(647 S. K. m. 6) (1632 S. K. m. 85, 134) (765 S. K. m. 47, 59, 80)
Müteselsilen hakikate muhalif rapor, layiha, sair evrak tanzim ve ita etmek ve üste hakaret suçlarından sanık Top. Yzb. Tayfur CENGİZ (TSK'den ilişiği kesilmiş) hakkında Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 13.12.2007 tarihli ve 2007/494-1001 E.K. sayılı mahkumiyete ilişkin hükümlerin, sanık müdafii tarafından süresinde temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 14.04.2009 tarihli ve 2009/3797 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık hakkında atılı suçlardan kurulan ilk mahkumiyet hükümlerinin, Dairemizin 25.07.2006 tarihli ve 2006/1210-1207 E.K. sayılı ilamı ile; kurulan hükümlerde usul, sübut, vasıf ve takdir yönlerinden herhangi bir yasaya aykırılık bulunmamakla birlikte, sanığın suç tarihlerindeki cezai ehliyeti ile askerliğe elverişlilik durumunun saptanması için adli gözlem altına alınması gerekli görüldüğünden, her iki mahkumiyet hükmünün de eksik soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmesi üzerine, Askeri Mahkemece, bozmaya uyulup gerekleri yerine getirilerek yeniden yapılan yargılama sonunda, sanığın;
1) 11.06.2001-28.07.2004 tarihleri arasında müteselsilen hakikate muhalif rapor, layiha, sair evrak tanzim ve ita etmek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 134, 765 sayılı TCK'nın 80, 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4'üncü maddeleri gereğince 1.925 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ASCK'nın 30/1-B maddesi gereğince sanığın Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılmasına ve bu cezalarının 647 sayılı Kanunun 6'ncı maddesi gereğince ertelenmesine,
2) 09.09.2004 tarihinde üste hakaret suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 85/1, 765 sayılı TCK'nın 47/son ve 59/2'nci maddesi gereğince 1 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
Bu hükümler sanık müdafii tarafından; öncelikle gerçeğe aykırı düzenlenen belgelerin ikna ve iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı ve hakaret kastı içermeyen dilekçenin hak arama müessesesi içinde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği konusunda bilirkişi dinlenmemesinin, sanığın TSK'dan çıkarılma sebebinin araştırılmamasını, dilekçe ile hakaret edildiği iddia edilen Albay hakkında açılan dava sonuçlarının beklenmemesinin, noksan soruşturma oluşturduğu, ayrıca, iddianın genişletilmesinin hukuka aykırı olduğu, yüklenen suçların unsurlarının oluşmadığı belirtilerek ve bir önceki temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler tekrarlanarak temyiz edilmiş; unsurları yönünden oluşan müteselsilen hakikate muhalif rapor, layiha, sair evrak tanzim ve ita etmek suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün CMK'nın 23l'inci maddesi yönünden Mahkemece değerlendirme yapılması amacıyla, yine unsurları yönünden oluşan üste hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün ise, sanığın haksız tahrik hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağının araştırılmasına yönelik eksik soruşturma nedeniyle ayrı ayrı bozulması görüşünü içeren tebliğnameye, sanık müdafii tarafından verilen yazılı cevapta, tebliğnamedeki sübuta yönelik görüşlerin kabul edilmediği bildirilmiştir.
1) Müteselsilen hakikate muhalif rapor, layiha, sair evrak tanzim ve ita etmek suçuna ilişkin olarak yapılan incelemede;
Polatlı Topçu ve Füze Okul Komutanlığı emrinde görevli iken TSK'dan Yüksek Askeri Şura kararıyla ilişiği kesilen sanığın, 04.08.1998 tarihinden itibaren Avniye CENGİZ ile evli olmasına rağmen, Topçu ve Füze Okulu Komutanlığında göreve başladığı 11.06.2001 tarihinden evli olduğunun öğrenildiği 28.07.2004 tarihine kadar, mal bildirimi, kimlik kartı beyannamesi gibi, bir kısmı bizzat kendisi tarafından düzenlenen; maaş bordrosu, künye defteri, personel bilgi formatı gibi, diğer bir kısmı da sanığın verdiği bilgilere göre yetkililer tarafından düzenlenen belgelerde evli ve iki çocuklu olduğunu gizlediği, bu belgelerle ilgili olarak üstlerine ve amirlerine bekar olduğuna dair beyanda bulunmak suretiyle atılı suçu işlediğini kabul eden Askeri Mahkemenin; elverişli kanıtlar ve yeterli gerekçe ile yazılı olduğu şekilde kurduğu mahkumiyet hükmünde, usul, sübut, vasıf ve takdir yönlerinden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte;
Dairemizin bozma ilamı gereğince adli gözlem altına aldırılan ve bu suç bakımından sağlam olduğu kabul edilen sanık hakkında düzenlenen adli raporda (Dz.292) ... 'müteselsilen hakikate muhalif evrak tanzim etmek' suçunu işlediği 04.08.1998-28.07.2004 tarihleri arasında herhangi bir psikiyatrik yakınması ya da tedavisi olmadığını belirtmiş, adli dosyasındaki evraklarında da bu yönde bir belgeye rastlanmamıştır. Buradan hareketle bu suçu işlediği tarihlerde psikiyatrik yönden sağlam olduğu değerlendirilmiştir. şeklinde bir açıklamaya yer verilmiş ise de; dosya dizi 146'da bulunan yazıdan, sanığın Kıtası Komutanlığınca 11.09.2000 tarihinde GATA Psikiyatri Polikliniğine sevk edildiği, burada yapılan muayenesi sonunda, Depresif bozukluk tanısı konularak ilaç tedavisinin düzenlendiği ve 20 gün istirahat verildiği, anlaşılmaktadır.
Bu suç bakımından sanık hakkında yapılan psikiyatrik değerlendirmenin eksik bilgi ve belgeye dayanması (Yukarıda sözü edilen belgenin dikkate alınmaması) karşısında, Dairemizin bozma kararının gereğinin tam olarak yerine getirildiği söylenemeyeceğinden, sözü edilen belge de gözetilerek sanığın 11.06.2001-28.07.2004 tarihleri arasında işlediği kabul edilen müteselsilen hakikate muhalif rapor, layiha, sair evrak tanzim ve ita etmek suçu ile ilgili olarak yeniden adli rapor aldırılması için mahkumiyet hükmünün eksik soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiş; sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumundan yararlanıp yararlanmayacağının Mahkemesince değerlendirilmesi gerektiğine de, bozma nedeni karşısında işaret edilmiştir.
2) Üste hakaret suçuna ilişkin olarak yapılan incelemede;
Suç tarihinde görev yaptığı Komutanlık emri ile 14-15 Temmuz 2004 tarihlerinde evinde arama ve tespit işlemi yapılan sanığın, sözü edilen işlemi gerçekleştiren heyetin Başkanı İsth. Alb. Fatih ÇELİK'e yönelik olarak 09.09.2004 tarihinde vermiş olduğu şikayet dilekçesinde ......hukukun ve huzurun ve istikrarın düşmanları.....üst rütbede olmanın terbiyesini tahakküm ve tahkir olarak anlamış birisinin belası..... yüksek rütbeli bir subayın.....pervasızca davranışları....orduya ve askeri disipline sadakati kendilerine perde yaparak, acaba yaptıkları yolsuzların üstünü mü örtmek istiyorlar....rüşvet vererek bir yere gelen insanlar... şeklinde, şikayet konusu ile ilgisi olmayan ve hak arama kapsamında değerlendirilmesi olanaklı bulunmayan ifadelere yer vermek suretiyle üzerine atılı üste hakaret suçunu işlediğini kabul eden Askeri Mahkemenin; bozma kararı gereğince adli gözlem altına aldırarak yaptırdığı psikiyatrik inceleme sonunda, sanığın 765 sayılı TCK'nın 47'inci maddesi kapsamında olduğunun anlaşılması üzerine, elverişli kanıtlar ve yeterli gerekçe ile eylemin sübutunu kabulünde, nitelendirmesinde ve temel cezayı alt sınırdan belirlemiş olmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiş ise de; sanığın bu suçu tahrik altında işleyip işlemediğinin ortaya konulabilmesi bakımından, 14-15 Temmuz 2004 tarihlerinde evinde yapılan arama sırasında görevlilerin sergiledikleri tutum ve davranışlarının belirlenmesi için sanık tarafından açılan ve Polatlı Sulh Ceza ile Polatlı 1'inci Asliye Mahkemesinde görülen davaların sonuçlarının araştırılmamış olması eksik soruşturma niteliğinde görülerek, mahkumiyet hükmünün bu nedenle bozulmasına karar verilmiş; sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumundan yararlanıp yararlanmayacağının Mahkemesince değerlendirilmesi gerektiğine de, bozma nedeni karşısında işaret edilmiştir.
Üye Hakim Albay M. META; Dairemizin 25.07.2006 tarihli bozma kararında bu hususun değerlendirilerek, atılı suçun tahrik altında işlenmediğinin kabul edilmesi, hükmün sadece sanığın cezai ehliyetinin ve askerliğe elverişlilik durumunun belirlenmesine yönelik olarak bozulması, bozma gereğinin Mahkemece yerine getirilmesi ve Daire kararından dönülmesini gerektiren herhangi bir yeni durumun dosyaya yansıtılmamış olması karşısında; bu suçtan kurulan mahkumiyet hükmünün, kararın verildiği tarihten sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun ile değişik CMK'nın 231'inci maddesi hükümlerinden (HAGB) sanığın yararlanıp yararlanamayacağının Mahkemesince değerlendirilmesi amacıyla bozulması gerektiği, şeklindeki farklı bozma gerekçesi ile çoğunluğun bozma kararına katılmıştır.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Sanık müdafiinin temyizine atfen ve resen; mahkumiyet hükümlerinin, 353 sayılı Kanunun 221/1'inci maddesi gereğince eksik soruşturma yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 13.05.2009 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy