(5237 S. K. m. 29, 62, 87, 266)
Sanığın; 13.8.2006 tarihinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlediği kabul edilerek, TCK'nın 87/4, 29 ve 62'nci maddeleri gereğince sekiz yıl dokuz ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm, sanık savunucusu tarafından; alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesinin müvekkilinin mağduriyetine yol açtığı, müvekkili hakkında 5237 sayılı TCK'nın 87/4. maddesinin ilk cümlesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği; katılanlar vekili tarafından ise; ilk haksız hareketi başlatanın sanık olması nedeniyle haksız tahrik indiriminden yararlanamayacağı, olayda kullanılan tornavidanın yapısı, meydana gelen yaralanmanın derinliği ve ölümcül bölgeye yapılmış olması karşısında, eylemin kasten adam öldürme suçunu oluşturacağının kabul edilmesi ve ayrıca TCK'nın 266'ncı maddesinin uygulanması gerektiği, ileri sürülerek, ayrı ayrı temyiz edilmiş; hükmün eksik soruşturma yönünden bozulması gerektiği görüşünü içeren tebliğname ise; hükmü temyiz edenlere tebliğ edildiği halde buna karşı süresinde yazılı bir cevap verilmemiştir.
Elazığ/23üncü Mühimmat Bölük Komutanlığında askerlik hizmetini yapmakta olan sanık ve ölen Ord. Er O.K.'nın olay günü olan 9.8.2006 tarihinde, bölük binası erat koğuşlarında yapılan onarım işinde görevlendirildikleri; sanığın, kalorifer borularının kesilip kapatılması işi ile, Oğuzhan'ın ise sıva için harç karma ve sıva yapan arkadaşlarına harç götürme işiyle uğraştığı; sanık ve aynı işi yapanlara istirahat verildiği ve sanığın elindeki şerit metre ile istirahat eden bazı arkadaşlarının boylarını ölçerek şakalaştığı, sıva işi ile uğraşanların çalışması nedeniyle harç getirip götürme işiyle uğraşan Er O.K.'nın çalışan arkadaşlarına yardım ettiği sırada, Oğuzhan'ın peşinden giden sanığın elinde bulunan şerit metrenin bir kısmını çıkartıp sabitleyerek sanığın ensesine ve bel kısmına arkadan dokundurduğu, Oğuzhan'ın ise git başımdan diyerek bacağını geriye doğru sallayıp, arkasında bulunan sanığı uzaklaştırmaya çalıştığı, koridorda istirahat eden arkadaşlarından Er Ü.İ.'nin yanına oturan sanığın, Oğuzhanın arkasından kafasını sallayarak böylelerine yüz vermemek lazım, böylelerini sikeceksin, bundan sonra sen görürsün dediği ve kısa bir süre sonra elinde yaptığı iş nedeniyle bulundurduğu tornavida olduğu halde, harç kardığı odaya giren Oğuzhan'ın ardından giderek, Sen bana gavat oğlu gavat diyemezsin dediği, tartışma seslerini duyan ve karşı odada sıva işi ile uğraşan Er M.K.'nın yanlarına gelerek tartışmamalarını, işlerine bakmalarını söylediği, bu uyarı üzerine odadan çıkmak için kapıya yönelen sanığın, Oğuzhan'ın Git işine demesi üzerine yüzünü kendisine çevirerek sinirli bir ifade ile baktığı, Oğuzhan'ın ise yeter artık ... burama kadar geldi... diyerek sapından tutmakta olduğu ve metal kısmı harç kazanının içindeki küreği bırakarak, sanığa doğru hamle yapıp iki eliyle sanığı göğsünden ittirerek, yüzüne doğru yumruk savurduğu, ancak bu yumruğun sanığın yüzünü sıyırdığı, bunun üzerine sanığın da karşı bir hamle ile sağ elinde tuttuğu tornavidayı Oğuzhanın kafa istikametine salladığı ve tornavidanın O.K.'nın sol kaş hizasından kafatası kemiğini kırarak beynine girdiği, olay yerinde bulunan Er Murat ve sesler üzerine gelen arkadaşları tarafından müdahale edilerek sonlandırılan olayın ardından, hastaneye kaldırılan Er O.K.'nın, yapılan tıbbi müdahalelere karşın kurtarılamayarak, delici alet yaralanmasına bağlı beyin zarları arasında kanama, kafa kemiğinde kırık, beyin damarında laserasyon ve beyin dokusu kontüzyonu sebebiyle, 13.8.2006 tarihinde öldüğü, anlaşılmaktadır.
Askeri mahkeme tarafından; maddi olayın bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiş ve ...Yediği yumruğun etkisiyle, belki de elindeki tornavidanın varlığını veya etkisini unutarak refleks şeklinde maktule karşılık vermek için elini salladığı veya en azından elindeki tornavida ile maktulü yaralamayı amaçladığını kabul etmek hayatın olağan akışına daha uygundur. Ani gelişen kastla da insan öldürmek mümkün ise de; şakayla başlayan olay sırasında, çalışılmakta olan koğuşlar bölgesinin dar bir alan olması, etrafta bir çok insanın bulunması, küçük birer oda şeklindeki koğuş kapılarının açık olması ve her şeyden önemlisi, o esnada sanık ile maktulün hemen yanında tanık M.K.'nın bulunması sebebiyle, sanığın bile bile insan öldürme kastıyla hareket etmesi akla ve mantığa uygun olmadığı gibi, ortalama zeka düzeyine sahip bir insanın yapabileceği bir hareket tarzı da değildir. ... şeklinde bir takım gerekçeler gösterilerek; sanığın eyleminin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturacağı kabul edilmiş ise de; bu kabulde yer alan Yediği yumruğun etkisiyle ibaresi, yine aynı karar da maddi olayın sübutu kabul edilirken yer verilen ... iki eliyle sanığı göğsünden ittirip yüzüne yumruk salladığı, yumruğun sanığın yüzünü sıyırdığı ... biçimindeki saptama ile çelişki oluşturduğu gibi; sanığın eyleminin, refleks şeklinde gerçekleştiğinin kabulü halinde ise; iradi nitelikte olmayan bir hareketi nedeniyle ortaya çıkan sonuçtan, sanığın ceza hukuku bakımından sorumlu tutulması da mümkün bulunmadığından ve keza; saldırıda kullanılan aletin özelliği ve saldırının yöneltildiği bölge gözetildiğinde, yaralama kastı ile de hareket ettiği söylenemeyeceğinden; Mahkemenin, yazılı olduğu gibi çelişkili ve hukuka uygun olmayan bir takım gerekçelerle, sözü edilen eylemin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturacağına yönelik kabulü, isabetli görülmemiştir.
Yukarıda açıklandığı şekilde gerçekleştiği kabul edilen maddi olayda; yaptığı şakadan hoşlanmadığını gösteren ölen Oğuzhan'ın sözlü ve fiili tepkisine sinirlenerek, elinde olayda kullandığı tornavida olduğu halde arkasından giden sanığın, burada da sürdürdüğü tartışma sırasında, ani ölüme uygun baş bölgesini hedef seçerek ve öldürücü etkiye sahip tornavida ile kafatası kemiğini kıracak şiddette yaptığı saldırı sonucu, Er O.K.'nın ölümüne yol açması karşısında, -bugüne kadar ki yerleşik uygulama da gözetilerek- haksız tahrikin etkisi altında, ani gelişen öldürme kastı ile hareket ettiğinin kabul edilmesi ve kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerekirken, hukuki olmayan bir takım gerekçelerle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması, yasal ve isabetli olmadığından; mahkumiyet hükmünün, suç vasfında yapılan hata nedeni ile bozulmasına karar verilmiştir.
Öte yandan; olayın tek görgü tanığı olan Er M.K.'nın, olayın gerçekleşmesinin hemen ardından (1-1,5 saat içinde) saptanması nedeniyle gerçeğe daha uygun olduğu kabul edilen ve daha sonra kovuşturma evresinde saptanan ifadesi ile de esasa etki edecek bir çelişki içermeyen yeminli ifadesinin; sanığın, aşamalardaki anlatımlarının büyük bölümü ve diğer tanık beyanları ile örtüşmesi ve yine sanığın, soruşturma evresindeki ifadelerinde savunma amaçlı olarak ileri sürdüğü ancak daha sonra değiştirdiği tornavidanın ölen Oğuzhan'ın elinde olduğu iddiası dışında ifadeleri arasında başkaca bir çelişki bulunmaması, soruşturma evresinde; eylemin işleniş biçimi ile ilgili olarak, olayın tek görgü tanığı Murat'a canlandırma yaptırılarak bununla ilgili ve olayın hemen öncesinde içerisinde sanık ve öleninde bulunduğu askerlerin birlikte çektirdiği fotoğraflar ile sanığa ait sağlık sicil ve muayene fişi fotokopisi ve otopsi tutanağının, dosyada yer alması karşısında, tüm bu bilgi ve belgeler dosyadaki diğer bilgi ve belgeler ile birlikte değerlendirildiğinde; 172 cm boyunda olduğu anlaşılan sanığın, istirahat halinde iken elindeki şerit metre ile 182 cm boyunda olan ve arkadaşlarına harç götüren Oğuzhan'ın koridordan geçmesi sırasında şaka amaçlı olarak boyunu ölçmek istemesi nedeniyle, aralarında başlayan sözlü ve fiili tartışma üzerine; elinde olayda kullandığı tornavida olduğu halde, ölenin peşinden harç karılan odaya giderek tartışmayı burada da sürdürdüğü ve ölenin kendisini itekleyerek yumruk savurması üzerine de, sağ elindeki tornavidayı ölenin kafa bölgesine savurması sonucu, tornavidanın ölen Oğuzhan'ın kafatası kemiğini delerek beynine girdiği ve bu nedenle ölümün gerçekleştiği anlaşılmakla, olayda açıklığa kavuşturulması gereken bir yön bulunmadığından; eksik soruşturmaya yönelik tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy