(5237 S. K. m. 39, 43, 53, 62) (1632 S. K. m. 135) (353 S. K. m. 228, 236, 242)
Askeri Mahkemece 16.06.2006 tarihli ve 2006/270-542 E.K. sayılı hükmü ile, sanık sivil şahıs M.M.nin 01.01.2003-21.06.2004 tarihleri arasında müteselsilen rüşvet almaya yardım etmek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 135inci maddesi delaletiyle TCK'nın 252/1, 39, 43 ve 62nci maddeleri uyarınca üç yıl dokuz ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, yasal imkansızlık nedeniyle hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine ve ertelenmesine yer olmadığına, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar 5237 sayılı TCK'nın 53/1 nci maddesinde sayılan hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, gözetim altında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin cezasından mahsubuna, karar verilmiştir (Kls.8: Dz.1779)
Bu hüküm Dairemizin 11.06.2007 tarihli ve 2007/1013-1196 E.K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.
Hükümlü tarafından, 11.10.2011 tarihinde postaya verilen dilekçede; diğer hükümlü ve sanıklarla birlikte yargılandığı davada kendisi hakkında verilen cezanın infaz edildiği, bu nedenle hakkında lehine düzeltilebilecek bir karar kalmadığı, 2005-2006 yıllarında görülen davanın en önemli tanıklarından birisi olduğu, dava sonucunda haklı haksız herkesin ceza aldığı, bazı şeylere içerlediğinden herkes yansın mantığıyla hareket ettiği, ama şimdi vicdanen rahatsız olduğu, diğer hükümlü ve sanıklarla herhangi bir ilişkisinin olmadığı, ancak dilekçeyi yazmasının sebebinin iş adamı olan diğer hükümlü ve sanıkların dava sonucunda haklarındaki kararların adli sicile işlenmesi nedeniyle şirketlerinin kötüye gitmesi olduğu, kimin suçlu kimin suçsuz olduğunu söyleyeceği belirtilmiştir.
Askeri Yargıtay Başsavcılığınca; hükümlünün söz konusu dilekçesi ile yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunduğu belirtilerek, 353 sayılı Kanunun 228 ve 236/1inci maddeleri çerçevesinde istemin kabule değer bulunmaması noktasından reddine karar verilmesi yolunda görüş bildirmiştir.
Yapılan incelemede;
Öncelikle hükümlünün 11.10.2011 tarihinde postaya verdiği dilekçenin içeriğinin değerlendirilerek, dilekçedeki isteminin mahiyetine ilişkin bir tespit yapmak gerekmektedir.
Hükümlü Askeri Yargıtay Başkanlığına hitaben yazdığı dilekçesinde öncelikle, diğer hükümlü ve sanıklarla birlikte yargılandığı davada kendisi hakkında verilen cezanın infaz edildiğini, bu nedenle hakkında lehine düzeltilebilecek bir karar kalmadığını belirterek, 2005-2006 yıllarında görülen davanın en önemli tanıklarından birisi olduğunu, dava sonucunda haklı haksız herkesin ceza aldığını, bazı şeylere içerlediğinden herkes yansın mantığıyla hareket ettiğini, ama şimdi vicdanen rahatsız olduğunu, diğer hükümlü ve sanıklarla herhangi bir ilişkisinin olmadığını, ancak dilekçeyi yazmasının sebebinin iş adamı olan diğer hükümlü ve sanıkların dava sonucunda haklarındaki kararların adli sicile işlenmesi nedeniyle şirketlerinin kötüye gitmesi olduğunu, kimin suçlu kimin suçsuz olduğunu söylemek istediğini belirtmiş, kendisine herhangi bir şekilde başvurulmasa da vicdanen söylemek istediklerini söylediğini, insanlık vazifesini yerine getirdiğini vurgulamıştır.
Dilekçenin bu içeriği itibarıyla; Askeri Yargıtay Başsavcılığının düşüncesinin aksine, hükümlünün kendisi yönünden, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğunu kabul etmek mümkün görülmemiş, hükümlünün, diğer hükümlüler yönünden, yeniden ifade vermek istediğini söyleyerek, bir anlamda diğer hükümlüler yönünden yargılanmanın yenilenmesi sebebi var olduğunu, bu sebebin de kendisi olduğunu, kendisinin daha önce herkes yansın mantığıyla ifade vermiş olması nedeniyle gerçeğe aykırı biçimde beyanda bulunduğunu bildirmek istediği sonucuna varılmıştır.
Yargılanmanın yenilenmesi kurumu, 353 sayılı Kanunun 228-242nci maddelerinde düzenlenmiş olup, bu maddelerin incelenmesi sonucunda, yargılanmanın yenilenmesi talebinin öncelikle hükümlü tarafından kendisi hakkındaki hükümle ilgili olarak yapılabileceği, eğerhükümlü ölmüş ise; eşi, usul ve füruu, erkek ve kız kardeşleri tarafından da yine ölen hükümlü hakkındaki hükümle ilgili olarak yapılabileceği açık olup; bir hükümlünün, başka hükümlü veya hükümlüler yönünden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmasına cevaz veren bir hükmünde mevcut olmadığı aşikardır.
Bu nedenle hükümlünün, diğer hükümlüler yönünden, kendisinin gerçeğe aykırı tanıklıkta bulunmuş olmasının diğer hükümlüler için yargılanmanın yenilenmesi sebebi olduğunu belirten (diğer hükümlüler yönünden yargılanmanın yenilenmesi isteğini içeren) talebinin, hükümlünün ancak kendisi ile ilgili bir hüküm hakkında bu yönde talepte bulunabilmesinin mümkün olması karşısında, talebi kabule değer olmadığından, reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy