(5271 S. K. m. 223) (1632 S. K. m. 162, 165, 171, 179) (5237 S. K. m. 24, 109)
Askeri Mahkemece; sanıkların, 03.06.2011-10.06.2011 tarihleri arasında kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; müsnet suçun unsurları itibariyle oluşmadığı kabul edilerek, CMKnın 223/2-b maddesi gereğince sanıkların ayrı ayrı beraatlarına karar verilmiştir.
Hüküm, Askeri Savcı, katılan ve katılan vekili tarafından, müsnet suçun tüm unsurlarıyla oluştuğu ileri sürülerek, sanık aleyhine temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; beraat hükmünün onanması görüşü bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Komutanlığı Askeri Savcılığının 08.01.2013 tarih ve 2013/101-1 E.K. sayılı iddianamesi ile katılan Hv.Uçk.Bkm.Kd.Bçvş. M. Y.'nin; resmi belgede sahtecilik suçundan yargılandığı ve
Askeri Mahkemesinin 21.04.2011 tarih ve 2011/83-52 Esas ve Karar sayılı hükmü ile beraat ettiği, bu hükmün 28.04.2011 tarihinde kesinleştiği, katılanın amiri sanık Hv.Uçk.Bkm.Yb. K. T. Ç. tarafından aynı eyleme ilişkin olarak 27.05.2011 tarihinde katılanın savunmasının alındığı, savunmasının yeterli görülmeyip 01.06.2011 tarihinde yedi gün oda hapsi cezası ile cezalandırıldığı, katılanın bu cezaya 02.06.2011 tarihinde itiraz ettiği, itirazı inceleyen diğer sanık Hv.Uçk.Bkm.Alb. M. S. K.'nin yapılan işlemde herhangi bir usulsüzlük olmadığını belirtmesi üzerine söz konusu yedi günlük oda hapsi cezasının 03.06.2011-10.06.2011 tarihleri arasında infaz edildiği, sanıkların katılana ceza verirken ASCKnın 162, 165, 171 ve 179uncu maddelerine dayanmış olmakla birlikte ASCKnın 179uncu maddesinde düzenlenen ...Fiilin disiplin cezasını mucip olduğu askeri mahkemede anlaşılırsa... hususunun bulunmadığı, katılanın suça konu eyleminin resmi belgede sahtecilik suçu olduğu, bu suçu soruşturmaya/kovuşturmaya yetkili ve görevli askeri savcılık/askeri mahkeme tarafından yapılan soruşturma/kovuşturmayı müteakip müsnet resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı kanaati ile CMKnın 223/2-a maddesi gereğince beraatına karar verildiği, ASCKnın 179uncu maddesinde belirtilen ve yukarıda bahsi geçen şartın gerçekleşmediği ve bu haliyle her iki sanığın aynı eylem nedeniyle katılana söz konusu oda hapsi cezası vermek suretiyle, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı;
Askeri Mahkemece; katılan Hv.Uçk.Bkm.Kd.Bçvş. M. Y. hakkındaki resmi belgede sahtecilik suçuyla ilgili beraat kararının gerekçesinde katılanın vizite formunda değişiklik yaptığının tespit edilmesi karşısında bu gerekçeli kararı okuyan ve katılanın amiri konumunda bulunan sanıkların, katılanın bu eylemi ile disiplinin bozulduğunu değerlendirmeleri ve ASCK'nın kendilerine verdiği yetkiye dayanarak katılanı oda hapsi cezası ile cezalandırmış olmalarında hukuka aykırılık bulunmadığı, her iki sanık yönünden de müsnet suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilerek, sanıkların beraatına karar verildiği;
Görülmektedir.
Katılan Hv.Uçk.Bkm.Kd.Bçvş. M. Y.'nin, 27.08.2010 tarihinde viziteye çıktığı, gribal enfeksiyon tanısı ile kendisine iki gün istirahat verildiği, katılanın vizite formundaki İki (2) gün istirahatı uygundur şeklindeki ifadede yer alan iki yazısını üç, 2 rakamını da 3 olarak değiştirmek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla hakkında açılan kamu davasında,
Askeri Mahkemesince katılanın eyleminin bu şekilde gerçekleştiği kabul edildiği, ancak söz konusu belgenin iğfal kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle 21.04.2011 tarih ve 2011/83-52 Esas ve Karar sayılı hüküm ile katılanın beraatına karar verildiği, bu hükmün 28.04.2011 tarihinde kesinleştiği, katılanın amiri sanık Hv.Uçk.Bkm.Yb. K. T. Ç. tarafından aynı eyleme ilişkin olarak 27.05.2011 tarihinde katılanın savunmasının alındığı, savunmasının yeterli görülmeyip 01.06.2011 tarihinde yedi gün oda hapsi cezası ile cezalandırıldığı, katılanın bu cezaya 02.06.2011 tarihinde itiraz ettiği, itirazı inceleyen diğer sanık Hv.Uçk.Bkm.Alb. M. S. K.'nin yapılan işlemde herhangi bir usulsüzlük olmadığını belirtmesi üzerine söz konusu yedi günlük oda hapsi cezasının 03.06.2011-10.06.2011 tarihleri arasında infaz edildiği, maddi vakıanın bu şekilde gerçekleştiği tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu 5237 sayılı TCKnın 109/1'inci maddesinde Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. şeklinde düzenlendikten sonra aynı maddenin 3'üncü fıkrasının (d) bendinde bu suçun kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki verilecek cezanın bir kat artırılacağı belirtilmiştir.
Bu suçun oluşması için bir kişinin, bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakılması eyleminin hukuka aykırı olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Eğer hukuka uygunluk sebepleri mevcut ise hukuka aykırılıktan bahsedilemeyeceği için suç oluşmayacaktır. Kanunun hükmünü yerine getirme TCKnın 24üncü maddesinde hukuka uygunluk sebeplerinden birisi olarak düzenlenmiştir.
Olay tarihi itibarıyla, asker kişilerin disiplin tecavüzleri ve kabahatlerinin ne şekilde, kim tarafından ve hangi tür cezalarla cezalandırılacağı, ASCKnın 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanununun 45'inci maddesiyle yürürlükten kaldırılan 162-191'nci maddelerinde düzenlenmiştir. Katılanın tabur komutanı olan sanık Hv.Uçk.Bkm.Yb. K. T. Ç.nin katılanın gerçekleştireceği disiplin tecavüzlerinden dolayı ASCKnın ilgili hükümleri gereğince yirmi bir güne kadar oda hapsi cezası verme yetkisi bulunmaktadır. Oda hapsi cezası hürriyeti bağlayıcı bir ceza niteliğinde olup mutlaka hukuka uygun olarak verilmesi gerekmektedir. Ortada bir disiplin tecavüzü olmamasına rağmen veya kanunda ceza süresi yönünden tanınan yetki aşılarak verilmesi ya da zaman aşımı süresinin dolmasından sonra ceza verilmesi hallerinde oda hapsi cezasının hukuka aykırı bir şekilde verilmesi söz konusu olacaktır.
Sanıklar hakkındaki davanın temelinde zamanaşımı süresi dolmasına rağmen katılana oda hapsi cezası verilmesinin hukuka aykırılığı savı bulunduğundan katılanın yargılanmasına neden olan eylemin zamanaşımı süresi yönünden ele alınması gerekmektedir.
ASCK'nın, 6413 sayılı Kanunun 45'inci maddesiyle yürürlükten kaldırılan 179uncu maddesinde; disiplin tecavüzlerine ve kabahatlerine bir aydan sonra ceza verilmeyeceği, ancak fiil tahkikatı mucip ise bu husus için gerekli olan zamanın bir aylık süreye dahil olmayacağı, fiilin disiplin cezasını mucip olduğunun askeri mahkemede anlaşılması halinde bu bir aylık sürenin hükmün kesinleştiği veya mahkemece muhakemesinin tevkifiyle evrakın ceza verilmek üzere Birlik Komutanlığına iade olunduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı belirtilmiştir.
Askeri Mahkemesinin 21.04.2011 tarih ve 2011/83-52 Esas ve Karar sayılı kararında, katılanın nöbetini tutmamak amacıyla vizite formundaki istirahat süresiyle ilgili yazıyı ve rakamı değiştirdiğinin sabit olmasına rağmen, belgenin iğfal kabiliyeti bulunmaması nedeniyle katılana isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçunun oluşmadığı gerekçesiyle katılanın beraatına karar verildiği görülmektedir.
Katılan hakkındaki 01 Haziran 2011 tarihli disiplin ceza kararı incelendiğinde, Askeri Mahkemece beraat kararı verilmiş olsa bile, katılanın eyleminin disiplin tecavüzü niteliğinde olduğunun, bu eylem nedeniyle disiplin amirinin ceza verme yetkisi bulunduğunun, ASCKnın 179uncu maddesine göre bir aylık zamanaşımı süresinin mahkeme kararının Birliğe ulaştığı tarihten itibaren işlemeye başlayacağının belirtildiği ve yedi gün oda hapsi cezasının verildiği görülmektedir.
Askeri Mahkemenin katılanın beraatına ilişkin kararında ASCKnın 179uncu maddesi hükmü gereğince işlem yapılması için evrakın Birlik Komutanlığına gönderilmesi yönünde bir kararı yok ise de; katılan hakkındaki beraat kararının belgenin iğfal kabiliyetinin bulunmaması gerekçesine dayanması, katılanın resmi belge niteliğindeki vizite formunda değişiklik yapma eyleminin sabit olması ve bu eylemi tutması gereken nöbetten kurtulmak amacıyla gerçekleştirmiş olması karşısında; sanık Hv.Uçk.Bkm.Yb. K. T. Ç.nin katılanın eyleminin disiplin tecavüzü oluşturduğu, bu eylemden dolayı katılana oda hapsi cezası verebileceği, disiplin tecavüzleri için geçerli olan bir aylık zamanaşımı süresinin ise beraat kararının Birliğe ulaşmasından itibaren işlemeye başlayacağı yönünde kanaate vararak katılana oda hapsi cezası vermek suretiyle geçekleştirdiği eyleminde, Kanunun hükmünü yerine getirme hukuka uygunluk sebebinin maddi şartları esasen gerçekleşmediği halde bu şartların gerçekleştiği zannıyla hareket ettiği kanaatine varıldığından suç kastının varlığından bahsetmek mümkün görülmemiştir. Aynı şekilde sanık Hv.Uçk.Bkm.Yb. K.T.Ç. tarafından verilen ve katılanın itirazı üzerine itirazı haksız bularak reddeden sanık Hv.Uçk.Bkm.Alb. M.S.K.nin da suç kastıyla hareket etmediği kabul edilmiştir. Müsnet suçun her iki sanık yönünden de manevi unsur itibarıyla oluşmadığı vicdani kanaatine varılmakla, Askeri Savcı, katılan ve katılan vekilinin temyiz sebepleri kabul edilebilir mahiyette görülmemiş ve Askeri Mahkemece, sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilerek, sanıklar hakkındaki beraat hükümlerinin onanmasına karar verilmiştir.
Katılan vekili temyiz layihasında oda hapsi cezasının AİHSne aykırı olması nedeniyle de beraat kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de bu temyiz sebebine de itibar edilmemiştir. Zira, AİHM tarafından, bir yasa hükmünün uygulanmasıyla ortaya çıkan hukuksal durumun AİHSne aykırı olduğuna hükmedilmesi, yürürlükte olan bu yasa hükmünü uygulayan kamu görevlilerinin doğrudan suç işlediği anlamına gelmeyecektir. İdari yapı içerisinde yer alan kamu görevlilerinden ve bu arada asker kişilerden bir yasa hükmünü AİHSne aykırı olduğu gerekçesiyle uygulamamasını beklemek aşırı bir iyimserlik olacağı gibi, iç hukuk bakımından yasa hükmünü uygulamayan kamu görevlisinin cezai ve hukuki sorumluluğunu da doğurabilecektir. AİHSne aykırı bir yasal düzenlemenin varlığının AİHM tarafından tespit edilmesi halinde bu aykırılığı gidermek, düzeltmek yasama organına ait bir görevdir. Nitekim, TSKde disiplin amirlerinin hürriyeti bağlayıcı ceza vermelerine olanak tanıyan ASCKnın ilgili hükümleri 6413 sayılı Kanunun 45inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak oda hapsi cezası verilmesini düzenleyen hükümler suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunmaktadır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy