(1632 S. K. m. 76, 77, 87) (211 S. K. m. 51) (5237 S. K. m. 297) (765 S. K. m. 307) (353 S. K. m. 9, 17, 176) (5275 S. K. m. 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 111)
Sanık terhisli Dz. Er E.K.'nın, 30.7.2007 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği iddiası ve eylemine uyan ASCK'nın 87/1'inci maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, askerî mahkemece; sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 297/1 ve 3'üncü madde ve fıkralarında özel olarak düzenlenen İnfaz kurumuna veya tutuk evine yasak eşya sokmak suçunu oluşturduğu, bu suçun askerî bir suç olmadığı gibi askerî suça da bağlı bulunmadığı, 30.9.2007 tarihinde terhis edilerek askerlikle ilişiği kesilen sanığın, 353 sayılı Kanun'un 17'nci maddesine göre askerî mahkemede yargılanmasını gerektirir ilginin kesildiği belirtilerek, 353 sayılı Kanun'un 9, 17 ve 176'ncı maddeleri gereğince askerî mahkemenin görevsizliğine, dava dosyasının yetkili ve görevli İskenderun Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bu hüküm, adlî müşavir tarafından, süresinde özetle; olayın gelişimi ve korunan hukukî değer birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin, kendisine cep telefonu bulundurmayacağına ve kullanmayacağına yönelik tebliğ edilen emir hilafına hareketle emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu, ileri sürülerek temyiz edilmiş, eşi vasıtasıyla sanığa tebliğ edilen adlî müşavirin temyiz dilekçesine cevap verilmemiştir.
Dosya kapsamındaki belgelerden; İskenderun Deniz Üs Komutanlığı Karargah Destek Kıt'alar Komutanlığı Disiplin Ceza ve Tutuk Evi Müdürlüğü emrinde gardiyan olarak görevli sanığa, birliğin ve personelin güvenlik, emniyet ve disiplinini ilgilendiren ve bu sebeple de askerî hizmete ilişkin olduğunda kuşku bulunmayan, Kışla içerisinde cep telefonu bulundurmanın ve kullanmanın yasak olduğuna ilişkin düzenlemeyi de içeren emirlerin, 14.5.2007 tarihinde tebliğ edildiği, Birlik Komutanlığınca 30.7.2007 tarihinde kışlada yapılan önleyici aramada Disiplin Ceza ve Tutuk Evinde sanığın kaldığı koğuşta üzerinde iki adet cep telefonu bulunduğu, böylece sanığın kendisine tebliğ edilen emirler hilâfına hareket ettiği dosya kapsamından maddî vakıa olarak anlaşılmaktadır.
Askerî mahkemece, sanığın eyleminin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturmayıp, 5237 sayılı TCK'nın 297'nci maddesinde düzenlenen infaz kurumuna veya tutuk evine yasak eşya sokmak suçunu oluşturduğu ve sanığın terhis edilmekle asker kişi sıfatının ortadan kalkması nedeniyle askerî yargının görevinin sona erdiği, belirtilerek görevsizlik kararı verilmiş ise de;
Mülga 765 sayılı TCK'nın 307/a maddesine benzer şekilde 5237 sayılı TCK'nın 297'nei maddesinde düzenlenen, İnfaz kurumuna veya tutukevine silah, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı veya yetkili makamlar tarafından infaz veya tutuk evine sokulması yasaklanmış bulunan eşyayı sokmak veya bulundurmak ya da kullanmak suçunda korunan hukuki menfaatin Ceza infaz sisteminin etkinliğinin korunması olduğu kabul edilmektedir. (Dr. Çetin ARSLAN-Bahattin AZİZAĞAOĞLU, Yeni Türk Ceza Kanunu Şerhi, 2004 Basımı, s: 1200-1204) Bir başka anlatımla, ceza veya tutuk evinde öngörülen usul ve ilkeler bertaraf edilerek ceza infaz sisteminin etkinliğinin zayıflatılması veya ortadan kaldırılması çerçevesinde tutuklu veya hükümlülerin dışarıdaki kişilerle haberleşebilmelerinin önüne geçilmesi için cep telefonlarının (elektronik haberleşme araçlarının) infaz kurumuna veya tutukevine sokulması, bulundurulması veya kullanılması cezai müeyyideye bağlanmıştır.
Tutuklu veya hükümlünün infaz kurumuna veya tutukevine cep telefonu sokması eylemi ile tutuklu ve hükümlülerin öngörülen esaslar dışında haberleşme yapabilmelerini temin için ziyaretçi veya diğer kişilerin infaz kurumuna veya tutukevine cep telefonu sokması TCK'nın 297 'nci maddesindeki suçu oluşturacaktır. Hatta hükümlü veya tutukluların muhafazasıyla görevli kişilerin, cep telefonunu hükümlü veya tutukluların görüşebilmesi ve kullanabilmesi için infaz kurumuna veya tutuk evine sokmaları veya bulundurmaları hâlinde cezalarının arttırılacağı öngörülmüştür. TCK'nın 297'nci maddesindeki düzenleme ile Ceza infaz sisteminin etkinliğinin korunması, bozulmaması, ortadan kalkmamasının amaçlanmış olduğu anlaşılmaktadır.
TSK İç Hizmet Yasası'nın 51'inci maddesinde tanımı yapılan kışla unsurları arasında Disiplin Ceza ve Tutukevinin de yer aldığı açıktır. Bu yönüyle Disiplin Ceza ve Tutukevi binası da bir askerî birliktir. Bu çerçevede askerî birliğin güvenliği ile sabotaj, saldırı gibi istihbarata karşı koyma tedbirleri kapsamında, teknik özellikleri dikkate alınarak cep telefonunun Disiplin Ceza ve Tutukevi binasına sokulmasının yasaklanmasına ilişkin emir, hizmete ilişkin nitelik taşımaktadır. Sanığın, bu emri bildiği hâlde askerlik hizmetini yapmakta olduğu Disiplin Ceza ve Tutukevine cep telefonu sokarak anılan hizmet emrine hiç uymadığı, böylece ASCK'nın 87/1'inci maddesinin ilk cümlesinde yer alan emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Kaldı ki, Disiplin Ceza ve Tutukevi askerî mahal olmakla birlikte, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazına Dair Kanun'un 8-15'inci maddeleri ile 111'inci maddesinde belirtilen infaz kurumları arasında yer almadığından, burada tutuklu, hükümlü veya cezalı olarak tutulanlar hakkında da TCK'nın 297'nci maddesinin tatbikî mümkün görülmemektedir. ASCK'nın 76 ve 77nci maddeleri hükümleri karşılaştırıldığında da bu sonuca varılmaktadır.
Bu itibarla; emre itaatsizlikte ısrar suçunun sırf askerî suç olması karşısında, sanığın terhis edilmiş olması nedeniyle askerî yargının görevi sona ermediğinden, askerî mahkemece verilen görevsizlik kararının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmakla, adli müşavirin temyizine atfen ve resen görevsizlik kararının suç vasfına bağlı görev yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Bu aşamada, gerekçeli kararın kimlik bölümüne, sanığın 24827083510 olan T.C kimlik numarasının 248270835106 olarak, keza Feriköy olan mahallesinin Keriköy olarak yazılmasının birer maddî hata olduğuna da işaret edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy