(5271 S. K. m. 34, 230, 231, 232) (5237 S. K. m. 61, 62)
Yapılan incelemede;
1) Kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir hüküm değildir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hâlinde, hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması durumunda (açıklandığında veya düştüğünde) olağan ve/veya olağanüstü kanun yolları denetimine konu olabilmektedir.
CMKnın 231/11inci maddesi Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. hükmünü içermektedir.
O hâlde, açıklanması gereken tüm yönleri ile bir hüküm olup, hüküm mahkemece taraf teşkili sağlanarak devam olunacak yargılama sonunda açıklanmalı ve gerekçesi de oluşturulmalıdır.
CMKnın Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar başlıklı 230uncu maddesinde; hükmün gerekçesinde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ile hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi; iddia ve savunmanın delillere göre irdelenmesi sonucunda ulaşılan kanaatin açıklanarak, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiilinin ortaya konulması ve bu fiilin nitelendirilmesinin yapılması, TCKnın 61 ve 62nci maddelerinde belirtilen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi gerektiği hususları düzenlenmiştir.
Ayrıca, Anayasanın 141/3 ve CMKnın 34/1inci maddelerinde, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı belirtilmiştir.
İncelemeye konu mahkûmiyet hükümlerinin gerekçesinde ise, açıklanması geri bırakılan ve denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi nedeniyle açıklanan kararda gösterilen gerekçelerin gösterilmediği, savunma ile hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmediği, tartışılmadığı ve değerlendirilmediği, iddia ve savunmanın delillere göre sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiillerinin ortaya konulmadığı ve nitelendirilmelerinin de yapılmadığı görülmüştür.
CMKnın 34/1, 230/1-a-b-c, 232nci maddelerine aykırı olan ve 353 sayılı Kanunun 207/3-G maddesine göre hukuka kesin aykırılık teşkil eden bu durum nedeniyle mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarihli ve 2014/8-145 E. ve 2015/145 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır).
2) Ayrıca, Askeri Mahkemece yapılan uygulamaya göre, askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçundan neticeten iki ay on beş gün hapis cezasına hükmedilmekle birlikte, gerekçeli kararda bu cezanın adli para cezasına çevrildiğinin belirtilmesi teşevvüş olduğundan, askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, aynı zamanda, bu usule aykırılık yönünden de bozulmasına karar verilmiştir.
Üye
.; Birinci maddede belirtilen hususla ilgili olarak usule aykırılık bulunmadığı ve incelemeye devam edilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluğun kararına katılmamıştır.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince hukuka aykırı bulunan mahkumiyet hükümlerinin usûl yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak, 30.03.2016 tarihinde, Üye
nin hizmete müteallik bir muameleden dolayı üste hakaret ve zincirleme üstü tehdit suçlarından karşı oyuyla ve oyçokluğuyla; askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçundan oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
5271 sayılı CMK'nın 231/11'inci fıkrası ise "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." düzenlemesini içermektedir.
Bu hükme göre, kasıtlı bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde, Askeri Mahkemece, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı belirtildikten sonra, hüküm açıklanacaktır. Sanığın durumu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilerek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurulacaktır.
Daha önce, sübut, vasıf ve takdire yönelik değerlendirmeler yapıldığından, bu aşamada ayrıca bir değerlendirme yapılmayacaktır. Sadece, seçenek yaptırım, erteleme ve cezanın kısmen infaz edilip edilmeyeceği hususları değerlendirilerek, gerekçelendirilecektir.
Aksi düşünce, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun amacı ile çelişir. Zira, heyet veya hakim değişikliği nedeniyle, sübut yokluğu, noksan soruşturma, suç vasfı değişikliği, yeniden ceza takdiri gibi sonuçlar ortaya çıkar ki, bu durumda da, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığından söz edilemez.
Kural bu olmakla birlikte, yeni delil araştırma niteliğinde bulunmayan ve delil takdirini de gerektirmeyen kimi hallerde, dosyaya yansıyıp da mevcut hali ile doğruluğu halinde suçun unsurlarının oluşumunu engelleyen (sanığın, suç tarihlerinde askerliğe elverişli olmadığını gösterir rapor sunması gibi) veya davanın düşmesi (şikayete bağlı suçlarda, suçtan zarar görenin şikayetten vazgeçmesi gibi) yahut davanın reddi sonucunu doğuracak haller (aynı fiille ilgili olarak sanık hakkında verilmiş bir hükmün varlığının anlaşılması gibi) ve benzeri durumlarda, taraflarca ileri sürülen veya resen dikkate alınan delillerle ilgili yeniden araştırma yapılabileceğini de kabul etmek gerekir. Zira, aksinin kabulü halinde, beraat edeceği muhakkak olan bir kimsenin cezalandırılması yahut dava şartının gerçekleşmemesi veya ortadan kalkması nedeniyle cezalandırılmayacak bir kimsenin cezalandırılması sonucu ortaya çıkar ki, bu durum, başta hukuk devleti olmak üzere, ceza sorumluluğunun temel esasları ile bağdaşmaz. Ancak, bu istisnanın, gerekçe de dahil olmak, genişletilmemesi gerekir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ile açıklanan hükümler bir bütün olarak ele alınmalıdır. Somut olayda, açıklanması geri bırakılan hükümlerde, iddia, savunma, deliller, delil değerlendirmesi, ulaşılan kanaat, suç oluşturduğu kabul olunan fiiller ve bu fiillerin nitelendirilmesi gösterildiğinden, keza, açıklanan hükümde de, açıklanması geri bırakılan hükmün ele alınarak açıklandığı belirtildiğinden, bunların açıklanan hükümde tekrarlanması gerekmemektedir.
Bu nedenle, şekil itibariyle gerekçede usule aykırılık bulunmadığı, hükümlerin esasının incelenmesi gerektiği görüşünde olduğumdan, çoğunluğun bozma kararına katılmadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy