her aşamada, gerek hesaplama sonucu bulunan gerekse üzerinden hesaplama yapılacak olan her miktar yönünden bir Yeni Türk Lirasının altında kalan tutarların hesaba katılmaması gerekmektedir. Buna göre, 647 sayılı Kanunun 4421 sayılı Kanun ile değişik 4/1inci maddesinde, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar için 2004 yılında işlenen suçlarda beher gün karşılığı 11-17 YTL adli para cezası uygulanması gerekmekte ve bu durum somut olayda tayin olunan hapis cezası beher günü 14.850.000.TL.den ağır para cezasına çevrilen sanık lehine sonuç doğurmaktadır. Açıklanan nedenlerle, Mahkemece, tayin olunan 3 ay 10 gün süreli hapis cezalarının 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca beher günü 11 YTLden adli para cezasına çevrilmesi gerekirken, bu yapılmayarak beher gün 14.850.000.TL.den ağır para cezasına çevrilmesi kanuna aykırı olup, hükmün bu aykırılık nedeniyle bozulması gerekmiş, bu bozma yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-J madde ve fıkrası gereğince hükmün 1100. YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına şeklinde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Öte yandan, 647 sayılı Kanunun 5inci maddesinin taksitlerin süresinde ödenmemesi hâlinde 6183 sayılı Kanunun 51inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranının yarısı oranında gecikme zammı uygulanmasına dair hükmü 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 ve 5237 sayılı Kanunlarda düzenlenmemiş ve 5275 sayılı Kanunun 122nci maddesiyle yürürlükten kalkmış olduğundan hükümdeki gecikme zammı uygulanmasına ibaresinin de hüküm fıkrasından çıkarılması ve 5252 sayılı Kanunun 5inci maddesiyle Kanunlarda öngörülen ağır para cezaları adli para cezasına dönüştürüldüğünden bu durumun hükme yansıtılması gerekmektedir.
19.07.2005 tarihinde hüküm tesis eden Askeri Mahkemenin; hüküm verirken takdir edeceği takdiri indirim nedenine bağlı olarak, eski ve yeni kanunda sair cezalar için farklı indirim oranı öngörülmediğini de gözetmek suretiyle, 01.06.2005 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe giren 5237 sayılı TCKnın cezada takdiri indirim yapılmasını öngören 62/1inci maddesi yerine mülga 765 sayılı TCKnın 59/2nci maddesini uygulaması da Kanuna aykırı olup, belirtilen kanuna aykırılıktan dolayı da mahkumiyet hükmünün bozulması gerekmiş; ancak, bu bozma yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220nci maddesi gereğince hükümdeki hatalı olan bu husus da düzeltilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz nedenlerinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi uyarınca REDDİNE, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün kanun ve madde numarası ile adli para cezasının belirlenmesinde yapılan hata yönünden 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Ancak; bozma yeniden yargılamayı gerektirmediğinden,
1) 353 sayılı Kanunun 220/2-H madde ve fıkrası gereğince;
Hükmün cezadan takdiri indirim yapılmasına ilişkin satırının sanığın duruşmalardaki iyi hali lehine takdiri hafifletici neden sayılarak 5237 sayılı TCKnın 62/1inci maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılmak suretiyle ÜÇ AY ON GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA şeklinde düzeltilmesi suretiyle,
2) 353 sayılı Kanunun 220/2-J madde ve fıkrası gereğince;
Hükümden gecikme zammı uygulanmasına dair ibarenin çıkarılması suretiyle, hükmün para cezasına ilişkin satırının 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca hapis cezasının beher günü 11.YTLden hesaplanmak suretiyle ve 647 sayılı Kanunun 5inci maddesi gereğince üçer aylık 8 eşit taksit halinde ve taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan miktarın tamamı tahsil edilecek şekilde 1.100. YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına şeklinde düzeltilmesi suretiyle,
Mahkumiyet hükmünün Düzeltilerek ONANMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 31.05.2006 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy