(5237 S. K. m. 29, 62, 63, 86) (1632 S. K. m. 91) (765 S. K. m. 456) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 397)
Askeri mahkemece; sanığın, 14.11.2002 tarihinde, nöbetçi onbaşı P.Er E.S.'ye karşı amire fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 91/1, TCK'nın 29/1 ve 62/1 maddeleri uyarınca, neticeten 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın tahliyesine, sanığın, 15.3.2006-27.4.2006 tarihleri arasında tutuklulukta geçirdiği sürenin TCK'nın 63'üncü maddesi uyarınca cezasından indirilmesine karar verilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, 14.11.2002 tarihinde 05.00-07.00 saatleri arasında karargah nöbetçisi olduğu, aynı gün mağdur P.Er E.S.'nin, 06.00-08.00 saatleri arasında nöbetçi onbaşı olduğu, mağdurun sonraki nöbetçiyi geç götürmesine sinirlenen sanığın, silahlığa geldiğinde nöbetçiyi neden geç getirdiği hususunda mağdura kızarak, onun üzerine doğru yürüdüğü, mağdurun, gecikmeye Er M.S.S.'nin neden olduğunu açıklamaya çalışması sırasında sanığın, bu gecikmenin doğurduğu hiddetin etkisi ile mağdura tekme ve yumrukla vurmaya başladığı, olay yerinde bulunan tanıkların araya girerek olayı sonlandırdıkları, böylece sanığın amire fiilen taarruz suçunu işlediği sonucuna varılarak, yukarıdaki şekilde mahkumiyeti yoluna gidilmişse de;
Mağdurun nöbetçi onbaşılık görevinin, bu olay sırasında mağdura amir sıfatını verip vermediğinin belirlenmesi gerekmektedir. Mağdur; birlik komutanı tarafından, olay günü 06.00-08.00 saatleri arasında nöbetçi onbaşı olarak görevlendirilmiştir.
Her ne kadar; dosyada mağdurun nöbetçi onbaşı olmakla birlikte, bölük nöbetçi onbaşısı mı, koğuş nöbetçi onbaşısı mı olduğunun belli olmadığı, görev ve yetkilerinin neler olduğunu ve nöbetini ne şekilde icra edeceğini belirleyen bir talimat bulunmadığı görülmekte ise de, mağdurun nöbet süresinin 2 saat ile sınırlı olması, onun koğuş nöbetçi onbaşısı olduğunu göstermektedir. Koğuş nöbetçi onbaşısının görevlerini, TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 397'nci maddesi açık olarak düzenlemektedir. Buna göre; koğuş nöbetçi onbaşının somut olayla ilgili vazifesi; bölüğün hususi nöbet yerleri varsa hazırlanmış Bl. K. tarafından tasdik edilmiş sıra defterine göre nöbetçileri kaldırıp bizzat değiştirmektir (2'nci fıkra, bent 5).
Olayımızda, mağdurun görevinin, nöbetçilerin değiştirilmesiyle sınırlı olduğu, olayın da bu nedenden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mağdurun amirlik sıfatının, sanık yönünden nöbet değişimi bittiğinde sona erdiğinin kabulü gerekmektedir. Zira; TSK İç Hizmet Kanununun madde 9 hükmüne göre: Amir, makam ve memuriyet itibariyle emretmek selahiyetini haiz olan kimsedir. Bu yetkisini kullanamadığı kişiler üzerinde ise amirlik vasfını kullanamayacaktır. Somut olayımıza döndüğümüzde; olay anında, nöbet değişimleri bitmiş ve sanığın, mağdur yönünden maiyet sıfatı ortadan kalkmıştır. Esasen, mağdur, nöbetçi değiştirme işlemini de bizzat yapmayarak, kendisine amirlik sıfatını kazandıran görevini de yerine getirmemiştir. Bu durumda, ikisi arasında geçen olay sırasında, sanığın, mağdura tekme ve yumrukla vurması eylemi, suçun işlendiği tarih itibarıyla 765 sayılı TCK'nın 456/4 maddesine uyan müessir fiil suçunu, hüküm tarihi itibarıyla da, 5237 sayılı TCK'nın 86'ncı maddesine uyan kasten yaralama suçunu oluşturmaktadır. Bu nedenle hükmün esastan bozulması gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy