(5275 S. K. m. 48, 99, 101, 107) (353 S. K. m. 204, 254) (8. CD. 15.12.2010 T. 2010/14558 E. 2010/14136 K.)
5237 sayılı TCK'da cezaların içtimasına yer verilmemiş; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 99uncu maddesinde, "Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar." kuralı benimsendikten sonra, bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümlerin bulunması halinde, koşullu salıverilme hükümlerinin (107nci maddenin) uygulanabilmesi yönünden mahkemeden bir toplama kararı isteneceği belirtilmiştir.
5275 sayılı Kanunun 99uncu maddesinin gerekçesinde Madde, birden fazla kesinleşmiş hükümlere ait cezaların ne suretle toplanacağını göstermektedir. Bir kimse hakkında birden fazla hüküm verilmiş ve mahkemece cezaların toplanmasına ilişkin hükümler uygulanmamış olursa, infaz için cezaların toplanması gerekeceğinden, mahkemeye başvurmak gerekecektir. Bu başvuruyu, Cumhuriyet savcısı veya sanık yapabilecektir. şeklindedir.
Yeni ceza sisteminde, infaz kuralları, maddi ceza kanunundan çıkartılıp infaza ilişkin kanunda düzenlenmiştir. Buna göre, mülga 765 sayılı TCKdan farklı olarak, yargılama sonunda hüküm kurulurken, farklı suçlardan verilen sonuç cezalar toplanmamakta, toplama işlemi hükümlerin kesinleşmesinden sonra, yerine getirilmeleri sırasında yapılmaktadır.
5275 sayılı Kanunun 99 ve 107nci maddelerinde yer alan toplama hükümleri, cezaların toplanması ve sınırlandırılmasına ilişkin infazı ilgilendiren kurallardır. Gerek öğretide ve gerekse yargısal kararlarda benimsendiği üzere, içtima edilmeye konu cezaların her birinin ayrı ve bağımsız olarak kendi varlıklarını koruyup hüküm doğuracakları dikkate alındığında, cezalarının ayrı infaz rejimine tabi olsalar bile bu hükümler uyarınca toplanmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır.
Bu sebeplerle, 5275 sayılı Kanunun 99uncu maddesinde düzenlenen cezaların toplanması müessesesi ile cezaların infazı sırasında dikkate alınacak olan 5275 sayılı Kanunun 107 ve 108inci maddelerinde öngörülen koşullu salıverme için iyi halli olarak geçirilmesi gereken sürelerin farklılığı ve 5275 sayılı Kanunun 48inci maddesinde düzenlenen disiplin cezası alan hükümlünün koşullu salıverilmesi için gerekli koşulların birbirine karıştırılmaması gerekmektedir. Zira anılan hükümler, hükmedilen cezanın niteliğini ve süresini değiştirmemekte, sadece infaz sırasında koşullu salıverilme süresini etkilemektedir.
Sonuç olarak, infaz rejimleri farklı da olsa, aynı türdeki cezaların toplanması yasal bir zorunluluktur. Toplamanın mutlak surette yapılması gerekmekle birlikte her bir ceza tabi oldukları infaz rejimine göre infaz edilmelidir. Nitekim, Dairemizin 31.10.2012 tarihli ve 2012/1293-1193 E.K.sayılı; Askeri Yargıtay 4üncü Dairesinin 18.08.2010 tarihli ve 2010/2122-2107 E.K.sayılı; Yargıtay 8inci Ceza Dairesinin 15.12.2010 tarihli ve 2010/14558-2010/14136 E.K.sayılı ilamları da bu yönde olduğu gibi uygulama da bu şekilde yerleşmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında incelenen itiraz konusu olaya dönüldüğünde;
Hükümlü hakkında Askeri Mahkemece yapılan yargılama sırasında hükümlünün firar (3 kez) ve mehil içi firar suçundan olmak üzere dört defa hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükümlerin kesinleştiği, cezaların toplanması ve sınırlandırılmasına ilişkin infazı ilgilendiren kurallar ile koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanması bakımından hükümlü hakkındaki cezaların infaz rejimleri farklı dahi olsa içtima edilmesinin gerektiği dikkate alındığında Askeri Savcılığın talebi üzerine ...Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 31.03.2011 tarihli ve 2011/328-93 E.K. sayılı hükmündeki mehil içi firar ve firar (3 defa) suçlarından verilen cezaların 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri Kanununun 99 ve 101inci maddeleri gereğince toplanarak neticeten ve içtimaen otuz bir ay yirmi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına;
29.11.2004-05.12.2004 tarihleri arasında mehil içi firar suçunun cezasının 647 sayılı Kanun hükümlerine göre infazı, 11.06.200518.08.2005, 22.09.2005-23.11.2005 ve 09.12.2005-07.03.2006 tarihleri arasında firar suçlarının cezalarının ise; mükerirlere özgü infaz rejimine göre infaz edilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanması hususlarının infaz sırasında dikkate alınarak her bir cezanın tabi oldukları infaz rejimine göre çektirilmesi, nezarette ve tutuklulukta geçen sürelerin cezasından mahsubuna karar verilmesi gerekirken; hatalı olarak verilen, hükümlerin farklı infaz rejimlerine tabi olması nedeniyle toplanmasının reddine dair duruşmasız işlere ait kararın kaldırılmasına, 353 sayılı Kanunun 204 ve 254üncü maddeleri gereğince karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy