(5271 S. K. m. 147, 149, 150, 156, 191)
Yapılan incelemede; Askerî Mahkemece, iki ayrı arkadaşının bir şeyini çalmak suçlarını işlediği isnat olunan sanığın savunmasının en yakın Asliye Ceza Mahkemesinde tespiti için Birlik Komutanlığına 04.12.2006 tarihinde talimat yazıldığı, talimata CMK'nın 150/3'üncü maddesi gereğince müdafii bulundurulmasının zorunlu olduğu hususunda şerh düşüldüğü, talimat gereğince sanığın savunmasının istinabe suretiyle yetkili kılınan Ş... Asliye Ceza Mahkemesinde 09.01.2007 tarihinde tespit edildiği ve Ş... Barosu avukatlarından Av. F.Ç.'nin müdafii olarak tayin edildiği, sanığın da CMK'nın 147'nci maddesindeki haklarının hatırlatılması üzerine müdafii huzurunda savunma yapacağını belirttiği, bunun üzerine müdafiin katıldığı duruşmada sanığın savunmasının tespit edilerek Hüküm Mahkemesine gönderildiği, Hüküm Mahkemesince müdafii hususunda herhangi bir usulü işlem yapılmadan hükme gidildiği, anlaşılmaktadır.
5271 sayılı CMK'nın 147'nci maddesinde; şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi sırasında, müdafii seçme hakkının bulunduğu, onun hukuki yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceğinin kendisine bildirileceği, müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirileceği, CMK'nın 191 'inci maddesinde de, kovuşturma evresinde sorgusundan önce bu yöndeki haklarının sanığa bildirileceği, düzenlenmiştir. CMK'nın 149'uncu maddesinde; şüpheli veya sanığın, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabileceği, CMK'nın 150'nci maddesinde; müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan etmesi ve istemi halinde kendisine bir müdafi görevlendirileceği ve zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususların çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği, CMK'nın 156'ncı maddesinde ise; müdafiinin, kovuşturma evresinde, mahkemenin istemi üzerine Baro tarafından görevlendirileceği, açıkça belirtilmiştir.
Keza, 5271 sayılı CMK'nın 156/1, 2; 150/4'üncü maddeleriyle, Yönetmeliğin 7/1-b ve 10/10'uncu maddeleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde de; kovuşturma evresinde müdafiin, mahkemenin istemi üzerine kovuşturmanın yapıldığı yer barosu tarafından görevlendirileceği, yargılamanın yapıldığı il veya ilçe dışında yargılamayı gerektirir şekilde görevsizlik, yetkisizlik karan ya da davanın nakline karar verilmesi hâlinde müdafiin görevinin sona ereceği, keza istinabe işlemi sırasında görevlendirilen müdafiin görevinin de o işlemle sınırlı olduğu, anlaşılmaktadır.
Bu yasal düzenlemelere göre somut olaya dönüldüğünde; sanığın talimat yoluyla ifadesinin alınması sırasında, CMK'nın 147'nci maddesi uyarınca bir müdafii görevlendirilmesini istemesi ve müdafiinin yanında savunmasını yapmış olması nazara alınarak, Askerî Mahkemece;
CMK'nın 150'nci maddesi uyarınca, D..... Barosundan bir müdafii görevlendirilmesi istenip, Baroca görevlendirilen müdafiin iştiraki ile yargılamaya devam edilmesi gerekirken, bu yola başvurulmadan, hükme gidilmesi CMK'nın 147, 149 ve 150'inci maddelerine aykırı olduğu gibi, Adil yargılanma hakkının ihlali ve savunma hakkının kısıtlanması anlamında, 353 sayılı Kanunun 207/3-H maddesine göre de kanuna mutlak aykırılık teşkil ettiğinden, beraat hükümlerinin usule aykırılık nedeniyle, aleyhe temyiz gözetilerek bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy