(1632 S. K. m. 87) (353 S. K. m. 196) (5271 S. K. m. 260)
Yapılan incelemede; 02.05.2007 günü sabahı icra edilen mıntıka temizliğini kontrol eden Garnizon Nöbetçi Amirinin, Birlik Nöbetçi Çavuşu olarak mıntıka temizliğini yaptıran sanığı yanına çağırdığı, sanığın elinde sigarayla Nöbetçi Amirinin yanına geldiği, esas duruşunun da düzgün olmadığı, bu durumu gören Nöbetçi Amirinin sanığa, sigarayı söndürmesini emrettiği, fakat sanığın Niye söndürecekmişim diye cevap verdiği, bunun üzerine Nöbetçi Amirinin sanığa esas duruşa geçmesini emrettiği, fakat sanığın Avuç içinde saklayarak saygı gösteriyorum diyerek esas duruşa geçmediği, böylece sanığın ASCK'nın 87/1 madde ve fıkrasının ikinci cümlesine uyan şekilde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, Askeri Mahkemece; dinlenen tüm tanıkların yeminli beyanlarında, sanık ile Nöbetçi Amiri arasında geçen konuşmaları duymamakla birlikte, sanığın esas duruşta olduğunu anlattıkları ve Nöbetçi Amirinin beyanı dışında bu konuda sanığın savunmalarının aksini ortaya koyacak derecede bir delil bulunmadığı belirtilerek, şüpheden sanığın yararlanacağına ilişkin genel hukuk kuralı gereği, sanık hakkında unsurları oluşmayan müsnet suçtan beraat karan verildiği, tüm dosya içeriğinden anlaşılmakta ise de; Nöbetçi Amiri F.K'nın temyiz hakkının bulunup bulunmadığının öncelikle ortaya konulması gerekmektedir.
Kanun yollarına başvurma hakkı 353 sayılı Kanunun 196'ncı maddesinde düzenlenmiş olup, 5530 sayılı Kanunun 40'ıncı maddesiyle CMK'nın 260'ıncı maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde bu maddede değişiklik yapılmıştır.
Bu madde Kanun yolları, askeri savcı, şüpheli, sanık ve katılan, katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar ile teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıt'a komutanı ve askeri kurum amirine açıktır. hükmünü içermektedir.
CMK'nın 260'ıncı maddesinin bu konuya ilişkin gerekçesinde;
Madde gereğince ... ve bu Kanuna göre davaya katılan sıfatını almış olanlar ile bu konudaki istekleri mahkemece reddedilmiş veya ... madde kapsamında bulunup duruşmadan haberdar edilmemiş suçtan zarar görmüş kişiler de kanun yollarına başvuru hakkına sahiptirler
... ve davaya katılan ile katılma istemi reddedilmiş veya duruşmadan haberdar edilmemiş olan suçtan zarar görenler ancak hukuki çıkarlarını ihlal etmiş olan karara karşı kanun yoluna başvurabilirler; aksi halde yetkileri yoktur. şeklinde açıklama yapılmıştır.
Somut olayda; Nöbetçi Amirinin, davaya katılan sıfatını almadığında ve bu konuda bir isteğinin de bulunmadığında tereddüt bulunmamakta olup, suçtan zarar gören sıfatının bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Nöbetçi Amiri F.K.'nın, astlarının yanında verdiği emrin yerine getirilmemesinden bir amir olarak derin üzüntü duyması ve kişisel otoritesinin sarsılması son derece doğal olmakla birlikte, isnat konusu bu eylem, işleniş biçimi itibarıyla amir durumundaki F.K.'nın herhangi bir hukuki çıkarını ihlal etmemiştir. Zira emre itaatsizlikte ısrar suçunun koruduğu hukuki menfaat askeri disiplin ve itaatin korunması şeklinde kamusal bir değerdir. Gerek sanığın işlediği iddia edilen eylemin maddi konusunun, gerekse eylemin neden olduğu ileri sürülen itaatsizlik durumunun, 353 sayılı Kanunun 196 ve CMK'nın 260'ncı maddelerinin öngördüğü anlamda Nöbetçi Amirine suçtan zarar gören kişi olarak kanun yoluna başvurma hakkı vermediğinden, temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy