(5237 S. K. m. 50, 52, 62, 63) (1632 S. K. m. 66)
Askeri Mahkemece, 10.09.2013 tarihli ve 2013/765-364 E.K. sayılı hüküm ile, sanığın izin tecavüzü ve firar suçlarını işlediği kabul olunarak cezalandırılması cihetine gidilmiştir.
Bu hükümlerin, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 22.10.2014 tarihli ve 2014/834-836 E.K. sayılı ilamıyla uygulama yönünden hukuka aykırılık nedeniyle ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Askeri Mahkemece, 09.06.2015 tarihli ve 2014/677 E., 2015/181 K. sayılı hükümlerle, sanığın;
1. 19.05.2013-13.06.2013 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCKnın 66/1-b, 73, TCKnın 62, 50/1-a, 52'nci maddeleri gereğince neticeten üç bin TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 52/4'üncü maddesi gereğince adli para cezasının on beş eşit aylık taksitler halinde sanığa ödettirilmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilerek ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrilmesine;
2. 16.06.2013-07.08.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCKnın 66/1-b, TCKnın 62, 50/1-a, 52'nci maddeleri gereğince neticeten altı bin TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 52/4'üncü maddesi gereğince adli para cezasının on beş eşit aylık taksitler halinde sanığa ödettirilmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilerek ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrilmesine;
Sanığın 12.08.2013-10.09.2013 tarihleri arasında tutuklukta geçirdiği sürelerin TCKnın 63üncü maddesi gereğince cezasından mahsubuna,
Karar verilmiştir.
Bu hükümler, müdafii tarafından, mahkûmiyet hükümlerinin toplum vicdanına ve hukuka aykırı olduğu, cezaların ağır sonuçlar doğurmasının muhtemel olduğu belirtilerek temyiz edilmiştir.
Sanık hakkında, 28.03.2013-15.04.2013 tarihleri arasında işlediği iddia olunan firar suçundan verilen beraat hükmü taraflarca temyiz edilmemiştir.
Tebliğnamede, mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı onanması görüşü bildirilmiştir.
Dairemizin 30.12.2015 tarihli, 2015/793-42 E. Ara K. ve 03.02.2016 tarihli, 2015/793 E., 2016/3 Ara K. sayılı kararları ile, gerekçeli kararın sanığa usulüne uygun şekilde tebliği sağlanmıştır.
Yapılan incelemede;
Birliği Komutanlığınca 25.04.2013 tarihinde dört günde yol süresi tanınarak yirmi gün süreyle izne gönderilen sanığın, izin süresi sonunda en geç 19.05.2013 tarihinde Birliğine katılması gerekirken katılmayarak, bu tarihten itibaren izin süresini ihlal etmeye başladığı ve bu durumunu, kolluk kuvvetine teslim olduğu 13.06.2013 tarihine kadar sürdürdüğü, bu tarihte, iki gün yol süresi tanınarak,
Askerlik Şubesi Başkanlığınca, kıtasına sevk edildiği, yol süresi sonunda Birliğine katılmayan sanığın, 16.06.2013 tarihinden itibaren hali firar durumuna düştüğü ve bu durumunu kendiliğinden Birliğine döndüğü 07.08.2013 tarihine kadar sürdürdüğü, tüm dosya kapsamından maddi vakıa olarak anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; sanığın, belirtilen tarihler arasında özürsüz izin tecavüzü suçu ile firar suçunu işlediğini kabul eden Askeri Mahkemenin, elverişli kanıtlar ve yeterli gerekçe ile; alt sınırdan temel cezaları belirleyip, takdiri indirim maddesini de uygulayarak ve cezaları adli para cezalarına çevirerek taksitlendirmek suretiyle yazılı olduğu şekilde kurduğu mahkûmiyet hükümlerinde, daha önceden üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmesi nedeniyle, yasal imkansızlıktan dolayı, tayin olunan hapis cezaları hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunu uygulamamasında ve cezaları ertelememesinde, usul ve esas yönlerinden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden; müdafiinin kabule değer bulunmayan temyiz sebeplerinin reddiyle mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı onanmasına karar verilmiştir.
Askeri Mahkemece, sanığın 12.08.2013-10.09.2013 tarihleri arasında tutuklukta geçirdiği sürelerin TCKnın 63üncü maddesi gereğince cezasından mahsubuna karar verilmiş ise de, bu sürenin, Askeri Mahkemece 06.03.2014 tarihli ve 2014/104-92 E. Müt.K. sayılı duruşmasız işlere dair kararla (Dz.347-348) bir başka hükmün infazında mahsuba konu edilmesi nedeniyle, yeniden mahsuba konu edilemeyeceğine, infazla ilgili olan bu hatanın, hükümlerin infazı sırasında aldırılacak bir müteferrik kararla giderilebileceğine işaret olunmuştur.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Müdafiinin kabule değer bulunmayan temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE,
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 30.03.2016 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy