(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 62, 66)
Askeri Mahkemenin 08.05.2007 tarihli ve 2007/1007-461 E.K. sayılı kararı ile, hükümlünün 10.07.2005-08.11.2006 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK’nın 66/1-a (Takdiren ve teşdiden) ve 5237 sayılı TCK’nın 62’nci maddeleri uyarınca on ay on gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği (Dz. 140, 141), hükmün Dairemizin 28.11.2007 tarihli ve 2007/2600-2594 E.K. sayılı ilamıyla onanmak suretiyle kesinleştiği (Dz. 156);
Askeri Mahkemenin 13.03.2008 tarihli, 2008/382 Evr. ve 2008/204 Müt. K. sayılı duruşmasız işlere ait kararıyla, hükümlü hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 01.04.2008 tarihi itibariyle kesinleştiği (Dz. 164, 165);
Hükümlünün denetim süresi içinde 06.07.2008 tarihinde resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği, … Ceza Mahkemesinin 13.05.2009 tarihli, 2008/572 E. ve 2009/421 K. sayılı hükmü ile mahkûmiyetine karar verildiği, kararın 13.05.2009 tarihinde kesinleştiği (Dz. 202-207), bu nedenle duruşma açılarak ve taraf teşkili yapılarak yapılan yargılama sonucunda;
Askeri Mahkemenin 03.07.2013 tarihli ve 2013/704-331 E.K. sayılı kararı ile; açıklanması geri bırakılan hükmün kesinleşmesinden sonra denetim süresi içinde hükümlünün kasıtlı suçtan mahkûm edilmiş olduğunun anlaşılması nedeniyle, Askeri Mahkemenin 13.03.2008 tarihli, 2008/382 Evr. ve 2008/204 Müt. K. sayılı duruşmasız işlere ait kararıyla açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanarak, hükümlünün, 10.07.2005-08.11.2006 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK’nın 66/1-a (Takdiren ve teşdiden) ve TCK’nın 62’nci maddeleri uyarınca on ay on gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği;
Söz konusu hükmün, hükümlü ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine; yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 07.05.2014 tarihli ve 2014/486-483 E.K. sayılı ilamı ile, uygulama yönünden bozulması üzerine; Askeri Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda temyize konu hükmü ile; hükümlünün, 10.07.2005-08.11.2006 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek eylemine uyan ASCK’nın 66/1-a (Takdiren ve teşdiden) ve TCK’nın 62’nci maddeleri uyarınca on ay on gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının beş ay beş gün süre ile kamuya yararlı bir işte çalıştırılma seçenek yaptırımına çevrilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere; kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünde değişiklik (Uyarlama) yargılaması, asıl ceza yargılamasının bütünüyle sonuçlanıp hükmün kesinleşmesinden sonra ve ancak infazdan önce yürürlüğe giren bir ceza yasasının, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüne, dolayısıyla infaza etkisinin bulunup bulunmadığının saptanmasına ilişkin ve esas itibarıyla infazı ilgilendiren ve etkileyen bir yargılama faaliyetidir. Bu bağlamda, sonraki yasanın lehe sonuç doğurup doğurmadığının saptanması, lehe ise uygulanması ile sınırlı kendine özgü bir yargılamadır. Bu yargılamada asli ceza yargılaması sürecinde kesinleşmiş bulunan önceki kararın dışına çıkılmayacak, karardaki suça konu sabit eyleme uygulanması olanağı bulunan yeni yasadaki hükümler bütünüyle tatbik olunduktan sonra, yeni yasanın lehe sonuç doğurduğunun saptanması hâlinde, hükümlünün bu sonuçtan faydalanması için, infaza konu olabilecek nitelikte bir hüküm kurulmasıyla yetinilecek, aksi saptandığında ise “Önceki hükümde değişikliğe yer olmadığına”, karar verilmesi gerekecektir.
Önceki kesinleşmiş hükmü yeniden ele almaya olanak tanıyan bu istisnai yetki, hükmü veren hâkim veya mahkemeye sadece lehe kanun konusuyla sınırlı bir uyarlama yetkisi vermekte, bu yolla gerek olağan gerekse olağanüstü kanun yolu denetimine konu olabilecek hukuka aykırılıkların giderilmesi mümkün görülmemektedir. Uyarlama yargısı için kesin hükmün yeniden ele alınmasına olanak tanıyan bir kanun hükmü bulunmadıkça, talep vukuunda hükme el atılması, kesin hükmün dokunulmazlığı ilkesi ile bağdaşmaz.
Sadece hükmün infazını ilgilendiren bir konu hakkında karar verilirken, önceki hükmün içeriğini tartışılır hâle getiren ve sabit görülen eylemle ilgili yeniden ve tekrar hüküm tesis edildiği izlenimini uyandıracak uygulamalardan kaçınılması gerekmektedir.
… Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 08.05.2007 tarihli ve 2007/1007-461 E.K. sayılı hükmünün kesinleşmiş olduğu ve bu hükme istinaden yapılan uyarlama yargılaması sonrası hükümlü hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesinden dolayı hükmün açıklandığı gözetildiğinde; infaza yönelik olarak verilecek kararda sadece bu yönde değerlendirme yapılması ve yargılama safahatının ortaya konarak hükmün neden verildiğinin gerekçelendirilmesi gerekirken, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında; kesinleşen önceki hükme yönelik bir atıf bulunmadığı gibi, gerekçeli hükmün tamamında hükümlüden “sanık” olarak bahsedildiği, kesin hükmün dokunulmazlığı ilkesine aykırı olacak şekilde, evvelce saptanan eylemin sübut, vasıf ve kanuni unsurlarıyla ilgili önceki hükümle aynı olacak şekilde değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir.
Bu kapsamda, kanunda açık bir biçimde öngörülmediği sürece, Askeri Mahkemenin onanmak suretiyle kesinleşen bir eylemle ilgili olarak, yeniden hukuki değerlendirmede bulunması, eylem hakkında yeni baştan hüküm tesis etmesi, kesin hükmün bağlayıcılığı ve dokunulmazlığı ilkesine aykırı olması, kesinleşen, müteakiben uyarlanan ve deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlenmesinden dolayı açıklanan hükümde yukarıda açıklandığı şekilde salt bu yönüyle inceleme ve değerlendirme ile sınırlı olarak yapılması gereken yargılama faaliyetinin, kanunun amacına aykırı bir biçimde sürdürülerek kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü içeriğini belirsiz ve tartışılır hâle getirebilecek, infazda karışıklığa yol açabilecek, dolayısıyla da hukuki istikrarı zedeleyebilecek bir uygulamaya sebebiyet verilmesi hukuka aykırı olduğundan, hükmün açıklanması suretiyle verilen mahkûmiyet hükmünün, usul yönünden hukuka aykırılık nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Müdafiinin temyiz sebeplerine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, usul yönünden hukuka aykırılık nedeniyle BOZULMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak 02.03.2016 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy