(1632 S. K. m. 12, 130) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (5271 S. K. m. 170, 223, 225, 230)
Askeri Mahkemece;
1) Sanık J.Üçvş. O.K.nin, 17.01.2014 tarihinde
plakalı askeri aracın görev faaliyeti dışında kullanılmasına müsaade etmek suretiyle askeri aracı özel menfaatinde kullanmak suçunu işlediği sabit görülerek, ASCKnın 130/1, TCKnın 62/1, 50/1-a ve 52/2nci maddeleri uyarınca binbeşyüz TL adli para cezası ile cezalandırılmasına;
2) Sanık Uzm.J.IV.Kad.Çvş. M.K.nin, 17.01.2014 tarihinde
plakalı askeri aracın görev faaliyeti dışında kullanılmasına müsaade etmek suretiyle askeri aracı özel menfaatinde kullanmak suçunu işlediği sabit görülerek, ASCKnın 130/1, TCKnın 62/1, 50/1-a ve 52/2nci maddeleri uyarınca binbeşyüz TL adli para cezası ile cezalandırılmasına;
3) Her iki sanığın da 17.01.2014 tarihinde
plakalı askeri aracı görevleri dışında kullanarak İ.E. isimli şahsı hastaneye götürmek suretiyle askeri aracı özel menfaatlerinde kullanmak suçunu işlediklerinden bahisle, cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmış ise de; J.Üçvş. O.K. yönünden suçun unsurları itibariyle oluşmadığı, Uzm.J.IV.Kad.Çvş. M.K. yönünden ise her türlü şüpheden arındırılmış, objektif ve kesin deliller elde edilemediğinden, CMKnın 223/2-b-e ve 230/2nci maddeleri uyarınca ayrı ayrı beraatlerine;
4) Olay nedeniyle meydana gelen 14 Kuruş tutarındaki hazine zararının saklı tutulmasına karar verilmiştir (Dz. 114-119)
Mahkûmiyet hükümleri sanıklar tarafından, haklarında görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, mahkûmiyet hükmü kurulmasının yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, görev yönünden ayrı ayrıtemyiz edilmiştir (Dz. 134-135, 137).
Mahkûmiyet hükümleri ve beraat hükmü, Askeri Savcı tarafından göreve ilişkin nedenler ileri sürülerek temyiz edilmiştir (Dz. 124,125).
Tebliğnamede, tüm hükümlerin ayrı ayrı onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Dairemizin 06.01.2016 tarihli ve 2015/0787 Esas, 2016/001 Ara Karar No sayılı ara kararı ile; Askeri Savcının temyiz dilekçesinin, sanık Uzm.J.IV.Kad.Çvş. M.K.ye tebliğ edilmesinden sonra dava dosyasının Dairemize iade edilmek üzere Askeri Yargıtay Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir.
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 07.03.2016 tarihli ve SAYI:2015/1811 sayılı yazısı ile, Dairemizin ara kararının yerine getirildiği belirtilerek, dava dosyası Dairemize gönderilmiştir.
Yapılan incelemede;
Komutanlığı Askeri Savcılığının 25.07.2014 tarihli, 2014/602-400 E.K. sayılı;
Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü emrinde görevli şüpheliler J.Üçvş. O.K. ile Uzm.J.Kad.Çvş. M.K.nin 17.01.2014 tarihinde
plakalı askeriaraçla
ilçesine istihbari amaçla görevlendirildikleri, şüpheli Uzm.J.Kad.Çvş. M.K.nin Yenişehir ilçesinde görevdeyken kendilerini 01.01.2014 tarihinde
Komutanlığına şikayet eden İ.E. ile şikayet konusu olayların bu boyuta niçin geldiğini konuşmak üzere J.Üçvş. O.Knin bilgisi dahilinde tek başına İ.E.nin evine gittiği, burada İ.E. ile görüştüğü ve İ.E.yi hastaneye götürdüğü, olay sebebiyle şüpheliler hakkında hizmet aracının amacı dışında kullanılması sebebiyle Askeri Aracı Özel Menfaatinde Kullanmak suçundan soruşturma emri verildiği anlaşılmıştır.
Askeri Aracı Özel Menfaatinde Kullanmak suçundan şüpheliler J.Üçvş. O.K. ile Uzm.J.Kad.Çvş. M.K. hakkında Askeri Savcılığımızca 26.06.2014 tarihli ve 2014/346-34 E.K. sayısı ile Görevsizlik kararı verildiği, verilen bu görevsizlik kararına
Komutanlığı tarafından yapılan 04.07.2014 tarihli ve
sayılı yazısı ile itiraz edildiği,
Komutanlığı Askeri Mahkemesince yapılan itiraz incelemesinde,
Komutanlığı tarafından yapılan itirazın kabulüne ve ayrıca Askeri Aracı Özel Menfaatinde Kullanmak şüpheliler .Üçvş. O.K. ile Uzm.J.Kad.Çvş. M.K. hakkında kamu davasının açılmasının gerekli olduğuna karar verildiği anlaşılmakla;
Şüpheliler J.Üçvş. O.K. ile Uzm.J.Kad.Çvş. M.K.nin,
plakalı askeri aracı görevleri dışında kullanarak İ.E.ı hastaneye götürmek suretiyle Askeri Aracı Özel Menfaatinde Kullanmak suçunu işledikleri anlaşıldığından, müsnet suçtan eylemlerine uyan AS.C.K.nun 130/1 maddesi gereğince AYRI AYRI CEZALANDIRILMALARI,
Olayda meydana gelen 14 Kuruş tutarındaki hazine zararının AS.C.K.nun 130/son maddesi gereğince şüphelilerden TAHSİLİ, TALEP VE İDDİA olunur. şeklindeki iddianamesi ile açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda;
Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü emrinde görevli bulunan sanıkların, 17.01.2014 tarihinde 09.00-17.00 saatleri arasında
plakalı askeri araçla
ilçesine istihbari amaçla görevlendirildikleri, sanık J.Üçvş. O.K.nin araç komutanı, sanık Uzm.J.IV.Kad. Çvş. M.K.nin ise araç sürücüsü olduğu, sanıkların
ilçesinde görevde iken daha önce görüşülen şahıslar kategorisinde olan ancak 01.01.2014 tarihinde alacak-verecek meselesi konusunda
Komutanlığına mektupla kendilerini şikayet eden sivil şahıs İ.E.la konuşmak amacıyla Uzm.J.IV.Kad.Çvş. M.K.nin teklifi üzerine araç komutanı J.Üçvş. O.K.nin izin vermesi neticesinde sivil şahıs İ.E.ın evine kendilerine tahsisli araçla geldikleri, şahsın evine giderken araç sürücüsü Uzm.J. IV.Kad.Çvş. M.K.nin, araç komutanı J.Üçvş. O.K.yi yolda bırakarak tek başına gittiği, buradaherikisiarasındaşikayetdolayısıylaiçeriğiaydınlatılamayan diyalog geçtiği, akabinde sivil şahıs İ.E.nin daha önceden hastanede yatan babasını ziyaret etmek istediği, ancak bu hususta teklifin kimden geldiği belli olmayan maddi olay içerisinde sanığın sivil şahsı hastaneye götürdüğü; böylece, sanıkların görevli olarak gittikleri
ilçesinde aralarındaki şahsi bir konuyu görüşmek üzere sivil şahıs İ.E.nin evine kendilerine tahsis edilen Devlet aracı ile gitmek üzere yola çıkmaları ve sanık Uzm.J.IV.Kad.Çvş. M.K.nin, sanık J.Üçvş. O.K. nin bilgisi dahilinde tek başına sivil şahsın evine gitmesi, onunla görüşmesi ve şahsı hastaneye götürmesi eylemlerinin sabit olduğu kabul edilerek;
Sanıkların
ilçesinde görevde iken kendilerini daha önce görüşülen şahıslar kategorisinde olan ancak 01.01.2014 tarihinde alacak-verecek meselesi konusunda
Komutanlığına mektupla kendilerini şikayet eden sivil şahıs İ.E.la konuşmak amacıyla sanık Uzm.J.IV.Kad.Çvş. M.K.nin teklifi üzerine araç komutanı J.Üçvş. O.K.nin izin vermesi neticesinde araç sürücüsü sanık Uzm.J. IV.Kad.Çvş. M.K.nin, araç komutanı J.Üçvş. O.K.yi yolda bırakarak tek başına sivil şahıs İ.E.ın evine gitmesi eylemine ilişkin olarak, Askeri Mahkemece yukarıda yazılı olduğu şekilde sanıklar hakkında ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri tesis edildiği;
Araç sürücüsü sanık Uzm.J.IV.Kad.Çvş. M.K.nin evine gidip konuştuğu sivil şahıs İ.E.ı hastaneye götürmesi eylemine ilişkin olarak ise; Askeri Mahkemece yukarıda yazılı olduğu şekilde sanıklar hakkında ayrı ayrı beraat hükümleri tesis edildiği;
Anlaşılmaktadır.
1. Göreve ilişkin yapılan incelemede;
2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu; Jandarmanın görevlerini mülki, adli ve askeri olmak üzere üç ana grupta toplamış olup, emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamayı, korumayı, suç işlenmesini önlemek için tedbirler almayı ve uygulamayı mülki nitelikte görev olarak belirlemiştir.
Komutanlığınca verilen İstihbarat görevinin Mülki nitelikte olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Aynı Kanunun 4üncü maddesine göre
Komutanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir parçası olup, eğitim ve öğrenimin yanı sıra Silahlı Kuvvetlerle ilgili görevleri bakımından Genelkurmay Başkanlığına, emniyet ve asayiş işleriyle diğer görev ve hizmetlerin ifası yönünden İçişleri Bakanlığına bağlı bulunmaktadır.
Aynı Kanunun 7nci maddesinde de; Jandarmanın sorumluluk alanlarındaki görevleri genel olarak; mülki, adli, askeri ve diğer görevler olarak kabul edilmiş, 15inci maddesinin c fıkrasında da; Jandarma personelinin Askeri Yargıya tâbi suçlarında, 353 sayılı Kanuna göre işlem yapılarak, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu ile 765 (5237) sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerinin uygulanacağı gösterilmiştir.
ASCKnın 12nci maddesinde Hizmet; Bu Kanunun tatbikatında (Hizmet) tabirinden maksat, gerek malûm ve muayyen olan, gerekse bir amir tarafından emredilen bir askeri vazifenin madun tarafından yapılması hâlidir denilmiş, TSK İç Hizmet Kanununun 7nci maddesinde Hizmetin icap ettirdiği şeyi yapmak ve menettiği şeyi yapmamak biçiminde tanımlanmış, aynı Kanunun 42nci maddesinde de; Her askerin vazife ve hizmet icabı kullanmak veya muhafaza etmek için kendisine tevdi edilen her çeşit devlet malının, bakım, koruma ve muhafazasından sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan,
Başkanlığınca çıkarılan ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir parçası olup, Silahlı Kuvvetlerle ilgili görevler bakımından
Başkanlığına tâbi bulunan Jandarma Genel Komutanlığının, bağlayıcı nitelikteki Askeri Araçların Kullanılma Esasları, Karayolu Ulaştırma Emniyeti ve Askeri Trafik Kontrol Hizmetleri Yönergesine (MY: 55-4A) dayalı olarak Jandarma Genel Komutanlığınca yayımlananJandarma Lojistik Hizmetler Yönergesi (JGY, 54-1 (A)nin, Ulaştırma Esasları bölümünde; Jandarma birlik ve kurumlarında, ulaştırma hizmetlerinin
Başkanlığının içinde (MY:55-4A) Yönergesi de bulunan yönergeleri çerçevesinde yürütüleceği belirtilmiş, gerek araç komutanlarının, gerekse araç sürücülerinin tüm ulaştırma hizmetleri esnasında nasıl hareket edecekleri talimat olarak madde madde gösterilmiştir.
Dava konusu olaya, yukarıda açıklanan Yasa, Yönetmelik ve Yönergelerdeki düzenlemeler açısından yaklaşıldığında ve 353 sayılı Kanunun Genel Görev başlığı altındaki 9uncu maddesinde yazılı olan Askeri Mahkemeler, Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile ... askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler. hükmü göz önüne alındığında, genelde asayiş ve emniyetle ilgili bir görevin yapılmasısırasında da olsa, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir parçası olan
Komutanlığının mensubu olup, disiplin, eğitim ve öğrenimin yanı sıra ve bunlara bağlı olarak Devlet mallarının korunması ve gereği gibi kullanılması çerçevesinde göreve sevk edildiği anlaşılan ve asker kişi olan sanıkların askeri araçla mülki bir görev olan istihbarat görevi için göreve çıktıkları, ancak görevin devamında verilen görevle hiç bir ilgisi olmayan kendilerini şahsi bir mesele ile ilgili olarak şikayet eden tanık sivil şahıs İ.E.ın evine, müteakiben de hastaneye gidildiği, dolayısıyla artık ortada bir mülki görevden bahsetmenin mümkün olmadığı, dolayısıyla Askeri Mahkemenin görevli olduğu sonucuna varılmakla, sanıkların ve Askeri Savcının göreve ilişkin temyiz sebeplerine iştirak edilmemiştir.
2. Mahkûmiyet hükümlerine ilişkin yapılan incelemede;
CMKnın Kamu davasını açma görevi başlıklı 170inci maddesine göre, iddianamenin şüphelinin kimliğini, yüklenen suçu ve uygulanması gereken kanun maddelerini, yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi ve suçun delillerini göstermesi gerekmekte olup, ayrıca, iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanması zorunluluk arz etmektedir. CMKnın Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi başlıklı 225inci maddesinde ise, Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir şeklinde bir düzenleme bulunmaktadır.
Her ne kadar, CMKnın 170inci maddesinde Olay sözcüğü ve CMKnın 225inci maddesinde ise Fiil sözcüğü kullanılmış ise de; Olay sözcüğü çoğu defa mevcut bir durumun değiştirilmesini ifade etmekte olup, insan eseri olan olaylara ise Eylem (Fiil) denilmektedir. Dolayısıyla, yasa koyucu tarafından CMKnın 170inci maddesinde kullanılan Olay sözcüğü ile suç teşkil eden eylemlerin (Fiillerin) amaçlandığı açıktır.
Bu düzenlemelere göre, iddianamede ceza davasının iki önemli unsuru olan fail ve fiile kesinlikle yer verilmesi gerekmektedir. CMKnın 225inci maddesi, ceza davasının önemli bir unsurunu teşkil eden fiilden söz ederek, bu fiilden ne anlaşılması gerektiğini açıklamamış ve CMKnın 170inci maddesine, onu açıkça belirtmeden, yollama yapmakla yetinmiştir. Davanın eylem bakımından sınırının çizilmesi konusunda asıl düzenleme olan CMKnın 170inci maddesinde ise, eylemin gösterilmesi bakımından bir kısıtlama getirilerek, yüklenen suçu oluşturan olayların açıklanmasındanbahsedilmiş, sadece yüklenen suçu oluşturan eylemler hakkında kamu davası açıldığı kabul edilmiş ve yüklenen suçu oluşturan eylemler haricindeki eylemler hakkında kamu davası açıldığı hususu kabul edilmemiştir.
Yukarıda belirtilen iki maddenin metni birlikte değerlendirildiğinde hüküm ile iddianamenin aynı maddi olaya ilişkin olması gerektiği, başka bir deyişle, iddianameye yazılarak dava konusu yapılmayan bir eylemden dolayı hüküm verme olanağının bulunmadığı görülmektedir. Konuya bu açıdan bakıldığında, kişilerin hayatından alınan belirli bir kesitin gerek ceza hukuku, gerekse ceza yargılama hukuku bakımından değerlendirilerek, sağlıklı bir biçimde hükme konu edilebilmesi iddianamede gösterilen maddi vakalara riayet etmekle mümkün olacaktır. Suç teşkil eden maddi vakanın iddianamede belirtilmesi ise, dava konusu olayın başka iddia ve olaylardan ayırt edilebilecek şekilde sınırlandırılarak açıklanması ile mümkün olup, bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesi, o olay hakkında da dava açıldığını göstermemektedir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 21.04.1967 tarihli ve 1967/23-22 E.K., 14.07.1988 tarihli ve 1988/128-91 E.K., 15.01.1998 tarihli ve 1998/8-11 E.K., 19.11.1998 tarihli ve 1998/135-147 E.K., 22.02.2001 tarihli ve 2001/21-24 E.K., Askeri Yargıtay 2nci Dairesinin 16.10.2002 tarihli ve 2002/876-872 E.K. ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.02.1994 tarihli ve 3-348 E., 23 K., 28.03.1994 tarihli ve 4-59 E., 82 K., 13.05.1997 tarihli ve 1-76 E., 114 K. sayılı kararları).
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığı altında inceleme konusu olaya tekrar dönüldüğünde;
İddianamenin ilk paragrafında; maddi vaka bütün halinde hikaye edildikten sonra, sanıklar hakkında Askeri Aracı Özel Menfaatinde Kullanmak suçundan soruşturma emri verildiğinin belirtildiği;
İkinci paragrafında; soruşturma emri üzerine Askeri Savcılıkça görevsizlik kararı verildiği, bu karara
Komutanınca itiraz edilmesi üzerine itiraz incelemesini yapan
Komutanlığı Askeri Mahkemesince görevsizlik kararının kaldırılıp dava açılması kararı verildiğinden bahsedilerek, iddianame öncesindeki usuli işlemlerin anlatıldığı;
Üçüncü paragrafında; ilk paragrafta tanımlanan vaka içerisinden sadece sanıkların
plakalı askeri aracı görevleri dışında kullanarak İ.E.ı hastaneye götürmesi şeklindeki vakanın (eylemin), üzerlerine atılı suçu oluşturduğu açıkça belirtilerek, diğer vakalardan açıkça ayırt edilerek, haklarında ayrı ayrı AS.C.K.nun 130/1 maddesinin tatbikinin talep edildiği;
Dördüncü paragrafında da; üçüncü paragraftaki eylem dikkate alınarak, sivil şahıs İ.E.ın evi ile bu şahsın askeri araçla götürüldüğü hastane arasındaki mesafenin ölçümü (Dz.38) ve bu mesafede kullanılan motorinin miktarının tespiti ile belirlenen hazine zararının (özel menfaat nedeniyle oluşan zarar) (Dz.46) AS.C.K.nun 130/1 maddesi uyarınca sanıklardan tahsilinin talep edildiği;
Görülmüştür.
Bu itibarla, Askeri Savcı tarafından düzenlenen iddianamede, diğer vakalardan açıkça ayırt edilerek, sadece sanıkların
plakalı askeri aracı görevleri dışında kullanarak İ.E.yi hastaneye götürmesi şeklindeki vaka (eylem) ile ilgili kamu davası açıldığı, sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümlerine konu edilen eylem (kendilerini şikayet eden sivil şahıs İ.E.la konuşmak amacıyla sanık Uzm.J.IV.Kad.Çvş. M.K.nin teklifi üzerine araç komutanı J.Üçvş. O.K.nin izin vermesi neticesinde araç sürücüsü sanık Uzm.J. IV.Kad.Çvş. M.K.nin, araç komutanı J.Üçvş. O.K.yi yolda bırakarak tek başına sivil şahıs İ.E.ın evine gitmesi eylemi) nedeniyle açılmış kamu davası bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açılmış kamu davası bulunmadığına karar verildikten sonra, temyiz incelemesi aşamasında verilmesi gereken kararın ne olması gerektiği tartışılmıştır.
Ayrıntıları Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 13.11.2008 tarihli, 2008/181-186 E.K. sayılı kararında açıklandığı üzere;
Askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine konu edilen eylemler nedeniyle açılmış kamu davası bulunmadığından, sanıklar ve Askeri Savcının temyizlerine atfen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, mahkûmiyet hükümlerinin usule aykırılık yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilebileceğine;
Ancak, yine bahsi geçen Askeri Yargıtay Daireler Kurulu Kararındaki gibi, Makul sürede yargılanma hakkını da içerdiği hususunda duraksama bulunmayan İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6ncı maddesindeki adil yargılanma hakkı, Anayasanın adil yargılanma hakkını içeren 36ncı ve Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir. şeklindeki Anayasanın 141/Son maddeleri dikkate alınarak;
Açılmayan bir kamu davası tespit edildikten sonra, artık bu konu hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiğine;
Askeri Yargıtayca verilen bozma kararı üzerine, artık Askeri Mahkemece maddi meselenin daha ziyade aydınlanması için bir soruşturma gerekmemesi ve maddi mesele bakımından mahkemeye bırakılmış serbest değerlendirme yetkisinin bulunmaması karşısında, 353 sayılı Kanunun 220/2nci maddesindeki düzenlemenin amacı, Anayasanın 141/Son ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6/1inci maddesinde yer alan hükümlerle birlikte gözetildiğinde; beraate hükmedebilecek Askeri Yargıtayın, Askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine konu edilen eylemler nedeniyle açılmış kamu davası bulunmadığını tespit ettikten sonra, evleviyetle ve 353 sayılı Kanunun 220/2-A maddesine kıyasen Bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verebileceğinin kabulü gerektiğine;
Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanıklar ve Askeri Savcının temyizlerine atfen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, mahkûmiyet hükümlerinin usule aykırılık yönünden ayrı ayrı bozulmasına;
Bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-A maddesine kıyasen, mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı kaldırılarak, hükümlerin; Bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına şeklinde ayrı ayrı düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
3. Beraat hükümlerine ilişkin yapılan incelemede;
ASCK'nın Birinci Kısım Üçüncü Babının Mallara karşı diğer cürümler başlıklı Sekizinci Faslında düzenlenmiş olan 130uncu maddesinin birinci fıkrası: Askeri eşyayı kasten terk veya kısmen yahut tamamen tahrip eden, özürsüz kaybeden veya harab olmasına sebebiyet veren veya özel menfaati için kullanan asker kişiler, eşyanın değeri, önemi, meydana gelen hasarın miktarı ve fiilin işleniş şekline göre üç aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. hükmünü içermektedir.
Bu madde ile korunmak istenen hukuki yarar, askeri hizmete mahsus eşyaların kasten terk veya kısmen yahut tamamen tahrip edilmesinin, özürsüz kaybedilmesinin veya harab olmasına sebebiyet verilmesinin önüne geçilmesi; kişisel menfaatler için kullanılmasının engellenerek, yalnızca askeri hizmet amacıyla kullanılmasının sağlanmasıdır.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 12.5.2011 tarihli, 2011/46-43 Esas ve Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; ASCKnın 130uncu maddesinde düzenlenen askeri eşyayı özel menfaati için kullanmak suçunun oluşabilmesi için, askeri hizmet için tahsis edilmiş eşyanın tahsis gayesi dışında, özel çıkar sağlamak amacıyla kullanılması şarttır. Suçun maddi unsuru, eşyanın özel işlerde kullanılarak menfaat teminidir. Askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçu kasıtla işlenebilen bir suç olup; suçun oluşması için, failin, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi; bir başka deyişle, askeri eşyayı özel menfaatinde kullandığının bilincinde olması gerekmektedir.
Sanık Uzm.J.IV.Kad. Çvş. M.K.nin idari tahkikat heyeti tarafından tespit edilen ifadesinde (Dz.3-4); diğer sanık J.Üçvş. O.K.nin sivil şahıs İ.E.nin hastaneye götürülmesi olayını bildiğine ve izin verdiğine dair herhangi bir beyanda bulunmamakla birlikte görüşmek için evine gittiği daha önce görüşülen şahıslar kategorisinde olan sivil şahıs İ.E.nin, babasının hastanede olduğunu beyan edip kendisini buraya götürmesi için yardım istemesi üzerine kendisine yardımcı olarak hastaneye götürdüğünü beyan ettiği, diğer sanıkla birlikte müsnet suçtan hakkında soruşturma emri verilmesi üzerine Askeri Savcılığın talimatı üzerine idari tahkikat heyeti tarafından tespit edilen ifadesinde ise (Dz.44); evine gittiği daha önce görüşülen şahıslar kategorisinde olan sivil şahıs İ.E.nin, babasının hastanede olduğunu beyan edip kendisini buraya götürmesi için yardım istemesi üzerine diğer sanık J.Üçvş. O.K.yi arayıp kendisinden müsaade alarak sivil şahıs İ.E.yi yardımcı olarak hastaneye götürdüğünü beyan ettiği, sorgu ve savunmasında (Dz.90-91); diğer sanık J.Üçvş. O.K.nin sivil şahıs İ.E.nin hastaneye götürülmesi olayını bildiğine ve izin verdiğine dair herhangi bir beyanda bulunmadığı, görüşmek için evine gittiği daha önce görüşülen şahıslar kategorisinde olan sivil şahıs İ.E.nin, babasının hastanede olduğunu beyan edip kendisini buraya götürmesi için yardım istemesi üzerine Jandarma Teşkilatı Görev Ve Yetkileri Yönetmeliğinin 45nci maddesinin (f) ve 46ncı maddesinin (d) bendleri gereğince kendisine yardım ettiğini, suçsuz olduğunu beyan ettiği;
Sanık J.Üçvş. O.K.nin idari tahkikat heyeti tarafından tespit edilen ifadesinde (Dz.5-6); diğer sanık Uzm.J.IV.Kad. Çvş. M.K.nin sivil şahıs İ.E.nin hastaneye götürülmesi olayını bildiğine ve izin verdiğine dair herhangi bir beyanda bulunmadığı, diğer sanıkla birlikte müsnet suçtan hakkında soruşturma emri verilmesi üzerine Askeri Savcılığın talimatı üzerine idari tahkikat heyeti tarafından tespit edilen ifadesinde ise (Dz.45); diğer sanığın kendisini arayarak sivil şahıs İ.E.nin hastaneye gitmek için yardım istediğini bildirmesi üzerine yardım amacıyla şahsı hastaneye götürebileceğini söylediğini beyan ettiği, sorgu ve savunmasında (Dz.107-108); diğer sanığın kendisini arayarak sivil şahıs İ.E.nin hastaneye gitmek için yardım istediğini bildirmesi üzerine Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin 45nci maddesinin (f) bendi kapsamında kendisine yardımcı olmasını söylediğini, bunun suç teşkil etmediğini beyan ettiği;
Tanık sivil şahıs İ.E.nin idari tahkikat heyeti tarafından tespit edilen ifadesinde (Dz.7-8); sanık Uzm.J.IV.Kad. Çvş. M.K.nin kendisini babasının yattığı hastaneye götürebileceğini söylemesi üzerine araçla hastaneye gittiklerinden bahsetmekle birlikte, sanık Uzm.J.IV.Kad. Çvş. M.K.nin bundan önce durumu diğer sanığa bildirdiğinden ve müsaade aldığından bahsetmediği, kovuşturma aşamasında talimatla tespit edilen yeminli ifadesinde (Dz.103); sanık Uzm.J.IV.Kad. Çvş. M.K.nin kendisini babasının yattığı hastaneye götürebileceğini söylemesi üzerine araçla hastaneye gittiklerinden bahsetmekle birlikte, sanık Uzm.J.IV.Kad. Çvş. M.K.nin bundan önce durumu diğer sanığa bildirdiğinden ve müsade aldığından bahsetmediği;
Anlaşılmakla;
Dosya kapsamından sanık Uzm.J.IV.Kad. Çvş. M.K.nin, sürücüsü olduğu araçla diğer sanık J.Üçvş. O.K.nin bilgisi dahilinde sivil şahıs İ.E.nin evine gitmekle birlikte, sanık Uzm.J.IV.Kad. Çvş. M.K.ın sivil şahıs İ.E.yi hastaneye götürmesi olayından sanık J.Üçvş. O.K.ın daha sonra haberdar olduğu, sanıklar hakkında müsnet suçtan soruşturma emri verilmesi ve dava açılması üzerine, sanık Uzm.J.IV.Kad. Çvş. M.K. tarafından sivil şahıs İ.E.nin hastaneye götürülmesi olayının, görevleri kapsamında olduğu yönünde savunma yaparken bunun müsaadeli olduğunu vurgulamak için birbirlerini korumak maksadıyla beyanlarda bulundukları, sanık Uzm.J.IV.Kad. Çvş. M.K.nin de, görüşmek için evine gittiği daha önce görüşülen şahıslar kategorisinde olan sivil şahıs İ.E.nin, babasının hastanede olduğunu beyan etmesi üzerine, Yardım isteyenlere, korunmaya muhtaç çocuklarla yardım gereken küçüklere; sakat, hasta, yaşlı kimselerle, düşkün ya da kimsesizlere ve yabancılara yardım eder. hükmünü içeren Jandarma Teşkilatı Görev Ve Yetkileri Yönetmeliğinin Mülki Görevin Esasları başlıklı 45nci maddesinin (f) bendi uyarınca kendisini hastaneye götürdüğü,istihbarat görevi kapsamında belli bir güzergah ile belirlenmemiş görev sırasında yardım amacıyla meydana gelen bu eylemde sanık Uzm.J.IV.Kad. Çvş. M.K.nin askeri aracı özel menfaatinde kullanma özel kastıyla hareket ettiğinin söylenemeyeceği, buna göre; sanığın bu eylemi neticesinde askeri aracı özel menfaatinde kullanma suçunun manevi unsur (kast) yönünden oluşmayacağı, sanık J.Üçvş. Osman KANın ise diğer sanığa atılı suça iştirakinin mevcut olmadığı sonucuna varıldığından, Askeri Mahkemece her iki sanık hakkında verilen beraat hükümlerinin ayrı ayrı onanmasına karar verilmiştir.
Üyeler
;sanık Uzm.J.IV.Kad.Çvş. M.K.nin, diğer sanık J.Üçvş. O.K.nin bilgisi dahilinde olmakla birlikte, görev kapsamı dışında sivil şahıs İ.E.nin evine gittiği, ayrıca kendisi hasta olmayan İ.E.yi, babasını ziyaret için hastaneye götürmesi eyleminin de Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin 45inci maddesinin (f) bendi kapsamında değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla eylemlerinin askerlik hizmet ve görevi kapsamında yer almadığı ve askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçunu oluşturduğu görüşüyle, bu sanık yönünden çoğunluğun kararına katılmamışlardır.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Sanıklar ve Askeri Savcının temyizlerine atfen ve resen, mahkûmiyet hükümlerinin, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, usule aykırılık yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA;
Bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-A maddesine kıyasen, mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı kaldırılarak, hükümlerin; Bu Konuda Bir Karar Verilmesine Yer Olmadığına şeklinde ayrı ayrı Düzeltilerek ONANMASINA,
Tebliğnamede yazılı görüşe aykırı olarak, OYBİRLİĞİYLE,
2) Sanıklar ve Askeri Savcının kabule değer görülmeyen temyiz taleplerinin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan beraat hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA;
Tebliğnamede yazılı görüşe uygun olarak, sanık Uzm.J.IV.Kad.Çvş.M.K. yönündenüyeler
karşı oyları ile oyçokluğuyla;
23.03.2016 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy