(1632 S. K. m. 66, 73) (5237 S. K. m. 50, 52, 61, 62) (5271 S. K. m. 232) (353 S. K. m. 221) (YCGK 15.02.2005 T. 2005/6-16 E. 2005/14 K.)
Sanığın, askerlik hizmetini yaptığı sırada 06.12.2011 tarihinde amirlerinden izin almaksızın Birliğinden ayrılmak suretiyle firar ettiği (Dz. 6), 27.04.2012 tarihinde yakalandığı, … Merkez Komutanlığına teslim edilen sanığa bir gün yol süresi verilerek Birliğine sevk edildiği, 29.04.2012 tarihine kadar Birliğine katılmayan sanığın, 17.05.2012 tarihinde Birliğine teslim olduğu anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemenin 16.09.2013 tarihli, 2013/469-585 E.K. sayılı ilk hükmünde sanığın;
"1) 29.08.2011-06.12.2011 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK’nın 66/1-b, TCK’nın 62, 50 ve 52’nci maddeleri uygulanmak suretiyle altı bin TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına;
2) 06.12.2011-17.05.2012 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK’nın 66/1-a, TCK’nın 62, 50 ve 52’nci maddeleri uygulanmak suretiyle altı bin TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına"
Karar verildiği;
İzin tecavüzü suçundan verilen bu hükmün Dairemizin 14.01.2015 tarihli, 2015/23-29 E.K. sayılı ilamıyla onandığı;
Firar suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün ise; maddi olayın hatalı kabulü nedeniyle bozulduğu, devam eden yargılamada firar suçlarının 06.12.2011-27.04.2012 ve 29.04.2012-17.05.2012 tarihleri arasında temadi ettiği kabul edilerek tek mahkûmiyet hükmünün kurulduğu; iddianamede ise bu suç tarihlerini kapsayacak şekilde 06.12.2011-17.05.2012 tarihleri arasında tek firar suçunun oluştuğuna yönelik dava açıldığı, Askeri Mahkemece iddianamede belirtilen tarihler arasında iki ayrı firar suçunun oluştuğunu kabul edilmesine karşın, ilk hükmün aleyhe temyiz olunmaması nedeniyle aleyhe bozma yasağı gözetilerek her iki firar suçuna ilişkin olarak tek bir uygulama yapılmak suretiyle mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmaktadır.
Yargılama sonunda hükmün nasıl kurulacağı, hükümde yer alması gereken hususlar, eylemin değerlendirilmesi ve hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktaların nelerden ibaret olduğu 5271 sayılı CMK’nın 232’nci maddesinde belirtilmiştir. Sanık hakkında, eylemler arasında sanık yönünden kişisel bağ görülerek davalar birlikte açılmış ve yerel mahkemece de birlikte yargılama yapılarak sonuçlandırılmış ise de, davaların birlikte görülmesi, sanığın her bir eyleminin ayrı bir dava konusu olduğu, esasen her bir davanın kanıtlarının ayrı ayrı değerlendirilerek bir karara varılacağı ve her bir eylem için kurulan hükmün her yönüyle ayrı ayrı gerekçesinin gösterilmesi gerektiği gerçeğini ortadan kaldırmamaktadır. Bu kuralın aksine davranış, denetim olanağını ortadan kaldıracağı gibi, bir kısım tereddütlere de yol açacaktır. Cezanın belirlenmesi ve kişiselleştirilmesi, her bir olay yönünden farklı koşullara tabidir. Bu itibarla, aynı maddelerin uygulanması şeklinde de olsa, Askeri Mahkemece iki ayrı firar suçuna ilişkin olarak ayrı ayrı hüküm kurulması gerekmektedir.
Dava konusu olay incelendiğinde; bozma ilamına uyan Askeri Mahkemenin her iki suç için ayrı ayrı suça uygun kanun maddelerini, TCK’nın 61’inci maddesini göz önüne alarak yakalanma veya kendiliğinden katılma durumuna uygun olacak şekilde ASCK’nın 73'üncü maddesinin uygulanma şartlarını (29.04.2012-17.05.2012 tarihleri arasında temadi eden firar suçu için) tartışıp her iki suç için takdiri indirim maddesinin uygulanıp uygulanamayacağı belirlendikten sonra iki ayrı firar suçu için ayrı ayrı ceza tayininden sonra, ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken Askeri Mahkemenin 16.09.2013 tarihli, 2013/469-585 E.K. sayılı hükmündeki cezadan daha fazla olamayacağından kazanılmış hak olduğu belirtilerek 6.000 TL adli para cezasına dair toplu hüküm kurulması CMK’nın 232’nci maddesine aykırılık teşkil ettiğinden mahkûmiyet hükmünün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir (Dairemizin 08.02.2012 tarihli ve 2012/243-220 E.K., 27.10.2010 tarihli ve 2010/2149-2134 E.K., 27.04.2011 tarihli ve2011/369-382 E.K., Askeri Yargıtay 3’üncü Dairesinin 17.06.2003 tarihli ve 2003/754-751 E-K; Askeri Yargıtay 4’üncü Dairesinin 12.05.2010 tarihli ve 2010/1402-1395 E-K; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.02.2005 tarihli ve 2005/6-16 E.N , 2005/14 K.N. sayılı kararları da bu yöndedir).
Bozma sonrası yapılacak yargılamada her iki suç yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmasından sonra sonuç cezanın kazanılmış hak gereği 6.000 TL adli para cezasından daha fazla olamayacağının kararda belirtilmesi gerektiğine işaret edilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Müdafiinin temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, mahkumiyet hükmünün usul yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnameye sebepte farklı sonuçta uygun olarak, 09.03.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy