(1632 S. K. m. 66) (5271 S. K. m. 176, 190, 191) (353 S. K. m. 207, 221) (5237 S. K. m. 63)
Askeri Mahkemece; sanığın, 17.02.2014 tarihinde, beş (5) gün süre ile kanuni izne ayrıldığı (Dz.29), 22.02.2014 tarihine kadar birliğine katılması gerekirken katılmadığı (Dz.4,18), 03.04.2014 tarihinde, kendiliğinden birliğine katıldığı (Dz.29-arka yüz, 33), böylece 22.02.2014-03.04.2014 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
CMK’nın 176/4’üncü maddesine göre iddianamenin tebliği ile duruşma günü arasında en aşağı bir haftalık süre geçmesi, şayet bu süreye uyulmamış ise aynı Kanun’un 190/2’nci maddesi uyarınca hâkim tarafından sanığa bu nedenle duruşmanın tehir veya talikini isteme hakkı olduğunun bildirilmesi gerektiği halde;
Dosyanın incelenmesinden, sanığın sorgu ve savunmasının, hakkında çıkarılan yakalama emrine binaen, 02.01.2015 tarihinde istinabe suretiyle tespit edildiği (Dz.153), yargılama sırasında sanığa daha önce iddianame tebliğ edilmediği, sanığın sorgusunun tespiti için yazılan talimat evrakında sanığa yedi (7) günlük yasal hazırlık süresinden yararlanma hakkının hatırlatılması hususunun belirtilmediği (Dz.86, 87), istinabe mahkemesi tarafından sanığın sorgusuna başlanmadan önce savunma için bir haftalık yasal hazırlık süresinden yararlanma hakkı olduğu hususunun hatırlatılmadığı, bu konuda sanığın beyanı alınmadan sorgusunun yapılmış olduğu (Dz.153), daha sonra Askeri Mahkemece, başkaca eksikliklerin giderilerek yeniden sorgu ve savunmasının tespiti için yakalama emri çıkartıldığı, sanığın ikinci kez sorgu ve savunmasının, bu yakalama emrine binaen, 09.03.2015 tarihinde istinabe suretiyle tespit edildiği (Dz.201, 202), yargılama sırasında sanığa daha önce iddianame tebliğ edilmediği, sanığın sorgusunun tespiti için yazılan talimat evrakında sanığa yedi (7) günlük yasal hazırlık süresinden yararlanma hakkının hatırlatılması hususunun belirtilmediği (Dz.162, 163), istinabe mahkemesi tarafından sanığın sorgusuna başlanmadan önce savunma için bir haftalık yasal hazırlık süresinden yararlanma hakkı olduğu hususunun hatırlatılmadığı, bu konuda sanığın beyanı alınmadan sorgusunun yapılmış olduğu (Dz.202, 203), belirtilen bu usul hatasının sanığın savunma hakkının kısıtlanması mahiyetinde olduğu ve 353 sayılı Kanun’un 207/3-H maddesine aykırılık teşkil ettiği;
CMK’nın 191/3-b maddesinde, sanığın sorgusu yapılmadan önce iddianame veya iddianame yerine geçen belgenin okunacağı düzenlenmiş olmasına rağmen, somut olayda; sanığın Talimat Mahkemesinde yapılan duruşmada iddianame okunmaksızın sorgu ve savunmasının tespiti yapılarak yargılamaya devam edildiği (Dz.153, 202), iddianamenin duruşmada okunmasının “aleniyet” ilkesinin bir gereği olarak kabul edildiği, aleniyet ilkesinin, kamunun ve tarafların her türlü yargılama faaliyetinden haberdar olmalarını veya haberdar olma imkânına sahip bulunmalarını öngördüğü, ceza yargılamasını başlatan esaslı bir belge veya karar olması sebebiyle, iddianamenin duruşmada okunmasının aleniyet ilkesi yönünden önemli olduğu, bu durumun, CMK’nın 191 ve 353 sayılı Kanun’un 207/3-F maddelerine aykırılık teşkil ettiği;
Anlaşıldığından, mahkûmiyet hükmünün öncelikle bu hukuka aykırılıklar nedeniyle usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Ayrıca dosyanın incelenmesinden; sanığa bu izninde yol süresi verilip verilmediğini gösteren herhangi bir belgenin ve sanığa aynı takvim yılı içerisindeki daha önceki izinlerinde yol süresi verilip verilmediğine ilişkin bir belgenin de bulunmadığı anlaşılmakta olup, atılı suçun temadisinin başlangıç tarihinin doğru tespiti açısından; sanığa aynı takvim yılı içerisindeki daha önceki izinlerinde yol süresi verilip verilmediğinin araştırılmamış ve bu izninde yol süresi verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmemiş olması nedeniyle mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden de bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma nedenleri karşısında, sanığın, suç tarihlerinde askerliğe elverişlilik durumunun ve cezai ehliyetinin tespiti için 29.07.2015-31.07.2015 tarihleri arasında … Eğitim Hastanesi’nde psikiyatri kliniğinde adli gözlem altında kaldığı (Dz.247-250) anlaşılmakla, sanığın, 29.07.2015-31.07.2015 tarihleri arasında adli gözlem altında geçen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran sürelerinin, 5237 sayılı TCK’nın 63’üncü maddesi gereğince cezasından mahsubuna karar verilmesi gerekirken, mahsup işlemi yapılmadan hüküm kurulmasındaki hataya işaret edilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Müdafiin temyizine atfen ve resen; mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, usul ve noksan soruşturma yönlerinden BOZULMASINA,
Tebliğnameye uygun olarak, 17.02.2016 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy