(1632 S. K. m. 30, 132) (5271 S. K. m. 221, 222) (3269 S. K. m. 3, 12) (5237 S. K. m. 50, 52, 62)
Askeri Mahkemece; sanığın, 18.05.2008 tarihinde arkadaşının bir şeyini çalmak suçunu işlediği sabit görülerek ASCK.'nın 132, TCK'nın 62/1, 50/1-a ve 52/2'nci maddeleri uyarınca neticeten 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tertip edilen adli para cezasının TCK.'nın 52/4'üncü maddesi uyarınca taksitlendirilmesine, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine, sanığın, ASCK.'nın 30/B maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri'nden çıkarılmasına, karar verilmiştir.
Bu hüküm sanık tarafından, nedensiz olarak temyiz edilmiş; hükmün, uygulamaya bağlı noksan soruşturma yönünden bozulmasına dair tebliğnameye yazılı cevap verilmemiştir.
Yapılan incelemede; ... K.lığı emrinde görev yapan sanığın, 18.05.2008 tarihinde, kendisiyle aynı Birlikte görevli olan mağdur J. Uzm. Onb. N.K.'nin kaldığı 10 No.lu misafirhaneye giderek, mağdurun dolabında bulunan montunun cebinden cüzdanını çıkardığı ve içerisinde bulunan mağdura ait banka kartını aldıktan sonra, cüzdanını üst ranzada bir yastığın altına bıraktığı, bu şekilde arkadaşının bir şeyini çalmak suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmakta ise de;
04.05.2009 tarihli hüküm duruşmasına ilişkin duruşma tutanağı incelendiğinde; kısa kararın tefhim kısmında yer alan zabıt katibinin isminin, duruşma zaptının başlık kısmında ve duruşma zaptının imza kısmında yer alan isimlerden farklı olarak yazıldığı görüldüğünden, hükmün, CMK.'nın 221 ve 222'nci maddeleri kapsamında tutanağın ispat kuvvetini zedeleyen bu aykırılık nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Hüküm usul yönünden bozulduğundan, diğer yönlerden temyiz incelemesi yapılmamasına karşın; Askeri Mahkemece; sanık hakkında, kabule göre, arkadaşının bir şeyini çalmak suçundan hüküm kurulmasından sonra, ASCK.'nın 30/B maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri'nden çıkarmaya dair verilen karardaki hataya da, aşağıdaki nedenlerle işaret etmek gerekmiştir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası başlıklı ASCK.'nın 30'uncu maddesi, bu hükmün, diğer koşulları bulunduğu takdirde; subay astsubay, uzman jandarmalar ile özel kanunlarında bu cezanın uygulanacağı belirtilen asker kişiler hakkında uygulanacağını amirdir.
Dosyada bulunan askeri kimlik belgesinden, sanığın Uzman Erbaş statüsünde ve Onbaşı rütbesinde olduğu anlaşılmaktadır.
3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu'nun 3/b maddesinde tanımlanan uzman jandarma, 3466 sayılı Kanuna göre Uzman Jandarma Okulunu basan ile bitiren Uzman Jandarma çavuştan Uzman Jandarma sekizinci kademeli çavuşa kadar rütbeleri haiz asker kişileri ifade etmektedir. Bu durumda sanığın rütbe ve statü itibariyle uzman jandarma olmadığı açıktır.
3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun ilgili maddeleri incelendiğinde; sanığın bu Kanun kapsamında Jandarma Genel Komutanlığı bünyesine alınmış ve aynı Kanun'un 3/b maddesi kapsamında Uzman Onbaşı ve Uzman Erbaş statüsünde olduğu anlaşılmaktadır. Bu statüde bulunan uzman erbaşların ilişiklerinin kesilme koşulları ve yöntemi ise aynı Kanun'un 12'nci maddesinde düzenlenmiş olup, ASCK.'nın 30'uncu maddesine bir atıf bulunmamaktadır.
Dolayısıyla sanığın, rütbe ve statü itibariyle ASCK.'nın 30'uncu maddesinde yazılı uzman jandarmalar ve diğer sayılanlar arasında bulunmadığı açıktır.
Bu nedenle, sözleşmeleri feshedilmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişkilerinin kesilme koşullarını düzenleyen Uzman Erbaş Kanunu'nun 12'nci maddesinin, uzman erbaş sözleşmesini akdeden idari birim tarafından uygulanması gerektiğinden, Askeri Mahkemece, kabule göre, ASCK.'nın 30'uncu maddesinin uygulanması yönünde karar verilmesi hatalı bulunmuştur. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy