(5237 S. K. m. 50, 51, 52, 62) (1632 S. K. m. 47, 130, Ek m. 10) (353 S. K. m. 16) (5271 S. K. m. 231)
Askeri Mahkemece, sanığın 19.06.2011 tarihinde askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 130/1 ve TCKnın 62, 50/1-a ve 52/4üncü maddeleri gereğince bin beş yüz TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, adli para cezasının taksitlendirilmesine, meydana gelen 3,62 TL tutarındaki Hazine zararının 353 sayılı Kanunun 16ncı maddesi gereğince sanığa ödettirilmesine karar verilmiştir.
Hüküm, sanık tarafından, sebep gösterilmeksizin; müdafii tarafından ise, kasta yönelik sebepler ileri sürülerek ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, mahkumiyet hükmünün uygulama yönünden bozulması görüşü bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Komutanlığı Özel Araçlı Koruma Tim Komutan Yardımcısı olarak görevli olan sanığa, koruma araçlarının hususi işlerde kullanılmayacağına ilişkin olan Birlik Komutanlığının 25.09.2008 tarihli, Personelin Dikkat Edeceği Genel Hususlar konulu emrin imzası mukabili tebliğ edildiği, sanığın herhangi bir görevi bulunmaksızın ve yanına askeri aracın şoförünü de almaksızın 19.06.2011 tarihinde Pazar günü saat 09.30 sıralarında,
Komutanlığı içerisindeki korumalı konut bölgesine giderek,
sivil ve
askeri plakalı Renault Megane II marka askeri koruma aracına ait anahtarı korumalı konut nöbetçi uzman çavuşu P.Uzm.Çvş. İ.A.dan alarak görev kağıdı tanzim ettirmeksizin bu araçla Birlikten çıkış yaptığı, askeri aracı görev hizmeti olmaksızın keyfi olarak kullanıp 47 kilometre yol kat ettikten sonra saat 11.00 sıralarında korumalı konuta dönerek aracı yerine bıraktığı, sanığın eylemi neticesinde 2,209 litre benzin harcanması nedeniyle 3,62 TL tutarında Hazine zararının meydana geldiği, böylece sanığın, askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçunu işlediği dosya içeriğinde bulunan tüm delillerden anlaşılmaktadır.
Müdafii temyiz dilekçesinde, sanığın korumasını yaptığı komutanın güvenliği açısından hava alanı tarafına keşif yapmak ve güzergahı öğrenmek maksadıyla aracı kullandığını, keşif sonrası da aracı derhal geri getirdiğini, bu nedenle sanıkta suç kastı bulunmadığı yönünde savunma yapmış ise de;
Dosyada bulunan ve Askeri Mahkemece gerekçeli kararda ortaya konulan tüm delillerden; sanığa olay tarihinde keşif yapmasına yönelik olarak sıralı amirlerince herhangi bir emir ve talimat verilmediği gibi, sanığın dava konusu Renault Megan II marka askeri aracı hafta sonu tatiline rast gelen, mesai yapılmayan Pazar günü, Özel Koruma Bölük Komutanına da bilgi vermeksizin korumalı konuttan aldığı, araç kullanılmadan önce görev kağıdı düzenlemesi gerekirken görev kağıdı tanzim ettirmediği gibi, araç şoförü olmaksızın koruma maksatlı askeri aracı tahsis gayesi dışında kişisel nedenlerle kullanmak suretiyle askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçunu işlediği hususu tereddütsüz bir şekilde, açık ve kesin olarak anlaşıldığından, müdafiinin kasta yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
Sanığın bu şekilde sübut bulan eylemi ile askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçunu işlediğini kabul eden Askeri Mahkemenin, elverişli kanıtlar ve yeterli gerekçeler ile; alt sınırdan temel cezayı belirleyip, duruşmadaki iyi hali nedeniyle takdiri indirim maddesini uygulamak suretiyle kurduğu mahkumiyet hükmünde; karar tarihinde yürürlükte bulunan ASCKnın Ek-10uncu maddesindeki yasal imkansızlık nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde, (Kısa süreli hapis cezasının ertelenmemesine ilişkin gerekçe gösterilmeksizin doğrudan adli para cezasına çevrilmesine karar verilmesi haricinde) usul ve esas yönlerinden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamakta ise de;
23.01.2013 tarihli ve 28537 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 17.01.2013 tarihli, 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararıyla; ASCKnın 47nci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile, Ek 8inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan
kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile
ibaresinin ve Ek 10uncu maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi karşısında Askeri Mahkemece, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı kapsamında, CMKnın 231inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilir olması mümkün hile gelmiştir. Bu nedenle sanığın hukuki durumunun (Hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden) yeniden değerlendirilmesi zorunlu görüldüğünden;
Diğer taraftan, sanık hakkında tayin olunan hapis cezasının ertelenmesi olanağı bulunmasına ve müdafii tarafından esas hakkındaki müdafaaya karşı savunmasında sanık hakkında mahkumiyet hükmü verilmesi halinde TCKnın 51inci maddesinin uygulanmasının talep edilmiş olmasına rağmen, hapis cezasının hangi gerekçelerle ertelenmediği gösterilmeksizin, seçenek yaptırımların mı yoksa ertelemenin mi sanığın lehine olacağı tartışılmaksızın, doğrudan hapis cezasının adli para cezası seçenek yaptırımına çevrilmesine karar verilmesi hukuka aykırı olduğundan,
Mahkumiyet hükmünün, uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy