(1632 S. K. m. 121, 130) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (4608 S. K. m. 1) (5143 S. K. m. 5, 7, Geç. m. 3) (1468 S. K. Ek m. 1) (6136 S. K. m. 7) (211 S. K. m. 42) (Türk Silahlı Kuvvetlerinde İlk Nasıp İstihkakına Dair Yönetmelik m. 5) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 97, 98, 99, 100, 101)
Askeri Mahkemece; sanığın, 25.04.2008 tarihinde, askeri eşyayı kaybetmek suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCKnın 130/1-2, 50 TCK'nın 62, 50/1-a ve 52/2'nci maddeleri uyarınca, 1.520.00 (Bin beş yüz yirmi) TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 52/4'üncü maddesi uyarınca adli para cezasının aylık altı eşit taksitte ödenmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilmesine, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine, meydana gelen 250,00 TL tutarındaki Hazine zararının ASCKnın 130/son maddesi gereğince sanıktan tahsiline, nispi harç alınmasına yer olmadığına, karar verilmiştir.
Bu hüküm sanık tarafından, sübut ve uygulamaya yönelik nedenlerle temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede;
Sanık astsubayın, 5143 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan 4608 sayılı Muvazzaf Subay ve Askeri Memurlara Verilecek Elbise ve Teçhizat Hakkındaki Kanuna istinaden ilk nasıp istihkakı olarak verilen 7.65 mm. Astra marka tabancayı 25.04.2008 tarihinde kaybettiği, sanığın, bu kaybolmanın bir hırsızlık neticesinde olduğu yönünde beyan ve şikayetinin bulunduğu, dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Hizmete mahsus eşyayı kaybetmek suçu, başka suçlarla birlikte ASCKnın 130'uncu maddesi içerisinde düzenlenmiştir. Bu madde de; askeri eşyayı özürsüz kaybeden asker kişilerin, eşyanın değeri, önemi, meydana gelen hasarın miktarı ve fiilin işleniş şekline göre üç aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı, suç konusu eşyanın; silah, mühimmat, savaş aracı veya gereci olması halinde cezanın artırılacağı, ayrıca kaybedilen eşyanın ödettirileceği öngörülmüştür.
Maddenin kanuni tanımında yer alan suçun söz konusu olabilmesi için, öncelikle, asker kişinin kaybettiği eşyanın askeri eşya vasfında olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.
Kaybolduğu iddia edilen tabanca, zati tabanca olarak, 25.02.1996 tarihli emrin ekinde yer alan tahsis çizelgesi ile sanığa teslim edilmiştir.
Sanığa söz konusu tabancanın ve buna ait mermilerin verilmesine dayanak olan 1468 sayılı Astsubay Nasbedilenlere Giyecek ve Teçhizat Verilmesi Hakkında Kanun'a, 09.03.1993 tarihli ve 499 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen Ek Madde 1 'de,
Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinden itibaren yeniden nasbolunan astsubaylara bir defaya mahsus olmak üzere kılıfı, yedek şarjörü, harbisi, tarifnamesi, iki talim mermisi ve yirmi beş adet harp mermisi ile birlikte birer adet ordu tipi tabanca verilir.
Yukarıdaki fıkra uyarınca kendilerine tabanca verilenler, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilmedikçe tabanca ve mermilerini, her ne suretle olursa olsun başkalarına veremez veya devredemezler. hükmüne yer verilmiştir.
1468 sayılı Kanun, 28 Nisan 2004 tarihinde yayınlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 5143 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde İlk Nasıp İstihkakına İlişkin Kanunla yürürlükten kaldırılmış ise de, 5143 sayılı Kanunun geçici maddeleri ile 1468 sayılı Yasa döneminde tabanca alan personele yönelik aynı yükümlülükleri getirmiştir (Geçici Madde 3).
Ayrıca 6136 sayılı Kanunun 7/4-A maddesi ve bu Kanunla ilgili Yönetmeliğin 11'inci maddesindeki istisnalar dışında emekli subaylar ve astsubayların bu tabancaları taşıma hakları hükme bağlanmıştır.
5143 sayılı Kanunun 5'inci maddesine dayanılarak hazırlanan 11.10.2007 tarihli ve 26670 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetlerinde İlk Nasıp İstihkakına Dair Yönetmeliğin 5/a madde ve fıkrasının 3,4 ve 5'inci bentleri;
Tahsis edilen teçhizat tabancası ve muhteviyatı, personelin muvazzaflığı süresince Devlet malı statüsündedir. Teçhizat olarak verilen tabanca ve muhteviyatı, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişik kesilmedikçe hiçbir şekilde başkasına verilemez, hibe edilemez ve devredilemez.
Çıkarma, sicilen ayırma, resen ayırma ve benzeri sebeplerle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilen subay, astsubay ve uzman jandarmalara tahsis edilen teçhizat tabancası geri alınır ve irat kaydedilir.
Silah ruhsatı verilmesine engel olan bir akıl hastalığı veya psikolojik ve nörolojik rahatsızlığı nedeniyle, sağlık kurulu raporuyla, silahlı görev yapamayacağının belirlenmesi halinde anılan tabanca, Devlet malı statüsünde olduğundan, personelin silahlı kuvvetlerden ayrılmasına kadar emanette bekletilir, ayrılmasından sonra silahın başkasına devri sağlanır.
şeklinde olup, bu hükümlerden; ilk nasıp istihkakı olarak tabanca alan personel açısından şartlı bir mülkiyetin söz konusu olduğu, tabancaya zilyet olan anılan Kanuna tabi personelin mülkiyeti kazanma anının şartları uygun olduğu takdirde muvazzaflık süresinin sonuna taşındığı, ayrıca yapılan bu idari düzenlemelerin suç tarihinden önce yürürlükte olduğu, her askere vazife ve hizmet icabı kullanmak ve muhafaza etmek için tevdi olunan her çeşit Devlet malının korunması görevini veren TSK İç Hizmet Kanununun 42'nci maddesi ve Yönetmeliğin 97-101'inci maddeleri çerçevesinde de, askeri eşyanın galip vasfının Devlet malı olmasının gerektiği anlaşılmakla birlikte;
ASCK'nın 130'uncu maddesinde belirtilen Askeri eşya askerlik amaç ve menfaatlerine tahsis edilmiş, askeri hizmete mahsus kılınmış eşya demektir. Hangi eşyaların askeri eşya olduğunu açıklayan bir hüküm bulunmamakla birlikte, hizmetin ifası için tahsis edilen ve Ordunun elinde (Envanterinde) bulunan tüm eşyaları anlamak zaruridir. Ordu Mal Yönetmeliğinin 2'nci maddesi ile devamı maddeleri de bu yöndedir.
Bu itibarla, askerlerin kendi imkanlarıyla temin ve tedarik ettikleri veya Türk Silahlı Kuvvetlerinden, kanundan kaynaklanan haklan nedeniyle mülkiyetini kazanmış bulundukları eşyalara, askeri eşya sıfatının verilmesine hukuken imkan yoktur.
Somut olayımızda, dava konusu tabancanın, sanığa, 1468 sayılı Kanunla ücretsiz, istihkak ve şahsi tabanca olarak verildiği, mülkiyetinin verilen kişiye ait olduğu, sadece görev süresince başkasına verilemeyeceği, veriliş amacı gözetildiğinde (Yakın koruma ve silah kullanma yetkisi içinde kullanma) devredilmemesinin de doğal olduğu, bu hususun mülkiyet hakkını sadece belli süreyle sınırladığı, bu silaha sahip asker kişinin askerlikten ayrıldığında teslim şartına bağlı olarak devir sözleşmesi yapabileceği, böylece üzerinde tasarruf yetkisinin bulunduğu, tabanca üzerinde Devlet mülkiyetinin devam ettiğine ilişkin ilgili yasada bir düzenleme olmayıp, sadece görev süresince elden çıkmasını önlemenin, ait olma konusunu etkilemediği, esasen yukarıda zikredilen 11.10.2007 tarihli Yönetmeliğin 5/a madde ve fıkrasının 5'inci bendinde yer alan ... personelin silahlı kuvvetlerden ayrılmasına kadar emanette bekletilir, ayrılmasından sonra silahın başkasına devri sağlanır. şeklindeki hükmü dahi, sözü edilen tabancanın bir kez verildikten sonra yukarıda belirtilen sebeplerle geri alınması halinde, Devlet elinde geçici olarak tutulacağını, mülkiyetinin Devlete ait olmadığını göstermektedir.
Bu nedenlerle, sanığın kaybettiği tabancanın askeri eşya vasfını haiz olmadığı, dolayısıyla atılı suçun unsurlarının oluşmadığı sonucuna varıldığından, mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy