(1632 S. K. m. 66) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 57, 58)
Sanığın, hepatomegali (karaciğer büyümesi), karaciğerde şüpheli hipodens lezyon ve dalak büyümesi rahatsızlıkları nedeniyle
Üniversitesi Hastanesinde tedavi gördükten sonra, 01.10.2013-01.01.2014 tarihleri arasında istirahatının devamına ve 03.01.2014 tarihinde çalışabileceğine karar verildiği, müteakiben 02.01.2014 tarihinde iki günü yol süresi olmak üzere toplam otuz iki gün izne gönderildiği, 03.02.2014 tarihinde birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 26.02.2014 tarihinde katıldığı, böylece 03.02.2014-26.02.2014 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı;
Askeri Mahkemece; sanığın, suç tarihlerinden kısa bir süre önce ciddi şekilde rahatsızlandığı, tedavisinin uzunca bir süre ve halen devam ettiği, rahatsızlıklarının suç tarihlerini de kapsadığı yönünde kuvvetli şüphe bulunduğu, bu nedenle meşru bir mazeretinin mevcut olduğu ve atılı suçun sübutunun şüpheli kaldığı kabul edilerek beraatine karar verildiği;
Anlaşılmaktadır.
İzin tecavüzü suçunun düzenlendiği ASCKnın 66/1-b maddesinde; Kıtasından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenlerin cezalandırılacağı hüküm altına alınmış olup, maddenin açık ifadesinden, kabul edilebilir bir özür nedeniyle birliğe zamanında katılma olanağının bulunmadığı hâllerde sanığın suç işleme kastıyla hareket ettiğinden söz edilemeyecektir.
Özür kavramı kanunda tanımlanmamış olup, Askeri Yargıtayın yerleşik kararlarında; TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 57 ve 58inci maddelerinde sayılan ve bunlara benzerlik arz eden durumlar yasal ve geçerli özür olarak kabul edilmektedir.
Buna göre somut olayda sanığın, 05.09.2013tarihinden itibaren devam eden rahatsızlıklarının olması (Dz.77-103), kovuşturma aşamasında dinlenilen bilirkişi mütalaasında; sanıkta uzun süredir devam eden kronik bir tıbbi süreç bulunduğu, ara sıra ciddi kansızlık tabloları yaşadığı, Eylül 2013te de ciddi bir tablosunun olduğu, sanıkta mevcut olan tıbbi rahatsızlık sürecinin izin tecavüzü tarihlerinde de hastayı rahatsız etme olasılığının yüksek olduğu yönünde kanaat belirtilmiş olması sanığın Birliğine katıldıktan sonra 26.03.2014-31.03.2014 ve 31.03.2014-04.04.2014 tarihleri arasında da raporlu olması (Dz.62) dikkate alındığında;
Sanığın, izne gitmeden önce başlamış ve izin tecavüzünde bulunduğu süre içerisinde herhangi bir sağlık kuruluşunda tedavi görmemiş olmakla birlikte, uzun süredir var olan, suç tarihlerinde de devam etmiş olma ihtimali yüksek bulunan ve suç tarihlerinden sonra da devam ettiği anlaşılan rahatsızlıkları nedeniyle zamanında Birliğine katılamadığı, söz konusu mazeretinin, haklı ve askerlik hizmetine üstün tutulabilir nitelikte olduğu, iznini tecavüz ettiği sürenin kısalığı ve kendiliğinden Birliğine katılmış olması da göz önünde bulundurulduğunda, suç kastıyla hareket etmediği ve atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı sonucuna varıldığından, Komutanın temyiz sebeplerinin reddi ile, hukuka uygun bulunan beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Beraat hükmünün onanmasına karar verildiğinden, tebliğnamede noksan soruşturma olarak belirtilen hususa iştirak edilmemiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Komutanın kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan beraat hükmünün ONANMASINA;
30.03.2016 tarihinde, tebliğnameye aykırı olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy