(5237 S. K. m. 50, 52, 62, 63) (765 S. K. m. 71, 72, 191, 456, 482) (5275 S. K. m. 99, 101, 106, 107, Geç m. 1) (647 S. K. m. 4, 5) (353 S.K. m. 251) (5252 S. K. m. 5)
5'inci Zh. Tuğ. K.lığı Askeri Mahkemesinin 12.12.2005 tarih ve 2005/555-972 esas ve karar sayılı hükmü ile Svl.Me. U.Y.'nin,
1. 20.4.2004 tarihinde tehdit suçunu işlediği kabul edilerek, 765 sayılı TCK'nın 191/1, 5237 sayılı TCK'nın 62 ve 647 sayılı Kanunun 4/1 'inci maddesi uyarınca 55 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2. 20.4.2004 tarihinde müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, 765 sayılı TCK'nın 456/4, 5237 sayılı TCK'nın 62 ve 647 sayılı Kanunun 4/1'inci maddesi uyarınca 550 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
3. 20.4.2004 tarihinde alenen huzurda sövme suçunu işlediği kabul edilerek, 765 sayılı TCK'nın 482/3, 5237 sayılı TCK'nın 62 ve 647 sayılı Kanunun 4/1inci maddesi uyarınca 641 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
22.4.2004-26.4.2004 tarihleri arasında gözetim altında geçirdiği sürenin 353 sayılı Kanunun 251/1'inci maddesi uyarınca mahkûmiyetinden mahsubuna karar verilip, bu hükmün taraflarca temyiz edilmeyerek 29.4.2006 tarihinde kesinleştiği ve 14.6.2006 tarihinde hükme kesinleşme şerhi konarak infaz için askeri savcılığa gönderildiği,
Cezanın infazı aşamasında askeri savcılığın cezaların içtimaına dair talep yazısı üzerine, 5'inci Zh. Tuğ. K.lığı Askeri Mahkemesinin 17.11.2006 tarih ve 2006/928 Müt. sayılı duruşmasız işlere dair kararı ile kesinleşmiş hükme konu adli para cezalarının 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 99 ve 101inci maddeleri gereğince içtima ettirilerek hükümlünün 1246 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükümlünün 22.4.2004-26.4.2004 tarihleri arasında gözetim altında geçirdiği sürenin 5237 sayılı TCK'nın 63'üncü maddesine göre günlüğü 100 YTL'den sayılarak ortaya çıkan 400 YTL'nin toplam cezadan mahsubuna ve hükümlünün neticeten ve içtimaen 846 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Hükümlünün bu karara karşı Tarsus C.Başsavcılığınca çıkarılan ödeme emrinde belirtilen 641 YTL para cezasını üç taksit halinde ödediğini, ortaya çıkan 205 YTL tutarındaki fazlalığın düzeltilmesini açıklayıp Tarsus C. Başsavcılığınca düzenlenen ve 5'inci Zh. Tuğ. K.lığı Askeri Mahkemesinin 12.12.2005 tarih ve 2005/555-972 esas ve karar sayılı hükmüne konu 641 YTL adli para cezasının ödenmesini bildiren 'para cezası ödeme emri' fotokopisi ile 24.7.2006'da 241 YTL, 18.8.2006'da 241 YTL ve 21.9.2006'da 159 YTL ödediğini gösterir para cezası vezne alındı fotokopilerini dilekçesine ekleyerek itirazda bulunduğu, tebliğnamede, 5275 sayılı Kanunda para cezalarının içtimai düzenlenmediği halde cezaların toplanmasına karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu belirtilerek cezaların ayrı ayrı infaz edilmesine dair karar verilmesi yönünde görüş bildirildiği, anlaşılmaktadır.
İnceleme konusu itiraz, para cezalarının toplanmasına ilişkin olduğundan cezaların toplanmasına dair kurallar incelendiğinde;
1.6.2005 tarihinde yürürlükten kalkan 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 71'inci maddesinde aynı neviden şahsi hürriyeti bağlayıcı muvakkat cezaların, 72'nci maddesinde ise aynı neviden para cezalarının toplanması hususu düzenlenmesine karşın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile getirilen sistemde cezaların toplanmasına ilişkin bir düzenlemeye özellikle yer verilmemiştir. Doktrinde ve yeni yasanın hazırlık çalışmalarına ilişkin belgelerde bu husus, suçların içtimaına ilişkin istisnalar dışında, kaç tane fiil varsa o kadar suç, kaç tane suç varsa o kadar ceza vardır şeklinde ifade edilmektedir. Bu nedenle, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecek ve böylece verilen her bir ceza bağımsızlığını koruyacaktır. Nitekim bu ilke, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 99'uncu maddesinde Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar. Ancak, bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümler bulunur ise, 107'nci maddenin uygulanabilmesi yönünden mahkemeden bir toplama kararı istenir. şeklinde açıklanmıştır. Sözü edilen 107'nci madde sadece hapis cezalarının infazına ilişkin süreleri ve koşullu salıverilme hükümlerini kapsamaktadır. Bu nedenle, 99'uncu maddede açıkça belirtildiği gibi, ancak, kişi hakkında hükmolunan birden fazla kesinleşmiş hapis cezasının mevcudiyeti ve bu cezaların infazı gerektiğinde sadece koşullu salıverme bakımından hapis cezaları toplanabilecektir. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, işlenen birden fazla suç dolayısıyla birden fazla adli para cezasına mahkûmiyet halinde, her bir suçtan dolayı mahkûm olunan adli para cezası bağımsızlığını koruyacak ve bu para cezalarının hepsi ayrı ayrı infaz edilecektir. Esasen, 5237 sayılı TCK'nın 'kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar' başlıklı 50'nci maddesinin 1'inci fıkrasına göre kısa süreli hapis cezasından çevrilme adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse dönüştürülen sürenin infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanırken, 5237 sayılı TCK'nın 52'nci maddesine göre, suçla ilgili maddede yazılı asıl ya da seçimlik adli para cezası üzerinden tayin olunan gün karşılığı adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse dönüştürülen sürenin infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanamayacağından, her türlü adli para cezasının toplanmasının sakıncaları da kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, hükümlü hakkında işlediği birden fazla suç dolayısıyla verilmiş birden fazla adli para cezasının, sadece kesinleşmiş hapis cezalarının infaz için toplanmasını öngören 5275 sayılı Kanunun 99'uncu maddesine dayanılarak toplanması isabetsiz olduğundan bu yönde tesis olunan duruşmasız işlere dair karara yönelik itirazın kabulü gerekmiştir.
Diğer taraftan, hükümlünün hakkında birden fazla adli para cezası verilmesini gerektiren fiilleri 20.4.2004 tarihinde işlediği nazara alındığında, suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu, 647 sayılı Kanun ve 353 sayılı Kanun hükümlerine göre, tayin olunan adli para cezalarının 765 sayılı TCK'nın 72'nci maddesi uyarınca toplanması ve para cezalarına ilişkin hüküm kesinleştiğinde 647 sayılı Kanunun 5'inci maddesi uyarınca infaz edilmesi, infaz sırasında tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içerisinde para cezaları ödenmezse. Cumhuriyet savcısının kararıyla -5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 1.1.2005 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 1'inci maddesinde, para cezasının ödenmemesi halinde 1 günün 100 YTL olarak hesaplanacağının belirtilmesi nazara alınarak- bir gün 100 YTL sayılmak üzere hapse dönüştürülmesi gerekmektedir. Yine, kanunlarda öngörülen ağır para cezalarını adli para cezasına dönüştüren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5'inci maddesinin, 18.5.2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5349 sayılı Kanunla Ek 3'üncü fıkrasında, ağır para cezasından dönüştürülen adli para cezasının ödenmemesi halinde, 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106'ncı maddesi hükümlerine göre hapis süresinin belirlenmesinde bir gün karşılığı olarak yüz milyon Türk Lirası esas alınır. hükmüne yer verildiğinden, bu maddeye göre de hapse dönüştürme işleminin gün karşılığı 100 YTL'dir.
Görüldüğü gibi, hükümlü hakkındaki toplamı 1246 YTL olan üç ayrı adli para cezasından, hüküm tarihinden önce geçirilmiş 4 günlük özgürlüğü kısıtlayıcı süre karşılığı olan 400 YTL indirildiğinde geriye kalan 846 YTL'nin ödenmemesi durumunda hapse dönüştürülecek süre, hem 647 sayılı Kanunun 5 ve 5275 sayılı Kanunun Geçici 1'inci maddelerine göre, hem de 5252 sayılı Kanunun 5 ve 5275 sayılı Kanunun 106'ncı maddelerine göre 8 gündür. Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağına ve infaz olunacağına ilişkin lehe kanun kuralı yönünden konuya bakıldığında, 1.6.2005 tarihinden önce yürürlükte olan kanunların hükümleri ile bu tarihten sonra yürürlüğe girip infaz sisteminde değişiklikler yapan kanunların hükümlerinin somut olayda hükümlü yönünden aynı sonucu doğurduğu görülmekte, birinin diğerine göre lehte olmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, somut olay itibarıyla, 4 günlük özgürlüğü kısıtlayıcı sürenin karşılığının para cezalarından indirilmesi ve hükümlünün itiraz dilekçesinde belirttiği ödemelerin mahsup edilmesi yönünden infazda kolaylık sağlayacağı da nazara alınarak, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre itiraza atfen karar tesis edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy