(1632 S. K. m. 82) (5237 S. K. m. 54, 62) (353 S. K. m. 202, 203, 204, 214, 254) (5271 S. K. m. 231) (YCGK 11.07.2014 T. 2014/6-66 E. 2014/365 K.) (3. CD. 29.11.2010 T. 2010/8376 E. 2010/18508 K.) (7. CD. 08.11.2010 T. 2010/12186 E. 2010/15756 K.)
Askeri Mahkemece; sanığın, 20.02.2013 tarihinde mağdur Uzm.J.I.Kad.Çvş. A. Ö.ye karşı üstü tehdit suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCKnın 82/2 (Birinci cümle) ve TCKnın 62/1inci maddesi uyarınca beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına, takdiren herhangi bir denetimli serbestlik tedbiri belirlenmeden geçirilmesine, denetim süresi içerisinde sanığın kasten yeni bir suç işlemesi halinde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına, denetim süresi içerisinde sanığın kasten yeni bir suç işlememesi halinde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilmesine;
Sanığa ait suçta kullanılan ve
İlçe J.K.lığında muhafaza edilmekte olan; bir adet Yavuz 16 Compact MC marka ve
numaralı zati tabanca, bir adet siyah renk şarjör ve iki adet 9 mm. çapındaki mermi fişeğinin TCKnın 54üncü maddesi uyarınca müsaderesine, bu hususta gereği için kararın kesinleşmesini müteakiben
K.lığı Askeri Savcılığına müzekkere yazılmasına;
Karar verildiği;
Müdafii tarafından, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilmediği, ancak müvekkiline Devlet tarafından görevi nedeniyle verilmiş olup
İlçe J.K.lığında muhafaza edilmekte olan, bir adet Yavuz 16 Compact MC marka ve
numaralı zati tabanca, bir adet siyah renk şarjör ve iki adet 9 mm. çapındaki mermi fişeğinin TCKnın 54üncü maddesi uyarınca müsadere edilmesi kararına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rağmen sanki hüküm açıklanmış gibi ve suçta kullanılan silah müsadere edilmiş gibi bir anlam doğduğu, Devletin görevi nedeniyle müvekkiline verdiği silahın müsadere edilmemesi gerektiği ileri sürülerek itiraz edildiği;
Müdafiin talebi üzerine; talebi inceleyen
Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 24.03.2014 tarihli, 2014/832-43 Evrak ve Karar sayılı duruşmasız işlere ait kararı ile müsadere hükmüne karşı kanun yolunun temyiz olduğu, temyiz talebini incelemekle görevli merciin Askeri Yargıtay olduğu değerlendirilerek müdafiin talebi hakkında bir karar verilmesine yer olamadığına karar verildiği;
Askeri Yargıtay Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamede, müdafiin itirazı temyiz olarak kabul edilerek, müsadere hükmünün gerekçesizlik nedeniyle usul yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirildiği;
Anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede;
353 sayılı Kanunun 195inci maddesinde kanun yollarının itiraz ve temyiz olduğu; olağan bir kanun yolu olan itirazın 353 sayılı Kanunun 202, 203 ve 204üncü maddelerinde düzenlendiği görülmektedir.
5530 sayılı Kanun ile 202nci maddeye eklenen ikinci fıkra ile Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yapılacak itirazları en yakın askeri mahkeme inceler. düzenlemesi getirilmiştir.
353 sayılı Kanun kapsamında, Askeri Yargıtayın itiraz merci olarak bakacağı işler sadece temyiz isteminin reddi konusuna ilişkin 214üncü madde ile cezaların yerine getirilmesi sırasında alınması gereken kararlara ilişkin 254üncü maddede Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran haller nedeniyle geçirilmiş süreler ile hastanede geçen sürenin cezadan indirilmesi, değişik hükümlerdeki cezaların toplanması ve mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama şeklinde gösterilen konularla sınırlı olarak belirlenmiştir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı başvurulabilecek kanun yolu ise; 5271 sayılı CMKnun 231. maddesinin, Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir şeklinde hüküm altına alınan on ikinci fıkrasında açıkça İtiraz olarak belirtilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm ise, bilahare davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması halinde varlık kazanacağından ve ancak bu halde temyiz edilebilme imkanına kavuşabileceğinden, bu aşamadan önce henüz hukuken varlık kazanmamış bulunan bu hükmün temyiz merciince denetlenebilme imkanı bulunmamaktadır.
Müsadere kararı güvenlik tedbirine ilişkin olmakla birlikte hükmün bir parçası olduğu için, hükmün tabi olduğu kanun yoluna tabi olması gerekmektedir. Dolayısıyla açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde yer alan müsadere kararına karşı da ancak itiraz kanun yoluna başvurulabilecektir. Zira açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması nedeniyle henüz hukuken varlık kazanmamış bulunan hükmün temyiz merciince denetlenebilme imkanı bulunmayan bir aşamada, hükmün bir parçasını oluşturan müsaderenin temyizen incelenebileceğini kabul etmek, bir bütün olan hükmün bir bölümünün itiraz, bir bölümünün ise temyiz kanun yoluna tabi olacağı gibi çelişkili bir halin ortaya çıkması sonucunu doğuracaktır.
Diğer taraftan, müsadere kararının doğru olup olmadığının belirlenmesi için öncelikle eylemin sabit olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Bu itibarla itiraz kanun yoluna tabi bulunan açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün temyizen incelenmesi, dolayısıyla eylemin sabit olup olmadığının belirlenmesi mümkün olmayacak, bunun sonucu olarak eylemin sabit olduğu belirlenmeden eksik bir değerlendirmeyle müsadere kararının doğru olup olmadığının tespiti eksik bir değerlendirme olup, usul ve kanuna aykırı olacaktır.
Doktrinde de; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları içinde verilen müsadere kararları da, asıl hükmün tabi olduğu itiraz yasa yoluna tabidir (Yener Ünver-Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku, 2. Cilt, 7. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, s.308) şeklinde, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde yer alan müsadere kararının itiraz kanun yoluna tabi olacağına ilişkin görüş de mevcuttur.
Ayrıca, ceza muhakemesinde kanun yolu, tarafların istemlerine göre değil, kanunun sistematiği ve normları dikkate alınarak belirlenmelidir. Kanunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı başvurulabilecek kanun yolu hiçbir istisnaya yer vermeksizin açıkça itiraz olarak belirtilmiş olduğundan, hükmün bir parçası olan müsadere kararı da itiraz kanun yoluna tabi olacaktır.
Nitekim, açıklanması geri bırakılan hükümde yer alan müsadere kararının, temyizen incelenmesinin mümkün olmayıp itiraz kanun yoluna tabi olduğu Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.04.2014 tarihli ve 2012/6-1452 E., 2014/195 K., 11.07.2014 tarihli ve 2014/6-66 E., 2014/365 K. sayılı, Yargıtay 3üncü Ceza Dairesinin 29.11.2010 tarihli ve 2010/8376-18508 E.K. sayılı, Yargıtay 3üncü Ceza Dairesinin 28.03.2012 tarihli ve 2012/3288-12629 E.K. sayılı, Yargıtay 7nci Ceza Dairesinin 08.11.2010 tarihli ve 2010/12186-15756 E.K. sayılı kararları ile açıklığa kavuşturulmuştur.
Bu nedenlerle Askeri Mahkemece sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olup, bu karar itiraz kanun yoluna tabi olduğundan, hükmün parçası olan müsadere kararının da itiraz kanun yoluna tabi olduğu, bu itirazı inceleme merciinin Askeri Yargıtay olmayıp, 353 sayılı Kanunun 202/2nci maddesi uyarınca en yakın askeri mahkeme görevli olduğu anlaşıldığından, itiraz hakkında Askeri Yargıtayca bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy