(1632 S. K. m. 66, 81) (5237 S. K. m. 62) (765 S. K. m. 59) (353 S. K. m. 16) (492 S. K. I SAYILI TARİFE) (AYDK 12.02.1998 T. 1998/30 E. 1998/26 K.) (AYDK 28.05.1998 T. 1998/74 E. 1998/79 K.) (AYDK 05.05.2005 T. 2005/48 E. 2005/43 K.)
Askeri mahkemece; sanığın, askerlikten kısmen kurtulmak için hile yapmak suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCK'nın 81/1 ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri uyarınca neticeten on ay ağır hapis cezası ile mahkûmiyetine, yasal imkânsızlık nedeniyle verilen cezanın başkaca bir tedbire çevrilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay 1'inci Dairesinin 1.6.2005 gün ve 2005/614-602 sayılı ilâmı ile mahkûmiyet hükmünün usul ve noksan soruşturma yönlerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Askeri mahkemece; Askeri Yargıtayın bozma ilâmına uyulmasına karar verildikten sonra yapılan yargılama sonucunda, sanık Ter. J.Er A.G.'nin Askerlikten kısmen kurtulmak için hile yapmak suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 81/1'inci maddesi ve 5237 sayılı TCK'nın 62'nci maddesi gereğince neticeten on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, yasal imkânsızlık nedeniyle verilen cezanın başkaca bir tedbire çevrilmesine yer olmadığına, sanığın olay nedeniyle sebebiyet verdiği 60.680.00 TL'si hazine zararının 353 sayılı Kanunun 16'ncı maddesi gereğince sanıktan tazminen tahsiline, ayrıca terhisli olduğu anlaşılan sanıktan 492 sayılı Harçlar Kanununun 1 sayılı tarifesi uyarınca 11.20 YTL nispi harcın alınmasına, karar verilmiştir.
Bu hüküm de sanık tarafından süresinde özetle; cahillikle böyle bir işe başvurduğu, çok pişman olduğu, bu olay sebebiyle çok ızdırap çektiği, yasanın hafifletici nedenlerinin hakkında kullanılması gerektiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde;
Sanığın 1.2.2001 tarihinde Ankara Mevki Asker Hastanesine müracaat ettiği, müracaat neticesinde sanık hakkında sınav ve barfiks gibi aşırı kol gücü gerektiren sportif faaliyetleri yapmaması uygundur. şeklinde karar verildiği ve bu şekilde birliğine taburcu edildiği, sanığın ise bu rapor üzerinde tahrifat yaparak (Bir buçuk ay hava değişimi S.M.K. ile) hastanın alçıda beklemesi için 1,5 ay hava değişimi verilmiştir. 3.2.2001 şeklinde eklemede bulunduğu, bu sahte hava değişimi raporuna binaen askerlik şubesine müracaat ettiği, 60.680.000 TL hava değişimi bedelini askerlik şubesinden aldığı, hava değişimi süresini kullanarak terhis edildiği, askerlik hizmetinden 45 gün müddetle uzak kaldığı, terhis belgesinde sahte rapora istinaden kullandığı hava değişimi süresinin gösterildiği, böylece sanığın yetkili makamları aldatarak, kısmen de olsa askerlikten kurtulduğu kabul edilerek yazılı olduğu şekilde karar tesis edilmiş ise de;
Dosyada mevcut ve üzerinde tahrifat yapılan Mevki Asker Hastanesinin raporu incelendiğinde; tahrifata uğrayan belgenin bilgisayar çıktısı olduğu, imzasız ve tasdiksiz bulunduğu, belgenin üst kısmındaki tarih ile yazıların sonuna konan alt kısımdaki tarihin farklı olduğu, ayrıca belgenin üst kısmındaki tarihin yanına ilâve yazı yazıldığı, yine belge üzerinde yapılan tahrifatın değişik puntolu daktilo ile yapılmış olduğunun hemen göze çarptığı, sanık tarafından yapılan sahteciliğin hile niteliği taşımayan kaba ve kandırma yeteneği olmayan bir taklitten ibaret olduğunu ortaya koyduğu, düzenlenen belgenin rapor tekniğine de uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan bu özelliklerinden dolayı; sanığın askerlik şubesine ibraz ettiği sahte belgelerin sahih nitelikteki emsal sağlık kurulu raporları ile ne görünüş ne de içerik olarak benzeşmediği kanaatine varılmıştır.
Bilindiği üzere, askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçunun oluşabilmesi için, sonucu gerçekleştirmeye yönelik olarak yapılan hilenin ortalama dikkat, bellek ve muhakeme yeteneğine sahip bir kişiyi aldatmaya elverişli olması gerekmektedir.
Eylemde kullanılan sahte belgenin içerik ve düzenleniş biçimi itibarıyla muhatabını aldatma yeteneğine sahip olmadığı, sanığın böylece bir yazıyı kullanmasının ASCK'nın 81'inci maddesinin öngördüğü (hile) niteliğinde olmadığı, hava değişimini kullanarak askerlik hizmetinden 45 gün müddetle uzak kalışının yaptığı hile sonucu değil, askerlik şubesi görevlilerinin kayıtsız ve dikkatsizliğinden kaynaklandığı, kendisine ibraz edilen bu belgeler üzerinde yapılması icap eden inceleme, mukayese ve kontrol işlemlerini özensiz ve dikkatsiz bir biçimde yapan ve bunun sonucu olarak da aldatma yeteneği bulunmayan sahte belgeye itibar eden askerlik şubesi personelinin ihmali hareketlerinin, aldatma yeteneği bulunmayan sahte belgeleri (askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçu açısından) elverişli vasıta hâline dönüştürmeyeceği, buna bağlı olarak da atılı askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçunun unsurları itibarı ile oluşmayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 12.2.1998 gün ve 1998/30-26, 28.5.1998 gün ve 1998/74-79, 05.05.2005 gün ve 2005/48-43 E.K. sayılı ilâmlarının da aynı yönde olduğu görülmektedir.)
Ancak; sanığın, sahte olduğu kendisince bilinen belgeleri kullanmak suretiyle hava değişimi kullanarak hava değişimi parasını aldığı, bu şekilde hedef aldığı sonuca izin vermeye yetkili amirlerinin rızalarını yanıltmak suretiyle ulaştığı, diğer bir ifadeyle, gerçekte aldatma yeteneği olmayan sahte belgelerin incelenmesine gerekli özen ve itinanın gösterilmemesi sonucu, kanunen hakkı olmadığı hâlde birliğinden uzak kaldığı anlaşılmıştır.
Eylemin işleniş biçimi dikkate alındığında; kullandığı yöntem ve metotların aldatma yeteneği ve buna bağlı olarak ASCK'nın 81/1'inci maddesinin öngördüğü biçimde hile yeterliliği taşımamış olmasının, gayri meşru şekilde birliğinden bir buçuk ay süreyle ayrılmasını sağlayan sanık açısından firar suçunu oluşumunu etkilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmakla, askeri mahkeme hükmünün suç vasfının tayinindeki isabetsizlik yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy