(1632 S. K. m. 85) (5237 S. K. m. 125) (353 S. K. m. 217)
Sanığın 12.04.2014 tarihinde BİMER’e müracaatında katılanı kastedecek biçimde;
“… Mekanize Piyade Tugayında rütbeli personele herhangi bir yazılı emir tebliğ edilmeden sözlü emirlerle hafta sonları mesai yaptırılıyor… Rütbeli personelin mesai çizelgesi bazı generallerimizin şahsi ihtirasları ve hırslarıyla verdikleri sözlü emirlere karşı çıkarılacak Kanun’larla korunması gerekmekte olduğunu düşünüyorum…” (Dz. 35);
Şeklinde beyanda bulunduğu, böylece üste hakaret suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonunda Askeri Mahkemece; sanığa yüklenen fiilin Kanun’da suç olarak tanımlanmamış olması sebebiyle beraatına karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Amir veya üste hakaret suçu ASCK’nın 85’nci maddesinde düzenlenmiş ancak hangi eylemlerin hakaret suçunu oluşturacağına yönelik açıklama yapılmamıştır.
TCK’nın hakaret suçuna ilişkin 125’nci maddesinde, bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişinin eylemi, hakaret olarak nitelendirilmiştir. Madde ile korunmak istenen hukuki yarar, mağdurun onur, şeref ve saygınlığıdır.
Amir veya üste hakaret suçunun oluşumu için mağdurun onur, şeref ve saygınlığına saldırı yapılmış olması gerekecektir. Söylenen veya yazılan sözlerin kişiyi rencide edici, aşağılayıcı nitelikte olup olmadığı belirlenirken, söylendiği bölge itibarıyla kabul edilmiş değer yargılarına aykırılığının derecesinin de gözetilmesi gerekmektedir.
Ayrıca; suçun sübutu için, suç kastının da ortaya konulması gerekmektedir. Mağdura sarf edilen sözlerin, aşağılayacak nitelikte ve onu rencide etmeye yönelik olarak söylenmiş olması gerektiği, Askeri Yargıtay kararlarında vurgulanan bir diğer husustur. Amir veya üste hakaret suçu yönünden özel kastın varlığı aranmaktadır (Askeri Yargıtay Daireler Kurulu’nun 07.03.2013 tarihli, 2013/23-21 Esas ve Karar sayılı kararı).
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında;
Sanığın BİMER’e yapmış olduğu müracaatta kullanmış olduğu “Rütbeli personelin mesai çizelgesi bazı generallerimizin şahsi ihtirasları ve hırslarıyla verdikleri sözlü emirlere karşı çıkarılacak kanunlarla korunması gerekmekte olduğunu düşünüyorum " şeklindeki sözlerde geçen "ihtiras" kelimesi Türkçe Sözlükte "Tutku, Aşırı, güçlü istek" olarak, "Hırs" kelimesi de "Öfke, kızgınlık, sonu gelmeyen istek, aşırı tutku" şeklinde tanımlanmaktadır.
Sanığın yazısında kullandığı ve katılanın onur ve saygınlığına saldırı oluşturduğu iddia olunan bu sözlerin eleştiri kapsamında kabulünün gerektiği; söylenen bu sözler ile unsurları TCK’nın 125’nci maddesinde açıklanmış olduğu üzere katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici niteliğinin olmadığı ve temyiz konusu sözleri fazla mesai uygulanmasına yönelik şikayet, tenkit, eleştiri amacıyla söylediği dosya kapsamından anlaşıldığından, dikkate alındığında, sanığın hakaret etme suçuna ilişkin özel kastının da bulunmadığı; bu nedenle maddi ve manevi unsurları itibariyle oluşmayan mesnet suçtan Askeri Mahkemece sanığın beraatına karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık görülmeyip Askeri Savcının ve Komutanın temyiz sebeplerinin reddi ile beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Askeri Savcının ve Komutanın kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan beraat hükmünün ONANMASINA; Tebliğnameye uygun olarak, 24.02.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy