(AİHS m. 6) (5271 S. K. m. 170, 174) (353 S. K. m. 31, 202, 204, 243)
Mükerrer firar (iki kez) suçundan şüpheli P.Er Halis ZERMAN hakkındaki, iddianamenin iadesi kararına, Askeri Savcı tarafından süresinde yapılan itiraz üzerine. 2'nci Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesince kesin olarak verilen 16.01.2009 tarihli ve 2009/9 Müt. sayılı itirazın reddi kararına karşı, Milli Savunma Bakanının 30.01.2009 tarihli ve MİY.:9010-399-09/As.Adl.İşl.Rap.Tet.Ş.(31-08-2009) sayılı yazısı ile kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine, Askeri Yargıtay Başsavcılığının 12.02.2009 tarihli ve 2009/1421 sayılı tebliğnamesi ekinde Dairemize gönderilen soruşturma dosyası incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
7'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 30.12.2008 tarihli, 2008/149-1538 esas ve karar sayılı iddianamesiyle, P.Er Halis ZERMAN'ın, 29.09.2004-16.10.2006 ve 27.10.2006-03.12.2008 tarihleri arasında iki ayrı mükerrer firar suçunu işlediği savı ve ASCK'nın 66/2-c maddesinin iki kez tatbiki suretiyle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış; 7'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince Şüphelinin 03.12.2008 tarihinde yakalanmasına ilişkin belgenin aslının dosyaya ithal edilmediği, dosyada mevcut faks yoluyla getirtilen tutanağın kanıt değerinden yoksun olduğu, keza şüphelinin kimlik bilgilerinden baba adının hatalı olduğu (Hümmet olmasına rağmen iddianamede Ümmet yazılmıştır) gerekçeleriyle ve 05.01.2009 tarihli ve 2009/1 İdd.Değ.No. sayılı duruşmasız işlere dair kararla, CMK'nın 170/3 ve 174/1-a, b maddeleri gereğince iddianame iade edilmiş, bu karara karşı Askeri Savcılığın yaptığı itiraz da, 2'nci Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 16.01.2009 tarihli ve 2009/9 Müt. sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Milli Savunma Bakanının 30.01.2009 tarihli ve MİY.:9010-399-09/As.Adl.İşl.Rap.Tet.Ş.(31-08-2009) sayılı yazısı ile Firar gibi mütemadi suçlarda, temadinin sona erdiği tarihin belirlenebilmesi için yakalama veya teslim olma tarihini gösteren belgenin aslının veya onaylı örneğinin soruşturma dosyasında bulunmasının gerekmekle birlikte, yakalama veya teslim olma sırasında düzenlenen belge dosyada bulunmasa veya bu belgenin onaysız fotokopisi dosyada bulunsa da, eğer dosyada temadinin bitiş tarihini gösteren ve yetkili makamlarca düzenlenmiş bir başka belge bulunuyor ise, yani suçun bitiş tarihi tereddütsüz olarak belgelenmiş ise, yakalama veya teslim olma tutanağının bulunmaması veya onaysız fotokopi olmasının iddianame düzenlenmesine engel oluşturmadığı, somut olayda, şüphelinin ikinci mükerrer firar suçu nedeniyle aranırken 03.12.2008 tarihinde yakalanmasına ilişkin tutanağının asıl veya onaylı örneğinin dosyada bulunmadığı, ancak, gerek şüphelinin ifadesinde yakalama işleminin tarih ve yerini doğrulayan beyanı, gerekse dosyada aslı bulunan, şüphelinin sevk için tutuklanmasına ilişkin Pendik 3'üncü Asliye Ceza Mahkemesinin 04.12.2008 tarihli tutuklama müzekkeresi karşısında, ikinci mükerrer firar suçunun 03.12.2008 tarihinde sona erdiğinin kabulü için dosyada yeterli belge bulunduğu, bu itibarla, iddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddedilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğu belirtilerek kanun yararına bozma isteminde bulunulmuştur.
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6/1 ncı maddesinde, Herkes... bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde hakkaniyete uygun ve aleni surette görülmesini istemek hakkına haizdir denilmekte; Anayasamızda da, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu açıklanmaktadır (Anayasa md. 141/son). Ceza muhakemesinin, hukuk devleti ilkesinden vazgeçmeksizin hızlandırılabilmesi amacını güden araçlarından birisi olan, iddianamenin iadesi kurumu CMK'nın 174'üncü maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddeye göre davaya bakacak olan mahkeme, kamu davasının açılması için delillerin yeterli şüpheyi ortaya koymasına karşın, iddianamede bazı fazla önemli olmayan noksanlık saptarsa, örneğin şüphelinin açık kimliğinin belirtilmemesi, suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmaması uygulanması gereken kanun maddesinin gösterilmemesi, bütün delillerin mahkemeye verilmemiş olması ve benzeri sebeplerle, iddianameyi tamamlaması için Cumhuriyet savcılığına geri verilmesine karar verecektir.
Görüldüğü üzere, iddianamenin iadesi kararı, iddianamedeki noksanlıkların giderilmesi için mahkemenin zaman kaybetmemesi, böylece soruşturmanın gereğince tamamlanmadan dava açılmasının sakıncaları, duruşmaların uzaması ve ertelenmesi önlenmek amacına yöneliktir.
Hal böyle olmakla birlikte, 7'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince; Şüphelinin 03.12.2008 tarihinde yakalanmasına ilişkin belgenin aslının dosyaya ithal edilmediği, dosyada mevcut faks yoluyla getirtilen tutanağın kanıt değerinden yoksun olduğu, keza şüphelinin kimlik bilgilerinden baba adının hatalı olduğu (Hümmet olmasına rağmen iddianamede Ümmet yazılmıştır) belirtilerek, CMK'nın 174'üncü maddesi 1'inci fıkrasının (b) bendinde yer alan Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenmiş olması ve şüphelinin kimlik bilgilerindeki hata nedeniyle de, aynı maddenin (a) bendinde yer alan İddianamenin CMK'nın 170'inci maddesine aykırı olarak düzenlenmesi gerekçeleriyle, iddianame iade edilmiştir.
Oysa, yakalama kararına istinaden, Pendik 3'üncü Asliye Ceza Mahkemesine getirilen şüphelinin 04.12.2008 tarihinde tutuklanması, ayrıca, şüphelinin Askeri Savcı tarafından yapılan sorgusunda yakalanma tarihinin 03.12.2008 olduğunu açık bir şekilde söylemesi ve dosya içeriği karşısında, faks yolu ile gelen bu belgenin, kamu davası açmaya yetecek derecede kuvvetli delil niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Esasen, temadi süresi nazara alındığında da, firarın bitiş tarihinin 04.12.2008 veya 03.12.2008 olmasının suçun sübutuna ve vasıflandırılmasına (Bir günlük tarih farkı dışında) bir etkisi olmayacağından, somut olayda firarın bitiş tarihi yönünden, şüphelinin beyanı ve 04.12.2008 tarihli tutuklama kararı ile desteklenen 03.12.2008 tarihinde şüphelinin yakalandığına dair faks belgenin soruşturma aşaması için yeterli olup, duruşma tensip kararı ile belgenin aslının istenmesi olanağı bulunmaktadır. Keza, şüphelinin kimlik bilgisinde yer alan baba adındaki hatanın yargılama aşamasında düzeltilmesi de mümkündür.
Bu nedenlerle, 2'nci Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 16.01.2009 tarihli ve 2009/9 Müt sayılı itirazın reddine dair kesin nitelikteki kararına yönelik, Milli Savunma Bakanı'nın kanun yararına bozma isteminin, 353 sayılı Kanunun 243'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında Askeri mahkemelerden verilen ve Askeri Yargıtayda incelenmeksizin kesinleşen kararlar kapsamında olduğu değerlendirilerek, aynı maddenin 3'üncü fıkrası uyarınca bu istemin kabulüne ve hukuka aykırı bulunan 2'nci Hv.K.K.lığı Askeri Mahkemesinin söz konusu (kesin nitelik halini alan) kararının bozulmasına karar verilmiştir. Nitekim Yargıtay ceza dairelerinin bu konudaki yerleşmiş kararlan da bu doğrultudadır.
7'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, iddianamenin reddine ilişkin, 05.01.2009 tarihli ve 2009/1 İdd.Değ.No. sayılı duruşmasız işlere ait kararı; 353 sayılı Kanunun 243'üncü maddesinin 4'üncü fıkrasının A bendinin atıfta bulunduğu CMK'nın, 223'üncü maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen nihai (Örn. durma, görevsizlik gibi) kararlar arasında yer almamakla birlikte, ceza muhakemesi hukukunda kıyas yoluyla uygulama mümkün olduğundan (Örneğin disiplin mahkemeleri ile askeri mahkemeler arasında ortaya çıkan görev uyuşmazları, 353 sayılı Kanunun 31'inci maddesindeki, askeri mahkemeler arasında ortaya çıkan olumsuz yetki uyuşmazlığının çözümlenmesini düzenleyen hükümlere göre çözüldüğünden), somut olayda 353 sayılı Kanunun 243/4-A maddesi hükmü kıyasen uygulanmış, ancak 2'nci Hv.K.K.lığı Askeri Mahkemesinin, Askeri Yargıtay'ın bozmasından sonra inceleyip araştıracağı bir husus bulunmadığından, keza Mahkemenin takdirine giren bir husus ve direnme hakkı da olmadığından, 2'nci Hv.K.K.lığı Askeri Mahkemesinin, 353 sayılı Kanunun 202/2 ve 204'üncü maddeleri uyarınca vermek zorunda olduğu; 7'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin (İddianamenin iadesine dair) 05.01.2009 tarihli ve 2009/1 İdd.Değ.No. sayılı DİAK'ın kaldırılması kararı, soruşturmanın daha fazla uzamaması için 353 sayılı Kanunun 243/4-A ve 204/Son maddeleri uyarınca Dairemizce resen verilmiştir.
Üye Hakim Albay Metin META; 353 sayılı Kanunun 243'üncü maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma olağanüstü kanun yoluna başvurulması koşulları bulunmadığından istemin reddi görüşü ile çoğunluk kararına katılmamıştır.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Milli Savunma Bakanı'nın 30.01.2009 tarihli ve MİY.:9010-399-09/As.Adl.İşl.Rap.Tet.Ş. (31-08-2009) sayılı kanun yararına bozma isteminin, 353 sayılı Kanunun 243 maddesinin 1 ve 3'üncü fıkraları uyarınca KABULÜNE,
2'nci Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 16.01.2009 tarihli ve 2009/9 Müt sayılı itirazın reddine dair kararının, 353 sayılı Kanunun 243/3 maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA,
7'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 05.01.2009 tarihli ve 2009/1 İdd.Değ.No. sayılı duruşmasız işlere dair kararının, kıyasen 353 sayılı Kanunun 243/4-A ve 204/Son maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,
İddianamenin kabulü işleminin yapılması için dosyanın, doğrudan 7'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesine gönderilmek üzere Askeri Yargıtay Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.02.2009 tarihinde, Üye Hak.Alb.Metin META'nın karşı oyu ve oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
353 Sayılı Kanunun 243'üncü maddesinde düzenlenen Kanun yararına bozma kurumu; Askeri Mahkemelerden verilen ve Askeri Yargıtay'da incelenmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilebilmesi amacı ile kabul edilmiş olup, Kesin hükmün dokunulmazlığı kuralının istisnasını oluşturan olağanüstü bir kanun yoludur.
Bir başka anlatımla; Askeri Yargıtay da incelenmeksizin kesinleşen hükümler ile CMK'nın 223'üncü maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen kararlardaki (Durma ve görevsizlik gibi) hukuka aykırılıkların, olağan kanun yolları ile giderilmesi olanağının kalmaması ve yasada gösterilen koşulların bulunması halleri ile sınırlı olarak, Milli Savunma Bakanına ve Askeri Yargıtay Başsavcısına (Sadece 353 Sayılı Kanunun 243/4-D maddesindeki hallere özgü olarak ve Milli Savunma Bakanının bu yola başvurmaması durumunda), söz konusu hukuka aykırılığın giderilmesi için Askeri Yargıtay'a başvurma hak ve yetkisi veren olağanüstü bir kanun yoludur.
Somut olayda; inceleme konusu olan iddianamenin iadesi kararına yapılan itirazın reddine ilişkin duruşmasız işlere ait karar, CMK'nın 223'üncü maddesinde tanımlanan hükümlerden ya da davanın esasını çözmeyen kararlardan olmadığı için, kanun yararına bozma olağanüstü kanun yoluna başvurulması hukuken olanaklı bulunmamaktadır.
Öte yandan; İddianamenin iadesi başlıklı CMK'nın 174/4'üncü maddesine göre, iddianamenin iadesi kararında gösterilen eksiklikler ve hatalı noktalar düzeltildikten sonra kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenlenerek mahkemeye gönderilmesi zorunlu olduğundan ve artık ilk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemeyeceğinden, ortada olağanüstü kanun yolu ile çözümlenmesi gereken bir hukuki sorun da bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; 353 sayılı Kanunun 243'üncü maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma olağanüstü kanun yoluna gelinmesini gerektiren koşullar bulunmadığından, istemin reddine karar verilmesi gerektiği görüşü ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy