(5271 S. K. m. 34, 52, 59, 212, 230) (353 S. K. m. 61, 221, Ek m. 1) (5237 S. K. m. 50)
16.08.2008 tarihinde saat 21.00 sıralarında … Mknz.P.Tug. … Hd.A.l'inci Hd.Tb. … Hd.BI.K.lığı … Karakolunda görev yapan P.Uzm.Çvş. T.İ.'nin muhabere merkezine gelerek P.Çvş. S.Ö. ile konuşmaya başladığı, konuşma sırasında P.Uzm.Çvş. T.İ.'nin P.Çvş. S.Ö.'nün başına yumrukla vurduğu, müteakiben doldur boşalt istasyonuna gittiği, yeniden P.Çvş. S.Ö.'yü çağırttığı ve kendi aldığı şekeri şekerliğe koymadığından bahisle P.Çvş. S.Ö.'nün boğazına sarıldığı, göğsüne ve başına doğru birkaç kez yumruk attığı, takım astsubayı olan P.Astsb.Çvş. M.T.'yi yanına çağırtan P.Uzm.Çvş. T.İ.'nin P.Çvş. S.Ö.'yü yeniden yanına çağırdığı ve P.Çvş. S.Ö.'nün çenesine vurduğu, agresif davranışlarda bulunan sanığın sakinleştirilmeye çalışıldığı, P.Uzm.Çvş. T.İ.'nin alkollü olduğunun ve agresif davranışlarda bulunduğunun bölük merkezine bildirildiği, bölük komutanının ve bölük astsubayının Ş. Karakoluna geldiği, Bl.Astsb. olan P.Kad.Bçvş. H.M.Y.'nin P.Uzm.Çvş. T.İ.'yi sakinleştirmek istediği ancak P.Uzm.Çvş. T.İ.'nin bölük komutanı olan ve amiri durumunda bulunan P.Ütğm. F.Ç.'yi kastederek birtakım sözler söylediği, sanık P.Uzm.Çvş. T.İ.'le birlikte araçla bölük merkezine dönüldüğü, P.Kad.Bçvş. H.M.Y.'nin P.Uzm.Çvş. T.İ.'yi alarak bölük gazinosuna götürdüğü ve sakinleştirmeye çalıştığı, bu sırada P.Uzm.Çvş. T.İ.'nin yine bölük komutanı olan P.Ütğm. F.Ç.'yi kastederek yine birtakım sözler söylediği, müteakiben sivil elbiselerini giyen sanığın gazinodan çıktığı ve dışarıda P.Ütğm. F.Ç.'la karşılaşması üzerine P.Ütğm. F.Ç.'ye birtakım cümleler sarf ettiği, şeklinde sözler söylediği, P.Ütğm. F.Ç.'nin bu sözler üzerine orada bulunan personele sanığı kastederek "tutun şunu" dediği, kendisini tutmaya çalışan personelden kurtulmaya çalışan sanığın kendisine de zarar vermesinin engellenmesi amacıyla kelepçelendiği, sanığın bu sırada da "siz beni tutamazsınız, ben vatan hainimiyim, beni neden kelepçeliyorsunuz" diye bağırmaya devam ettiği, müteakiben durumun Tabur Komutanlığına bildirildiği ve sanığın Hastaneye sevk edildiği, Askeri Mahkemece maddi vakıanın bu şekilde kabulünden sonra yapılan yargılama neticesinde, sanık hakkında asta müessir fiil suçunu işlediğinden bahisle mahkûmiyetine, üzerine atılı amire hakaret ve mukavemet suçlarından ötürü de beraatına karar verildiği anlaşılmakta ise de;
1) … Ceza Mahkemesinde 06.04.2009 tarihinde yapılan duruşmaya ilişkin duruşma tutanakta (Dz. 169-170); sanık halen terhisli P.Uzm.Çvş.T.İ., mağdur halen terhisli P.Çvş. S.Ö. ile tanıklar P.Astsb.Çvş. M.T. ve P.Kad.Bçvş. H.M.Y.’nin geldikleri, sanık, mağdur ve tanıkların huzura alındıklarının belirtildiği, ancak yoklamadan sonra tanıkların duruşma salonundan dışarı çıkarıldığına ve sırası gelen tanığın duruşma salonuna alındığına dair bir tespitin duruşma tutanağında bulunmadığı, mağdur ve tanıkların birbirlerinden ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenip dinlenmediğinin duruşma tutanağından anlaşılamadığı, duruşma esnasında dinlenilen tanıkların ifadelerinin de gerekçeli hükümde sözlü delil olarak kabul edildiği dikkate alındığında, bu durumun her bir tanığın ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında olmaksızın dinlenilmesi gerektiğine ilişkin, CMK’nın 52/1’inci maddesine aykırılık teşkil ettiği;
2) Öte yandan, sanığın üzerine atılı amire hakaret ve mukavemet suçlarına ilişkin en önemli görgü tanığının Bölük Astsubayı P.Kad.Bçvş. H.M.Y. olduğu, P.Kad.Bçvş. H.M.Y.’nin yargılama esnasında İstinabe Mahkemesince tanık olarak dinlenildiği, ancak tanığın, … Ceza Mahkemesinde 06.04.2009 tarihli duruşmada alınan ifadesinde (Dz. 169) “ben bu konuda daha önce beyanda bulunmuştum. O beyanlarım doğrudur, aynen tekrar ederim. Olay tarihinde gelen haber üzerine karakola gittiğimizde uzman çavuş T.İ.’nin sarhoş olduğu ve sağlıklı düşünmeden hareket ettiğini ve kelimeler kullandığın gördüm. Kendisini sakinleştirmeye çalıştık ancak halen agresif hareketlerine devam ediyordu. Durumu bölük komutanımıza bildirdik, benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir” şeklindeki beyanı ile yetinilmesinin, iddianamede belirtilen suç teşkil eden eylemlere yönelik ayrıntılı ifadesinin tespit ettirilmemesinin, konuya ilişkin 353 sayılı Kanun’un 61’nci maddesi aracılığı ile CMK’nın 59 ve 212’nci maddelerinde yer alan, maddi gerçeğin ortaya çıkartılabilmesi için öncelikle tanığın herhangi bir tesir altında kalmadan olaya ilişkin görgü ve bilgisini elde etmeye, hatırlayamadığı bölümleri hatırlamasına yardımcı olmaya yönelik düzenlemelere ayrılık teşkil ettiği;
3) Ayrıca asta müessir fiil suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün açıklandığı 02.04.2014 tarihli duruşma tutanağındaki kısa kararda ve gerekçeli hükmün hüküm bölümünde, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının beş (5) eşit taksitte sanıktan tahsil edilmesine karar verildiği halde;
Gerekçeli hüküm içeriğinde, asta müessir fiil suçundan dolayı hükmolunan adli para cezasının aylık taksitler halinde yirmi (20) eşit taksitte tahsil edilmesine karar verildiği şeklinde kısa karar ve gerekçeli hükmün hüküm fıkrası ile çelişen ifadelere yer verilerek kısa kararla, gerekçeli hüküm arasında ve gerekçeli hükmün kendi içerisinde teşevvüş yaratılmış olmasının, 353 sayılı Kanun'un Ek 1’inci maddesinin yollamada bulunduğu CMK’nın 34/1 ve 230/1-d maddesine aykırılık teşkil ettiği;
Anlaşıldığından, mahkûmiyet ve beraat hükümlerinin usule aykırılık yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir.
Kabule göre; sanığın daha önceden hapis cezasına havi mahkûmiyetinin bulunması (Dz.206-209) nedeniyle hakkında hükmedilen hapis cezası ancak takdiren adli para cezasına çevrilebileceğinden, TCK’nın 50/3 maddesinin uygulanma kabiliyetinin bulunmadığına işaret edilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
1) Müdafiinin temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince asta müessir fiil suçundan dolayı verilen mahkûmiyet hükmünün usul yönünden BOZULMASINA;
2) Askeri Savcının temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince amire hakaret ve mukavemet suçlarından dolayı verilen beraat hükümlerinin usul yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak, 09.03.2016 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy