(1632 S. K. m. 66, 73)
1. İzin tecavüzü suçuna ilişkin yapılan incelemede;
Sanığın 05.09.2014 tarihinde yedi gün süre ile yıllık izne ayrıldığı, 2014 takvim yılı içerisinde daha önce yol süresi kullanmayan sanığa iki günlük gidiş dönüş yol süresi tanındığında (Dz. 93, 109), 14.09.2014 tarihinde dönerek Birliğine katılması gerekirken dönmediği, bir süre bu şekilde Birliğinden ayrı kaldıktan sonra bilahare 13.10.2014 tarihinde kendiliğinden Birliğine döndüğü (Dz. 93, 98), tüm dosya kapsamından maddi vakıa olarak anlaşılmaktadır.
Sanığın, diyaliz hastası annesi ve zihinsel engelli kardeşine bakacak kimse olmadığı, maddi durumlarının kötü olması nedeniyle ailesine destek olabilmek için izne ayrıldığını,
bir ay boyunca nerede iş bulduysa çalışıp ailesine para bıraktığını
askere gelmeden önce kendisini bıçakladığı büyük kardeşinin annesini ve ablasını tehdit ettiğini, darp ettiğini öğrendiğini bunun üzerine izine ayrıldığını, izinde bulunduğu sürece hem ailesinin maddi sorunlarını çözmeye çalıştığını, hem de anne ve ablasını büyük kardeşinden korumaya çalıştığını
büyük kardeşi ile oturup annesine zarar vermemesi hususunda anlaşmaları üzerine Birliğine döndüğünü
beyan ettiği (Dz.96,128-129), temyiz dilekçesi ekinde annesinin kronik böbrek yetmezliği olduğuna, haftada üç gün diyalize girmesi gerektiğine dair belgeler sunduğu (Dz.290-294) görülmekle birlikte, annesinin rahatsızlığının 2009 yılından beri devam eden bir rahatsızlık olduğu, sanığın izni sırasında meydana çıkmış bir rahatsızlık olmadığı gibi sanığın da annesinin rahatsızlığı ile ilgilenmesi nedeniyle geciktiğine dair bir beyanının bulunmadığı, sanığın askerlik hizmetine başlamadan çok önce, 23.05.2013 tarihinde ağabeyini yaraladığı, işlediği bu eylem nedeniyle tutuklu olarak yargılandığı, tahliyesini müteakip askerlik hizmetine başladığı anlaşılmakla birlikte, sanığın izin süresi içerisinde ağabeyinin annesi ve kız kardeşine yönelik bir eylemde bulunduğuna dair bilgiye ulaşılmadığı (Dz.237-239), ailesinin maddi durumunun kötü olması nedeniyle çalışmak durumunda kalmasının, askerlik hizmetini ikinci planda bıraktırabilecek önem ve ciddiyette olan bir mazeret niteliğinde olmadığı, geçerli bir mazeret olarak kabul edilemeyeceği, maddi vakıanın aydınlatılmasında herhangi bir noksan soruşturma bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Askeri Mahkemece; yargılama aşamasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu antisosyal kişilik yapısı tespit edilmekle birlikte cezai ehliyetinin tam olduğu ve adli gözlem altına alınmasına gerek olmadığı (Dz.241), suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu Ek Rapor (Dz.265) ile saptanan sanık hakkında, yapılan yargılama sonunda gösterilen yerinde ve uygun gerekçelerle, 14.09.2014-13.10.2014 tarihleri arasında askerlik hizmetine tercih edilebilecek bir özrü olmaksızın izin tecavüzü suçunu işlediğinin kabulünde, yasal ve inandırıcı gerekçelerle, asgari hadden ceza tayin edilip, kanuni ve takdiri indirim yapılarak, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasında; usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle, mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Üye
: izin sırasında annesinin kronik böbrek rahatsızlığı nedeniyle gördüğü tedavilerin ve sanığın annesinin tedavisi ile ilgilenip ilgilenmediğinin araştırılmamasının noksan soruşturma teşkil ettiği, hükmün öncelikle noksan soruşturma yönünden bozulması, noksan soruşturmanın kabul edilmemesi nedeniyle ise sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği görüşü ile çoğunluğun onama kararına katılmamışlardır.
2. Firar suçuna ilişkin yapılan incelemede;
Sanığın 30.10.2014 tarihinde
da yapılan muayenesinin ardından Birliğine dönmesi için tanınması gereken bir günlük yol süresi sonunda (Dz. 41) 01.11.2014 tarihinde Birliğine katılması gerekirken dönmediği, bir süre bu şekilde Birliğinden ayrı kaldıktan sonra bilahare 30.04.2015 tarihinde kendiliğinden Birliğine döndüğü (Dz.30), tüm dosya kapsamından maddi vakıa olarak anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece; yargılama aşamasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu antisosyal kişilik yapısı tespit edilmekle birlikte cezai ehliyetinin tam olduğu ve adli gözlem altına alınmasına gerek olmadığı (Dz.241), suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu Ek Rapor (Dz.265) ile saptanan sanık hakkında, yapılan yargılama sonunda gösterilen yerinde ve uygun gerekçelerle, 01.11.2014-30.04.2015 tarihleri arasında firar suçunu işlediğinin kabulünde, yasal ve inandırıcı gerekçelerle, asgari hadden ceza tayin edilip, takdiri indirim yapılarak, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasında; usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle, mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Sanığın kabule değer bulunmayan temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE,
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan izin tecavüzü suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA, Üye
in karşı oyu ile oyçokluğuyla;
2) Sanığın kabule değer bulunmayan temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE,
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan firar suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA, oybirliğiyle;
Tebliğnameye uygun olarak, 30.03.2016 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy