(5271 S. K. m. 223, 231) (5237 S. K. m. 7) (765 S. K. m. 95, 102, 104) (353 S. K. m. 220)
5728 sayılı Kanunun 562nci maddesi ile CMKnın 231/5inci maddesinde yapılan değişiklik üzerine, Askeri Savcılık tarafından, şartları varsa, Dairemizin 02.05.2007 tarihli ve 2007/850-846 E.K. sayılı ilamı ile; Askeri Savcının temyiz isteminin reddetmesi üzerine kesinleşen, Askeri Mahkemenin 24.12.2003 tarihli ve 2003/1305-840 E.K. sayılı hükmünün infazının durdurulması, 5728 sayılı Kanunla, değişik CMKnın 231, TCKnın 7/2nci ve 5728 sayılı Kanunun Geçici 1inci maddeleri göz önünde bulundurularak, hükümlü hakkında lehe kanun hükümlerinin uygulanması konusunda bir karar verilmesi talebinde bulunulmuştur.
Askeri Mahkeme tarafından, hizmette tekasülle birkaç kişinin yaralanmasına ve harp malzemesinin mühimce hasarına sebebiyet vermek suçundan verilen 647 sayılı Kanunun 6ncı maddesi gereğince ertelenen adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün mü lehe olduğu, yoksa, hizmette tekasülle birkaç kişinin yaralanmasına ve harp malzemesinin mühimce hasarına sebebiyet vermek suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun mu lehe olduğu konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, 14.04.2008 tarihli ve 2003/1305 E., 2008/625 K. sayılı duruşmasız işlere ait kararı ile; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür.
Bu nedenle, öncelikle Askeri Mahkeme tarafından yapılmamış olan bu değerlendirmenin Dairemizce yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
765 sayılı TCKnın 95/2nci maddesi; Cürüm ile mahkum olan kimse hüküm tarihinden itibaren beş sene içinde işlediği diğer bir cürümden dolayı evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya, yahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkum olmazsa, cezası tecil edilmiş olan mahkumiyeti esasen vaki olmamış sayılır. Aksi takdirde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olunur. hükmünü içermektedir.
Hükümlü (sanık) hakkında, 12.01.2001 tarihinde işlediği hizmette tekasülle birkaç kişinin yaralanmasına ve harp malzemesinin mühimce hasarına sebebiyet vermek suçundan 647 sayılı Kanunun 6ncı maddesi gereğince ertelenen adli para cezasına ilişkin hüküm, 24.12.2003 tarihinde verilmiş olup, 765 sayılı TCKnın 95/2nci maddesine göre, hükümlünün (sanığın), hüküm tarihinden itibaren beş yıl içerisinde, 24.12.2008 tarihine kadar suç işlememesi halinde, cezası ertelenmiş olan mahkumiyeti vaki olmamış sayılacaktır.
Somut olayda da, hükümlü (sanık) tarafından, hüküm tarihi olan 24.12.2003 tarihinden itibaren beş yıl içerisinde herhangi bir suç işlenmemiş olup, 24.12.2008 tarihi itibariyle, cezası ertelenmiş olan mahkumiyetinin vaki olmamış sayılması gerekmektedir.
Somut olayda, Askeri Mahkeme tarafından, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği 14.04.2008 tarihi itibariyle beş yıllık sürenin dolması için kalan sürenin miktarı, her iki kurumda da beş yıllık bir deneme/denetim süresinin bulunması, bu sürenin öngörülen şartlara uygun olarak geçirilmesi halinde; ceza ertelenmiş ise mahkumiyetin vaki olmamış sayılması, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde, CMKnın 231/8inci maddesi gereğince, sanık hakkında, beş yıllık denetim süresi içerisinde, bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmedilebilecek olması göz önünde bulundurulduğunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun hükümlü (sanık) aleyhine olduğu sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar, Askeri Mahkeme tarafından, 14.04.2008 tarihli ve 2003/1305 E., 2008/625 K. sayılı duruşmasız işlere ait kararı ile; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği tarihte, 765 sayılı TCKnın 95/2nci maddesinde belirtilen beş yıllık sürenin dolmadığı, bu nedenle, bu durum göz önünde bulundurularak, yapılan değerlendirme ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun daha lehe olduğu düşüncesi ile karar vermiş olabileceği düşünülebilir ise de;
Askeri Savcılığın, mahkumiyet hükmünün vaki olmamış sayılacağı tarihi beklemeden önce, 04.04.2008 tarihinde, 5728 sayılı Kanunla değişik CMKnın 231, TCKnın 7/2nci ve 5728 sayılı Kanunun Geçici 1inci maddeleri göz önünde bulundurularak, hükümlü hakkında lehe kanun hükümlerinin uygulanması konusunda bir karar verilmesi talebinde bulunmasının ve Askeri Mahkemece de mahkumiyet hükmünün vaki olmamış sayılacağı tarihi beklemeden önce, 14.04.2008 tarihinde yapılan değerlendirme ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun daha lehe olduğu düşüncesi ile karar verilmiş olmasının, hükümlü (sanık) aleyhine sonuç doğurmaması gerektiği, nitekim 24.12.2008 tarihinde talepte bulunulması ve karar verilmesi halinde, vaki olmamış sayılan bir mahkumiyet hükmünün daha lehe olduğunun tespitinden başka bir karar verilemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca, hükümlü (sanık) hakkında 14.04.2008 tarihinde yapılan değerlendirme ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmiş olmasının, 765 sayılı TCKnın 95/2nci maddesine göre daha önce işlemeye beş yıllık süreyi kesmediğini, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği 14.04.2008 tarihinden itibaren 24.12.2008 tarihine kadar olan denetim süresi içerisinde de herhangi bir suç işlenmemiş olması nedeniyle, 24.12.2008 tarihi itibariyle ertelemeli mahkumiyet hükmünün vaki olmadığının kabul edilmesi gerektiği, cezası ertelenmiş olan mahkumiyetinin 24.12.2008 tarihinde vaki olmamış sayılmasından sonra, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında belirtilen beş yıllık denetim süresi içerisinde, 29.04.2009 tarihinde kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçunu işlediğinden bahisle dava dosyasının esasa kaydedilerek, yargılama yapılıp açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı sonucuna varılmakla, hükümlünün (sanığın) lehine olmadığı anlaşılan Askeri Mahkemenin 14.04.2008 tarihli ve 2003/1305 E., 2008/625 K. sayılı duruşmasız işlere ait kararının kaldırılmasına, hükümlünün lehine olmadığı için kaldırılmasına karar verilmiş bulunan 14.04.2008 tarihli ve 2003/1305 E., 2008/625 K. sayılı duruşmasız işlere ait kararına istinaden deneme süresi içerisinde kasıtlı suç işlediğinden bahisle verildiği için hukuka aykırı olan; 30.05.2012 tarihli ve 2012/473180 E.K. sayılı mahkumiyet hükmünün yok hükmünde sayılmasına karar verilmiştir.
Tebliğnamede; hükümlüye (sanığa) yüklenen suçun dava zaman aşımı süresinin, atılı suçu işlediği 12.01.2001 tarihinden başlamış olup, beş yıllık sürenin; hükümlü (sanık) hakkında, 16.03.2001 tarihli iddianameyle dava açılması, 09.07.2001 tarihinde adli makamlar huzurunda sorguya çekilmesi ve 24.12.2003 tarihinde hakkında mahkumiyet hükmü verilmesi ile kesildiği, bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başlayan sürenin en fazla suçun işlendiği tarihten itibaren yedi yıl altı aya kadar uzayacağından ve bu sürenin 12.07.2008 tarihinde dolmuş olduğundan, 765 sayılı TCKnın 102 ve 104üncü, CMKnın 223/8 ve 353 sayılı Kanunun 220/C maddeleri uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de;
Hükümlü (sanık) hakkında atılı suç nedeniyle 24.12.2003 tarihinde verilen mahkumiyet hükmünün, Dairemizin, 02.05.2007 tarihli ve 2007/850-846 E.K. sayılı ilamı ile; Askeri Savcının 353 Sayılı Kanunun 209uncu maddesinde düzenlenen yasal süre geçtikten sonra yaptığı temyiz başvurusunun reddine karar verilmesi üzerine, 02.05.2007 tarihinde kesinleştiği, bu tarih itibariyle gerek yedi yıl altı aylık azami zaman aşımı süresinin gerekse dava zaman aşımını en son kesen işlem olan mahkumiyet hükmünün verildiği 24.12.2003 tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlayan beş yıllık dava zaman aşımı süresinin dolmadığı, mahkumiyet hükmünün 02.05.2007 tarihinde kesinleşmesi ile artık dava zaman aşımı süresinin söz konusu olamayacağı, ceza zaman aşımının söz konusu olduğu, ayrıca, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9uncu maddesinin dördüncü fıkrasındaki kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zaman aşımına ilişkin hükümler uygulanmaz. şeklindeki hükme göre de; 02.05.2007 tarihinde kesinleşmiş olan hükümle ilgili olarak daha sonra lehe kanunla ilgili olarak yapılan yargılama ve müteakiben lehe olan hükmün kaldırılıp geri bırakılan hükmün açıklanmasına ilişkin yargılama sırasında, dava zaman aşımına ilişkin hükümlerin uygulanması mümkün olmadığından, tebliğnamedeki görüşe katılınmamıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy