(5271 S. K. m. 94, 98) (353 S. K. m. 31, 69, 71, 74) (5275 S. K. m. 112) (5320 S. K. m. 5)
Ege Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 2007/346 (2008/45) esas sayılı soruşturma dosyasına ilişkin olarak, şüpheli sivil şahıs Y.B.'nin yüklenen askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan dolayı hakkında Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 3.12.2007 tarih ve 2007/292 sayılı duruşmasız işlere dair kararıyla delilleri karartma şüphesi ve kaçmayı engelleme nedenleriyle CMK'nın 98'inci maddesi uyarınca tesis olunan yakalama kararı doğrultusunda yakalama emri düzenlendiği,
Hakkındaki yakalama emrine istinaden 24.12.2007 günü Ağrı İlinde yakalanan şüphelinin sevk edildiği Ağrı 12'nci Mekanize Piyade Tugay Askeri Mahkemesince 24.12.2007 tarih ve 2007/698 sayılı kararla esas mahkemeye sevk için tutuklama kararı verildiği,
Esas mahkeme olan Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi huzuruna çıkarılan ve Askeri savcılıkça vicahen tutuklanması istenen şüpheli hakkında Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 4.1.2008 tarih ve 2008/1 sayılı kararıyla tutuklama isteminin reddine karar verildiği,
Tutuklama isteminin reddi kararına karşı Ege Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığınca 4.1.2008 tarihinde en yakın askeri mahkemede itiraz edilmesi üzerine, Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 4.1.2008 tarih ve 2008/3 sayılı kararıyla itirazın kabulü ile tutuklanması gereken şüpheli hakkında yakalama emri çıkarılması yönünde karar tesis edilip tutuklanmayı teminen yakalama müzekkeresi çıkarıldığı,
Sevk için tutuklanmış iken Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 4.1.2008 tarihli tutuklama isteminin reddi kararı üzerine salıverilmiş olan şüphelinin hakkındaki Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesince düzenlenmiş yakalama müzekkeresi doğrultusunda yakalanarak aynı gün Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi huzuruna çıkarıldığı, anılan Mahkemenin 4.1.2008 tarih ve 2008/1 sayılı kararıyla tutuklama için çıkarılmış yakalama müzekkeresindeki şahsın huzurdaki şüpheli olduğu saptanarak yakalama müzekkeresinin tutuklama kararına dönüştürüldüğü,
Şüphelinin vekaletnameli müdafi tarafından 10.1.2008 tarihli dilekçeyle, Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilmiş tutuklama kararına itiraz edilmesi üzerine, Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesine itirazı inceleme yönünden en yakın Askeri Mahkeme olan Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesince 11.1.2008 tarih ve 2008/5 sayılı kararla 5320 sayılı Kanun'un 5'inci maddesi uyarınca gıyabi tutuklama kararının ancak yabancı ülkede bulunan kaçaklar hakkında verilebileceği, bu nedenle Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesince tesis edilmiş olan kararın şüphelinin gıyabında verilmiş olması nedeniyle 'tutuklanmasına' ilişkin bölümünün yok hükmünde olduğu ve anılan kararın bütün halinde şüpheli hakkında çıkarılmış yakalama emri olarak hukuken değer kazandığı, öte yandan şüphelinin yakalandıktan sonra Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesi önüne çıkarılması gerektiği, itirazın halli için karar vermeye bu Mahkemenin yetkili olduğu, şüpheli hakkında hukuken geçerli olarak ilk kez Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 4.1.2008 tarih ve 2008/1 sayılı Kararıyla vicahen tutuklama kararı verildiğine göre 353 sayılı Kanun'un 71/4 maddesi uyarınca en yakın Askeri mahkeme sıfatıyla tutuklamaya itiraza Hava Eğitim Komutanlığı Mahkemesinin bakması gerektiği belirtilerek Mahkemenin yetkisizliğine karar verildiği,
Soruşturma dosyasının intikal ettirildiği Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesince tesis olunan 16.1.2008 tarih ve 2008/18 sayılı kararla, şüpheli hakkında tutuklama kararı verildiğinden tutuklama kararma itirazın kendi Mahkemelerinde incelenmesinin hukuka ve mevzuata aykırı olacağı belirtilerek Mahkemenin yetkisizliğine karar verildiği,
Bu suretle iki askeri mahkeme arasında tutuklamaya itiraz konusunda olumsuz yetki uyuşmazlığı çıktığı ve kişi özgürlüğünü yakından ilgilendiren bir konuda en yakın askeri mahkemede itiraz kanun yolunun çalıştırılması suretiyle sorunun halli olanağı kalmadığından çözümsüz bir durum oluştuğu anlaşılmaktadır.
Belirtilen sorunun 353 sayılı Kanun'un 31 'inci maddesi kapsamında Askeri Yargıtayda çözülmesi gerektiği sonucuna varılarak yapılan incelemede;
Bilindiği gibi 353 sayılı Kanunda 5.10.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5530 sayılı Kanunla yapılan köklü değişiklikler sonucu tutuklama kurumuna ilişkin bir kısım maddeler kaldırılmış, bir kısım maddeler askeri yargıya özgü oluşu nedeniyle korunurken bazı maddelerde de değişiklikler yapılarak 5271 sayılı CMK ile uyum sağlanmıştır. Yapılan değişikliğin gerekçesi, pek çok konuda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun'undaki hükümlerin tekrarlanmış olması dikkate alındığında, Ceza Muhakemesi Kanun'unda bulunan hükümlerin tekrarına gerek görülmeyerek 353 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinin yürürlükten kaldırılması ve askeri yargıda uygulanmasına ihtiyaç bulunmayan hükümler hariç olmak üzere Ceza Muhakemesi Kanun'una atıf yapılması yolu tercih edilmiştir. şeklinde açıklanmaktadır. Bu düzenlemeler dikkate alındığında bir usul sorunu çıktığında öncelikle 353 sayılı Kanunda bir hüküm bulunup bulunmadığı araştırılmalı ve hüküm bulunmadığı takdirde 5271 sayılı CMK hükümlerinde çözüm aranmalıdır.
353 sayılı Kanun'un tutuklama müessesesi ile ilgili hükümleri incelendiğinde, 5530 sayılı Kanun ile değişik 69'uncu maddede tutuklama Kararının kim tarafından istenip verilebileceği, 71'inci maddede tutuklama nedenleri belirtilmiş olup, tutuklamaya ya da tutuklama isteminin reddi kararlarına itiraz ise açık ve anlaşılır bir biçimde 74'üncü maddede düzenlenmiştir.
74'üncü maddenin 2'nci fıkrasına göre, tutuklama isteminin reddine dair kararlara karşı Askeri savcı ile teşkilatında Askeri mahkeme kurulan kıta komutanı 7 gün içinde istemi reddeden mahkemeye en yakın Askeri mahkemede itiraz edebilmekte; anılan maddenin 5530 sayılı Kanunla değişik son fıkrasına göre, itirazı inceleyen mahkeme, şüpheli veya sanığın tutuklanmasına karar verdiği takdirde; şüpheli veya sanığın, itirazda bulunan teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanının teşkilatındaki askeri mahkeme hariç, en yakın askeri mahkemeye 7 gün içinde itiraz edebilme hakkı bulunmaktadır.
Açıklanan bu mevzuat hükümlerine göre, somut olayda, şüphelinin tutuklanmasına ilişkin Askeri savcının istemi Ege Ordu Askeri Mahkemesince reddedildiğine ve bu karara süresinde askeri savcı tarafından itiraz edildiğine göre, itiraza en yakın askeri mahkeme olan Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesinde bakılacaktır. Tutuklama isteminin reddi kararına yönelik itirazı inceleyen askeri mahkeme, somut olayda olduğu gibi, 353 sayılı Kanun'un 74'üncü maddesi hükmüne göre itiraz nedenlerini yerinde bulduğu takdirde şüphelinin tutuklanmasına karar verecek, pek tabi huzurda olmayan şüphelinin tutuklu olarak cezaevine kapatılması için CMK'nın 94 ve 98'inci maddeleri doğrultusunda bir yakalama emri (müzekkeresi) çıkaracaktır.
Nitekim bu husus 98'inci maddenin 1'inci fıkrasında, Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir. şeklinde açık bir biçimde düzenlenmiştir. Anılan 98'inci maddede 5353 sayılı kanunla yapılan değişiklik gerekçesinde, 98 inci maddesinin birinci fıkrasına bir cümle eklenmiştir. Böylece, tutuklama talebinin reddi kararına itiraz üzerine merciin itirazı yerinde görmesi halinde, bu arada serbest bırakılmış olan kişi hakkında tutuklama kararı vermek üzere yakalama emri düzenlenebilmesi mümkün hale getirilmiş ve bu suretle 271'inci maddenin dördüncü fıkrasıyla uyum sağlanmıştır. denilerek itiraz üzerine tutuklama kararı verildiğinde yakalama emri düzenlenmesinin yolu açılmıştır.
Belirtilen şekilde itiraz üzerine tutuklanıp hakkında yakalama emri (müzekkeresi) düzenlenen şüpheli yakalandığında, hakkındaki yakalama emrinin tutuklama kararı haline dönüştürülmesi gerekmektedir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 112'nci maddesi gereğince sanığın tutukevine kabul edilebilmesi için hakim veya mahkeme tarafından verilmiş bir tutuklama kararının bulunması zorunludur. Şüpheli hakkındaki 4.1.2008 tarihli yakalama emrinin tutuklama kararına dönüştürülmesi işleminin herhangi bir mahkemede yapılması mümkün olup somut olayda bu işlem Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince yapılmıştır. Esasen bu işlem bir kimlik doğrulama işleminden ibaret olup yakalama emrinde ismi geçen kişinin huzurdaki kişi olduğu saptandığında mahkemenin tutuklama kararı vermek dışında bir yetkisi bulunmamaktadır.
Nitekim, 5271 sayılı CMK'nın 94'üncü maddesinde değişiklik yapan 5353 sayılı Kanunla ilgili gerekçede, Sulh ceza hakimi, öncelikle, yakalama emrinin geri alınıp alınmadığını, ayrıca huzuruna getirilen kişinin yakalama emrinde belirtilen kişi olup olmadığını araştıracaktır.
Yine, örneğin, yakalama emrini düzenleyen hakim veya mahkeme, bu emrin ekinde, şüpheli veya sanığa yöneltilmek üzere bazı sorular sorulup cevabı alındıktan sonra serbest bırakılmasını isteyebilir. Bütün bu durumlarda, soruşturulduğu veya kovuşturulduğu yer dışında yakalanan kişinin gereksiz yere mağdur edilmesi önlenmiş olacaktır. Yakalama emri geri alınmışsa, yakalanan kişi yakalama emrinde belirtilen kişi değilse ya da somut durumda bu kişinin yetkili hakim veya mahkemeye gönderilmesine gerek bulunmamakta ise, sulh ceza hakimi kişiyi serbest bırakacaktır. Buna karşılık yakalanan kişinin yetkili hakim veya mahkemeye gönderilmesi gerekmekte ise, gönderme işlemi de hakim güvencesinde ve onun kararıyla olacaktır. Bu durumda hakim, sevk tutuklaması kararı verecektir. şeklinde açıklanmıştır. Dolayısıyla somut olaydaki konunun CMK'nın 94'üncü maddesinde belirtilen ve hakime serbest bırakma hakkını bahşeden durumla bir ilgisi bulunmamaktadır.
Açıklandığı üzere, Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince tutuklanma istemi reddedilen, itiraz üzerine en yakın askeri mahkeme olan Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesince tutuklanan şüphelinin, müdafi tarafından süresinde tutuklama kararına itiraz edildiğine göre, 353 sayılı Kanun'un 74'üncü maddesi son fıkrası gereğince, söz konusu itiraza tutuklama Kararı veren mahkeme yönünden en yakın askeri mahkeme olan Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinde bakılması gerektiği tereddüt yaratmayacak biçimde bellidir. Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin Kararında değinilen 5320 sayılı Kanun'un 5'inci maddesindeki husus, 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu yürürlükte iken verilmiş gıyabi tutuklama kararlarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'unun yürürlüğe girmesiyle yakalama emri niteliğine dönüşmesine ilişkin bir düzenleme olup konumuzla bir ilgisi bulunmamaktadır. Öte yandan, yukarda belirtildiği gibi, 353 sayılı Kanun'un 74'üncü maddesine göre itiraz merci tutuklama kararı verebileceğine göre, Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin yetkisiz olduğunu belirtmesine karşın incelediği tutuklama kararındaki 'tutuklanmasına' ibaresinin yok hükmünde olduğuna dair kabulünde de isabet bulunmamaktadır. Yine, anılan Mahkemenin, şüphelinin yakalandığında tutuklama Kararı yerine geçmek üzere yakalama emrini düzenlemiş olan Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesi önüne çıkarılması gerektiğine ilişkin kabulü isabetsiz ve hatalı olup, bu kanaat, yukarda açıklandığı üzere yasal düzenlemelere uygun olmadığı gibi, tutuklama kararı veren merciin aynı zamanda bu karara yönelik itiraza da bakması şeklinde açıkça hukuka aykırı bir değerlendirme mahiyetindedir.
Açıklanan nedenlerle, şüpheli sivil şahıs Y.B.'nin itiraz üzerine tutuklanmasına ilişkin karara karşı müdafi tarafından yapılan itiraza, 353 sayılı Kanun'un 74'üncü maddesi gereğince Güney Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin bakması gerektiğine, bu nedenle anılan Mahkemenin 11.1.2008 tarih ve 2008/5 sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy