(1632 S. K. m. 132) (5237 S. K. m. 160)
08.05.2008 tarihinde üstünün bir şeyini çalmak suçunu işlediği iddia edilen sanık hakkında açılan kamu davası sonunda, Askeri Mahkemece, eylemin TCK'nın 160'ncı maddesinde düzenlenen kaybolmuş eşyayı tasarruf suçunu oluşturduğu kabul edilerek, bu suçun takibinin şikayete bağlı olduğu ve mağdurun sanıktan şikayetçi olmadığı gerekçesiyle, kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.
Bu hüküm, Adli Müşavir tarafından; suç vasıflandırmasının hatalı olduğu, eylemin iddianamede belirtildiği gibi üstünün bir şeyini çalmak suçunu oluşturduğu ileri sürülerek temyiz edilmiş; tebliğnamede, suç vasfının tayinindeki isabetsizlik nedeniyle hükmün bozulmasına dair görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın askerlik hizmetini yaparken, gece ani müdahale mangasında görevli olmasından dolayı 08.05.2008 tarihinde gündüz saatlerinde koğuş içerisinde bulunduğu bir sırada, kendisiyle aynı mangada görev yapan mağdur İkm. Onb. İ.Ç.'nin elbisesini çıkarırken düşürdüğü cüzdanı bulunduğu yerden aldığı, mağdura ait fotoğrafın cüzdan içerisinde olmasına rağmen, cüzdanı teslim etmediği ve cüzdan içerisinde bulunan 350,00 TL tutarındaki parayı harcadığı, yaklaşık bir hafta kadar sonra pişman olduğunu belirterek durumu mağdura açıkladığı, cüzdanı ve parayı iade ettiği, dosya içeriğinden maddi vakıa olarak anlaşılmaktadır.
TCK'nın Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf başlıklı 160/1 'inci maddesinde, Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyetliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. hükmünü içermekte olup, bu suçun oluşabilmesi için;
a) Eşyanın mal sahibinin tasarruf alanının dışına çıkması,
b) Mal sahibinin eşyanın nerede olduğunu bilmeyecek, onu kaybettiğine inanacak derecede mal üzerindeki egemenliğini kaybetmesi,
c) Sanığın ise, malın kaybedilmiş eşya olduğu inancı ile hareket etmesi, gerekmektedir.
ASCK'nın 132'nci maddesinde düzenlenen Üstünün bir şeyini çalmak suçunun oluşabilmesi için ise; sanığın, üstüne ait olduğunu bildiği bir şeyi (parayı) bulunduğu yerden faydalanmak kastıyla gizlice alması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın duruşmada alınan ifadesinde, mağdur İkm.Onb. İ.Ç.'ye ait cüzdanı koğuş bölgesinde bulduğu, cüzdan içerisinde mağdura ait fotoğraf bulunduğu için cüzdanın ona ait olduğunu anladığı şeklindeki beyanından da, cüzdanın mağdura ait olduğunun olayın başlangıcından itibaren sanık tarafından bilindiği anlaşıldığından, bulunan bu cüzdanın, yitirilmiş, sahipsiz bir eşya niteliğinde olduğunu söylemek mümkün değildir.
Bu anlamda sanığın, cüzdanı ve içerisindeki parayı mağdura teslim etme imkânı var iken, belli bir kasıt altında bunu göz ardı ederek, cüzdanın ve paranın kaybedilmiş, sahipsiz eşya niteliğinde bulunmadığının bilincinde olarak, anılan eşyayı kasten kendi tasarruf alanına dahil ederek, bir süre muhafaza ettiği ve parayı harcayarak mal edindiği, olay sonrası gerekli araştırmalar yapılırken bu konuda sessiz kalarak temellük kastı ile hareket ettiğini açıkça ortaya koyduğu, mağdura ait cüzdan ve parayı bilerek ve isteyerek gizlice alıp muhafaza etmek ve harcamaktan ibaret eyleminin ASCK'nın 132'nci maddesinde belirtilen Üstünün bir şeyini çalmak suçunu oluşturduğu, anlaşılmaktadır.
Bu nedenle sanık hakkında, Üstünün bir şeyini çalmak suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, eylemin TCK'nın 160'ıncı maddesindeki Kaybolmuş eşyayı tasarruf suçunu oluşturduğunun kabulü ve şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmesi hukuka aykırı olduğundan, hükmün suç vasfının tayinindeki hata nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy