(1632 S. K. m. 132) (5237 S. K. m. 50, 52, 62)
Askeri Mahkemece; sanığın, 06.11.2008 tarihinde, arkadaşının bir şeyini çalmak suçunu işlediği sabit görülerek, ASCKnın 132, TCKnın 62, 50 ve 52nci maddeleri uyarınca, neticeten 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; adli para cezasının, 5237 sayılı TCKnın 52/4üncü maddesi gereğince, 24 eşit ve aylık 125 TL taksitlerle sanıktan tahsiline; taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde, geri kalan miktarın tamamının tahsil edilmesine ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine; cezanın; ertelenmesine ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş;
Bu hüküm, sanık tarafından, atılı suçu işlemediği, para cezasını ödeyecek gücü olmadığı; para cezasının ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiği belirtilerek temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece; ...Asker Hastanesinde uzman psikolog olarak görevli Sivil Memur G.N.Enin 06.11.2008 günü saat 16.00 sularında Nokia 7250 i marka cep telefonunu ... Nu.lı hattı takılı vaziyette iken masasının üzerinde şarjda unutarak mesaiyi terk ettiği, bir müddet sonra temizlik yapmak üzere odaya gelen temizlik görevlisi tanık Sivil Memur M.D.nin bunu fark ederek hemen durumu aynı yerde inzibat olarak görev yapan sanık J. Er T.Y.ye bildirdiği, sanığın bir şey olmaz kapıyı kapatırız diyerek temizlik görevlisinin çıkmasının hemen akabinde müştekinin rızası olmadan kime ait olduğunu bildiği cep telefonunu kendisine yarar sağlamak maksadıyla asker hastanesindeki odasından alarak yedine geçirdiği ve bu cep telefonuyla ailesi ve arkadaşıyla görüşmeler yaptığı, müştekinin cep telefonunun çalındığını hastane yetkililerine bildirdiğini duymasına rağmen cep telefonunu iade etmediği, sanığın suçu bir süre gizlediği, müştekinin kendi hattını kullanıma kapattırdığı ve ilgili GSM şirketinden ayrıntılı konuşma detaylarını aldığı, ayrıca Askeri Savcılıkça tespiti istenen HTS raporlarının incelenmesi neticesinde telefonun çalındığı tarihte sanığın annesine ait telefonla görüşme yaptığının tespit edildiği, sanığın öncelikle suçunu inkar etmesine karşın, akabinde bahse konu cep telefonunu çaldığını ikrar ettiği ve 27.02.2009 tarihinde sanık tarafından çalınan cep telefonunun Askeri Savcılığa teslim edildiği... sanığın er mağdurun ise sivil memur oldukları ve aynı birlikte arkadaş oldukları, sanığın, mağdurun cep telefonunu ve hattını mal edinmek kastıyla aldığı, sanığın arkadaşının cep telefonunu ve hattını bulunduğu yerden alması şeklindeki eyleminin... arkadaşının bir şeyini çalmak suçunun maddi unsurunu oluşturduğu anlaşılmış, sanığın mağdurun cep telefonunu ve hattını bilerek ve isteyerek, rızası dışında faydalanmak için almış olması ile isnat edilen suçun maddi ve manevi unsurları yönünden oluştuğu... kabul edilerek, sanık hakkında, belirtilen şekilde mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Olayın sübutunda bir kuşku bulunmamakla birlikte, sanığın eyleminin hangi suçu oluşturacağı hususunun tartışılması gerekmekte olup; Askeri Mahkemece, sanığın eyleminin arkadaşının bir şeyini çalmak suçunu oluşturduğu kabul edilmiş ise de; Dairemizin 27.10.2010 tarihli ve 2010/2136-2124; Askeri Yargıtay 2inci Dairesinin, 07.07.2004 tarihli ve 2004/951-939 E.K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; ASCKnın 4551 Sayılı Kanunda değişik 132inci maddesinde belirtilen suçun; Bir üstünün, arkadaşının veya astının bir şeyini çalmak şeklinde belirlendiği ve bu madde değişikliğinin T.B.M.M. de görüşülmesi esnasında; madde metninde belirtilen arkadaş tabirinden; aynı rütbede veya aynı statüde bulunan askeri kişilerin kastedildiği anlaşılmakta olup. (T.B.M.M. Genel Kurul görüşme tutanakları). Bu durumda, üstünün, astının, veya kendisiyle aynı rütbe ve statüde olmayan bir mağdurun, herhangi bir şeyini çalan failin eylemi, ASCKnın 132nci maddesinde belirtilen suçu oluşturmayacak, ancak T.C.K.da düzenlenen hırsızlık suçuna vücut verecektir.
Somut olayda; mağdurun, .Asker Hastanesinde uzman psikolog olarak görevli, Sivil Memur olması, Emniyet ve Hizmet Takım K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta olan sanık Er ile mağdur arasında, gerek askeri konum, gerekse organik ve hukuki statü itibarıyla herhangi bir ilgi veya bağın mevcut bulunmaması karşısında; mağdurun, 4551 Sayılı Kanunla değişik ASCKnın 132nci maddesinde belirtilen (sanığa göre) arkadaş kavramı içerisinde kabul ve değerlendirilmesi mümkün olamayacağından; sanığın, eylemi, ASCKnın 132nci maddesinde düzenlenen suçu değil, Türk Ceza Kanununda yazılı hırsızlık suçunu oluşturmaktadır. 20.08.2009 tarihinde terhis edilen sanığın, işlediği hırsızlık suçunun, askeri bir suç olmaması ve askeri bir suça bağlı bulunmaması nedenleriyle, 353 sayılı Kanunun 17nci maddesi uyarınca Askeri Mahkemenin yargılama görevi sona ermiş bulunduğundan, mahkûmiyet hükmünün görev yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy