(5237 S. K. m. 22, 62, 85) (1632 S. K. m. 146)
Askeri Mahkemece; sanığın, 05.04.2012 tarihinde silah ve cephanesinde dikkatsizlik ve nizamlara ve emirlere riayetsizlik nedeniyle taksirle bir insanın ölümüne neden olmak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 146ncı maddesi delaletiyle, TCKnın 85/1 (teşdiden), 22/3 ve 62nci maddeleri uyarınca dört yıl beş ay on gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu hüküm, müdafiler tarafından, esasa ve uygulamaya yönelik nedenler ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede;
Sanık J.Er T. D. ile maktul J.Onb. A. B.'nin
Komutanlığına bağlı
Karakol Komutanlığında birlikte görev yaptıkları, 05.04.2012 tarihinde sanığın 06.30-12.30 saatleri arasında J.Er M. B. ile birlikte 5 numaralı kulede nöbetçi oldukları, maktulün ise J.Er A. K. ile birlikte 4 numaralı kulede nöbetçi olduğu, sanık ile maktul arasında olay gününe kadar hiçbir sorunun yaşanmadığı, maktulün saat 08.00 sıralarında sanığın bulunduğu 5 numaralı kuleye doğru gittiği, maktul 5 numaralı kuleye gitmeden önce sanığın kendisine verilen talimatlara aykırı olarak silahıyla oynadığı, bu esnada silahını tam dolduruşa alarak birlikte nöbet tuttuğu arkadaşı J.Er M. B.'ye şaka amaçlı olarak doğrulttuğu, J.Er M. B.'nin ise sanığa silahı çekmesini söyleyerek, silahının dolu olduğunu, silahla oynamamasını söylediği, sanığın ise silahın kurma kolunu çektiği ve içindeki mermiyi yere düşürerek kurma kolunu bıraktığı ve silahını omzuna dayayarak nöbet tuttuğu yerin kapısına doğru doğrulttuğu, bu sırada J.Er M.B.'nin Silah tam dolduruşta dikkatli ol dediği, sanığın tetik düşürmeden önce maktulün kapıda göründüğü, maktulün, sanığın tetik düşürdüğü anda 5 numaralı kuleye bir adım atarak giriş yaptığı ve boynundan yaralandığı, ardından helikopterle Elazığ Asker Hastanesine sevki sırasında hayatını kaybettiği, olay günü yapılan otopsi sonucunda maktulün ateşli silah, yakın atış yaralanmasına bağlı büyük damar laserasyonu sonucu gelişen dış kanama nedeniyle öldüğünün tespit edildiği, Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığınca düzenlenen 06.06.2012 tarihli, 2012/1252 (Bal.İnc.) Uzmanlık numaralı raporunda sanık J.Er T.D.'ye ait 651548 seri numaralı G-3 piyade tüfeğinde yapılan kontrol ve muayenede, emniyet ve ateş ayar mandallarının sağlam ve işler durumda olduğu, atışa mani ya da kendiliğinden atış yapmasına sebep olabilecek mekanik bir arızasının bulunmadığı, olay yerinde bulunan 7.62 mm çapında kovanın sanık J.Er T.D.'ye ait silahtan atıldığının tespit edildiği, aynı Dairece düzenlenen 07.06.2012 tarihli, 2012/1261 sayılı raporunda da sanığa ait parkanın önünde ve kollarında atış artıklarının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
5237 sayılı TCKnın 22/3üncü maddesinde düzenlenen, Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. hükmü ile basit taksir-bilinçli taksir ayrımı yapılarak, bilinçli taksir için daha fazla ceza verilmesi öngörülmüştür. Yasanın bu hükmüne göre, bilinçli taksirden söz edilebilmesi için; failin neticeyi öngörmüş olması, neticenin gerçekleşmesini istememesi, ancak neticenin gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Taksirli bir eylem için neticenin Öngörülebilir olması gerektiği dikkate alındığında; bilinçli taksirle, basit taksir arasındaki fark, Öngörülebilir neticenin fail tarafından öngörülmüş olup olmamasıdır. Eğer fail genel olarak neticenin gerçekleşebileceğini öngörmüş, fakat kendisine olan güven veya eyleminin işleniş tarzı itibarıyla neticenin gerçekleşmeyeceği düşüncesiyle hareket etmişse ortada bilinçli taksir vardır. Buna karşılık; fail, öngörülebilir bir neticeyi Öngörememiş ve fakat netice gerçekleşmiş ise, basit taksir hali söz konusudur.
Somut olayda, sanığın nöbetçi olduğu sırada kendisine verilen talimatlara aykırı olarak silahıyla oynadığı, bu esnada silahını tam dolduruşa getirerek birlikte nöbet tuttuğu arkadaşı J.Er M. B.'ye şaka amaçlı olarak doğrulttuğu, J.Er M. B.'nin ise sanığa silahı çekmesini söyleyerek, silahının dolu olduğunu, silahla oynamamasını söylediği, sanığın ise silahın kurma kolunu çektiği ve içindeki mermiyi yere düşürerek kurma kolunu bıraktığı ve silahını omzuna dayayarak nöbet tuttuğu yerin kapısına doğru doğrulttuğu, bu sırada J.Er M. B.'nin Silah tam dolduruşta dikkatli ol dediği, sanığın tetik düşürmeden önce maktulün 5 nu.lı kule yeri kapısında göründüğü, maktulün, nöbet kulesine bir adım atarak giriş yaptığı sırada sanığın tetik düşürdüğü anlaşılmıştır. Sanığın nöbet yerinde maktul ile arasındaki mesafenin yakınlığı nedeniyle daha da bir özen göstererek silahı ile oynamaması ve namlusunu ilk önce nöbet yerindeki arkadaşına daha sonra maktule doğrultmaması, ikazlara rağmen oyamaya devam etmemesi, kurallara uyup silahının tetik tertibatına dikkatsiz ve gereksiz bir şekilde dokunmaması gerekirken aksini yaparak silahını ateşlemesi ve namludan çıkan merminin yakınındaki arkadaşına isabet ederek, ölümüne neden olması eyleminin, bilinçli taksir olarak kabulünde her hangi bir isabetsizlik görülmediğinden, müdafilerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Askeri Mahkemece; sanığın işlediği kabul edilen bilinçli taksirle silahında dikkatsizlik sonucu bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçundan yasal ve yeterli gerekçeler gösterilmek suretiyle, teşdiden mahkumiyet hükmü kurulmasında, yasal imkansızlık nedeniyle cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmemesinde ve ertelenmemesinde; hukuka aykırılık bulunmadığından, mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy