(1632 S. K. m. 66) (5237 S. K. m. 62) (5271 S. K. m. 230, 232)
Askeri Mahkemece; sanığın, 04.01.2005 tarihinde birliğini izinsiz olarak terk ettiği (Dz.2,3), 19.12.2008 tarihinde yakalandığı (Dz.164, 253, 254), böylece 04.01.2005-18.12.2008 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, yukarıda izah edildiği şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Sanık hakkında daha önce verilen mahkûmiyet hükmünün, Dairemizin 24.04.2013 tarihli, 2013/712-685 E.K. sayılı kararı ile bozulması üzerine sanığın istinabe suretiyle tespit edilen bozma ilamına diyeceklerinin tespiti sırasında, Dairemizin 24.4.2013 tarihli, 2013/712-685 E.K. sayılı ilamının yerine Dairemizin 14.04.2010 tarihli, 2010/1075-1063 E.K. sayılı ilk bozma ilamının okunarak, bu Daire kararına karşı beyanlarının tespit edildiği (Dz.398), bu durumda ikinci bozma ilamı hakkında bilgisi olmayan sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunun doğmasına neden olan usule aykırılık oluşturmaktadır. Askeri Mahkemece bozma ilamından sonra sanık bulunmaksızın asıl mahkemesince yapılan yargılamada, Dairemizin 24.04.2013 tarihli, 2013/712-685 E.K. sayılı bozma ilamının duruşmada okunmuş olmasının da bu usule aykırılığı ortadan kaldırmayacaktır (Dz. 411).
Verilen hüküm üzerine yazılan gerekçeli karar incelendiğinde;
CMKnın 230/1-a maddesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gerektiğinin belirtilmesine rağmen, Askeri Mahkemece, gerekçeli hükümde, sanığın dava konusu olaya ilişkin asıl savunmalarına yer verilmediği, sadece bozma ilamına karşı yaptığı savunmaya yer verilmesinin silahların eşitliği ilkesine aykırılık oluşturduğu ve bu aykırılığın 353 sayılı Kanunun 207/3-H madde ve bendinde yer alan savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde kanuna mutlak muhalefet teşkil ettiği;
Yine; Askeri Mahkemece sanığın, 19.12.2008 tarihinde yakalandığının kabul edilmesine rağmen, kısa karada temadinin 18.12.2008 tarihinde bittiğine ilişkin bir sonuca gidilerek kısa karar ile gerekçeli karar içinde çelişkiye (Teşevvüş ve kargaşaya) neden olunmasının hükümlerde gerekçeyi zorunlu gören CMKnın 232nci ve 353 sayılı Kanunun 207/3-G maddelerine aykırılık teşkil etmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanık hakkında müsnet suçtan verilen mahkûmiyet hükmünün usul yönünden hukuka aykırılıklar sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Her ne kadar sanık hakkında verilen adli para cezasının üç taksitte tahsiline karar verilmiş ise de, TCKnın 52/4üncü maddesinin üç taksitte tahsile izin vermediği, taksit miktarının en az dört olması gerektiğine;
Ayrıca, verilen hapis cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilmesi halinde, verilen karara, TCKnın 50 ve 52nci maddelerindeki ilgili kanunun madde ve fıkra numaralarının da yazılması gerektiğine;
Nezaret ve tutuklukta geçen sürelerinin mahkûmiyet müddetinden mahsubuna karar verilmiş ise de; dava dosyasında fotokopisi bulunan
Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 19.01.2016 tarihli ve 2013/868 E. ve 2015/454 Müt. sayılı kararı uyarınca (Dz.438) nezaret ve tutuklukta geçen 23.05.2009-20.07.2009 tarihleri arasındaki sürenin başka davaya ilişkin cezadan da mahsup edilmiş olduğunun bozma sonrası yapılacak yargılamada gözetilmesi gerektiğine;
İşaret edilmiştir.
Tebliğnamede; sanığın, 18.12.2008 tarihinde yakalanmasına ilişkin dizi 253teki belgenin fotokopi niteliğinde olduğu, bu nedenle belge aslının ya da onaylı suretinin dava dosyasına getirtilmemesinin noksan soruşturma teşkil ettiği ileri sürülerek hükmün bu sebeple de bozulması gerektiği görüşü bildirilmiş ise de;
Emniyet Müdürlüğünce gönderilen yakalama tutanağının üst yazısının ıslak imzalı olduğu, yazı ekinde birer adet yakalama tutanağı ile teslim tutanağı bulunduğunun bildirildiği; ayrıca yakalama tutanağındaki tarih ve yakalanma olayı ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelerin uyumlu olduğu, bu belgelere göre sanığın, 18.12.2008 tarihinde polis tarafından yakalanmış olduğuna dair her hangi bir şüphe bulunmadığından, yakalamaya ilişkin dizi 253te bulunan belgenin aslı yada onaylı suretinin getirtilmesi konusunda bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla bu yöndeki tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanık müdafiinin temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince hukuka aykırı görülen mahkûmiyet hükmünün usul yönünden BOZULMASINA; Tebliğnameye kısmen uygun olarak, 30.03.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy