(5271 S. K. m. 175, 176, 181, 191, 193, 196, 198, 206, 211, 215, 216) (5237 S. K. m. 257) (353 S. K. m. 207)
Askeri Mahkemece; sanıkların, 19.05.2008 tarihinde memuriyet görevini ihmal etmek suçunu işledikleri iddia olunarak haklarında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, sanıkların eylemlerinin açıkça suç teşkil etmediği gerekçesiyle beraatlerine karar verilmiştir.
Anılan karar Askeri Savcı tarafından; sanıkların üzerine atılı suçun oluştuğu belirtilerek, beraat kararlarının sanıklar aleyhine bozulması istemiyle temyiz edilmiş; hükümlerin usul yönünden bozulması görüşünü içeren tebliğname sanıklara tebliğ edilmekle birlikte, yazılı cevap verilmemiştir.
Usul yönünden yapılan incelemede;
... Komutanlığı Askeri Savcılığının 31.12.2008 tarihli ve 2008/583-970 Esas-Karar sayılı iddianamesi ile; ... Sanıkların, çamaşırhanede mevcut çamaşır yıkama ve sıkma makinelerinin kapak emniyet sistemleri bozuk veya mevcut değil iken buna dair bir tedbir almamak ve bu eksikliği gidermemek suretiyle memuriyet görevini ihmal ettikleri, asli kusurlu kendisi olsa bile dolaylı olarak P.Er C.K.'nin çalışmakta olan makinenin kapağını, makine tam olarak durmadığı halde açabilmesine olanak sağlayarak bu askerin elinin bilekten kopmasıyla mağduriyetine sebep oldukları, söz konusu tedbiri ancak kazadan sonra aldıkları ve bu şekilde memuriyet görevini ihmal suçunu işledikleri ... belirtilerek, sanıklar hakkında kamu davası açıldığı,
İddianamenin iadesi kararına yapılan itirazın, en yakın Askeri Mahkemece kabulü üzerine, Askeri Mahkemece, 05.03.2009 tarihinde iddianamenin kabulü ve tensip kararı ile iddianamenin kabulüne ve duruşmanın 06.03.2009 tarihinde yapılmasına karar verildiği,
Askeri Mahkemece; 06.03.2009 tarihinde duruşma açıldığı, dosyadaki belgelerden sanıkların kimliklerinin tespitinin yapıldığı, Askeri Savcı tarafından iddianamenin okunduğu, akabinde yazılı ve sözlü deliller ile sanıkların savunmaları okunduktan sonra hükme gidildiği ve sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği,
Gerekçeli kararda, eylemin değerlendirilmesi ve yargılama usulü hususunda ... Sanıklara isnat olunan eylemlerin Kamu Görevinin Gereklerini Yapmakta İhmal suçunu oluşturup oluşturmayacağı değerlendirildiğinde; sanıkların dava konusu edilen mevcut çamaşır yıkama ve sıkma makinelerinin kapak emniyet sistemleri bozuk veya mevcut değil iken buna dair bir tedbir almamak ve bu eksikliği gidermemek eylemlerinin neticesinde herhangi bir kamu zararının oluşmadığı ve kişilere haksız kazanç sağlanmadığı aşikardır. Sanıkların eylemlerinin kişilerin mağduriyetine neden olup olmadığı hususuna gelince; dava konusu olayda P.Er C.K.'nin yaralanarak mağdur olduğu açık olmakla, adı geçenin yaralanmasına eylemiyle doğrudan sebebiyet veren, başka bir ifadeyle yaralanma neticesi ile eylemi arasında doğrudan illiyet bağı bulunan kişi bizzat P. Er C.K.'dir. Nitekim iddianamede de olayda asli kusurlunun P.Er C.K olduğu, sanıkların ise eylemleriyle dolaylı olarak olaya sebebiyet verdikleri belirtilmiştir. Sanıkların dava konusu eylemleri ile P. Er C.K.'nin yaralanması neticesi arasında doğrudan illiyet bağı kurmak mümkün değildir. Eylemle doğrudan illiyet bağı kurulamayan neticelerin ise 5237 sayılı TCK'nın 257/2'nci maddesindeki suçun oluşumu açısından yeterli olacağı söylenemez. Maddenin lafzı ve gerekçesi buna imkan vermemektedir.
Bu itibarla, sanıkların dava konusu edilen eylemlerinde üzerlerine atılı Kamu Görevinin Gereklerini Yapmakta İhmal suçunun unsurları bulunmadığından, unsurları itibariyle oluşmayan atılı suçlardan sanıkların ayrı ayrı beraetlerine hükmedilmiştir.
İddianame ve dosya kapsamı itibariyle sanıkların dava konusu edilen eylemlerinin açıkça suç teşkil etmediği kanaatine varıldığından, CMK.'nın 193/2'nci maddesi uyarınca, sanıkların sorgularının tespitine gerek görülmeden haklarında beraet hükmü verilmiştir. şeklinde gerekçelere yer verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Ceza yargılamasındaki vicahilik ilkesi gereğince, duruşmaya gelmeyen sanık hakkında yargılama yapılmaması ve hüküm verilmemesi esastır. 5271 sayılı CMK.nın 193/2 maddesinde, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sanığın sorgusu yapılmamış olsa da davanın gıyabında bitirilebileceğine ilişkin düzenlemeyle, bu prensibe istisna getirilmiştir. İstisnai bu hükme göre, sanığın sorgusu yapılmadan davanın gıyabında bitirilebilmesi için, delillerin toplanması, toplanan delillere göre ilk bakışta eylemin suç oluşturmayacağının anlaşılması, bu sonuca ulaşılırken de delil takdirine girilmemesi gerekir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.09.1992/225-236, 27.01.1997/39-46, 26.06.2001/138-137, 19.11.2002/6-272-402, 27.11.2007/7-248-251, 4'üncü Ceza Dairesinin 11.04.2006/2004-15800, 2006-9275, 7'nci Ceza Dairesinin 26.04.2006/2004-31566, 2006-5778 tarihli, esas ve karar sayılı ilamları da bu doğrultudadır).
Somut olayda, sanıklara isnat olunan ihmali hareketlerle, mağdurun davranışları ve meydana gelen netice arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunun delil değerlendirmesini gerektirdiği gözetildiğinde, sanıkların üzerine atılı fiillerin kanunda düzenlenen tipe uygun ve ceza yaptırımını gerektiren bir fiil olup olmadığının ilk bakışta anlaşıldığını söylemek olası değildir.
Bu nedenlerle;
Askeri Mahkemece; iddianame ile duruşma gün ve saatinin sanıklara tebliğ edilmemesi, sanıkların savunmalarının tespit edilmemesi ve talepleri olmaksızın vicahilik ilkesine aykırı olarak duruşmanın yokluklarında yapılması, mağdur, bilirkişi ve tanıkların dinlenmemesi, okunan yazılı belgelere karşı Askeri Savcıdan diyeceklerinin sorulmaması ve esas hakkındaki mütalaa alınmadan hükme gidilmesi, 5271 sayılı CMK'nın 175/2, 176/1, 181, 191/1 ve 3-c,d, 196/1, 198/1, 206/1-3, 211, 215/1 ve 216/1'inci maddelerine aykırılık oluşturup, bu usule aykırılıklar 353 sayılı Kanun'un 207/3-E ve H madde ve bendlerinde mutlak bozma sebebi kabul edildiğinden, sanıklar hakkındaki beraat hükümlerinin öncelikle açıklanan bu usule aykırılıklar sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy