(5271 S. K. m. 188, 223, 231, 289) (353 S. K. m. 207)
CMKnın 223/8inci maddesinde; davanın düşmesi kararının, TCKda öngörülen düşme nedenlerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde verileceği düzenlenmiştir. CMKnın 231/10uncu maddesine göre verilen düşme kararının da bu kapsamda hüküm niteliğinde bir son karar olduğu kuşkusuzdur.
Diğer taraftan, CMKnın 231/10uncu maddesine göre verilen düşme kararı; açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılmasını sağlayan ve CMKnın 223üncü maddesi gereğince hükümlü (sanık) ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren bir son karardır.
Hükmün verileceği duruşmaya katılacak süjeler ise, CMKnın 188/1inci maddesinde; hükme katılacak hâkimler, Cumhuriyet savcısı (Askeri savcı) ile zabıt kâtipleri, kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde zorunlu müdafi olarak açıkça sayılmıştır. Bu düzenlemeye bağlı olarak, gerek 353 sayılı Kanunun 207, gerekse CMKnın 289'uncu maddesinde; mahkemenin, kanuna uygun olarak kurulmamış olması ve Askeri savcı (Cumhuriyet savcısı) veyahut kanunen bulunması gerekli diğer bir kişinin yokluğunda duruşma yapılması, mutlak bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.
Bu düzenlemelere göre; hükmün, kanunda öngörülen bir şekilde başlayıp sona eren duruşma faaliyeti neticesinde verileceği anlaşılmaktadır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu yönünden konu ayrıca ele alındığında; CMK'nın 231/10'uncu maddesi gereğince verilecek hüküm niteliğindeki düşme kararının da, CMKnın 223üncü maddesinde sayılan kararların verilmesindeki usule tabi olduğu kuşkusuzdur.
Diğer taraftan, hükümlüye denetim süresi içerisinde yükümlülük yüklendiği durumlarda; denetim koşullarına uyulup uyulmadığının belirlenmesinde, hâkim tarafından takdir yetkisinin kullanılacağı da dikkate alındığında, bu kurum kapsamında alınacak kararların duruşma açılarak verilmesi gerekmektedir.
Yine; hükümlü hakkında adli ya da askeri yargıda soruşturma veya kovuşturma yapılmakta olup olmadığının UYAP sisteminden ve Birlik kayıtlarından araştırılması, eğer belirlenen denetim süresi içinde başlayıp da halen yürütülmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma var ise, bunun sonucunun da beklenerek, verilecek mahkûmiyet kararının kesinleşmesi halinde hükmün açıklanması; düşme kararının ise, ancak kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararlarının kesinleşmesinden sonra verilmesi ve bu işlemlerin de yapılması için taraf teşkilinin sağlanarak mutlaka duruşma açılmasının gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu nedenlerle; hükümlü hakkındaki değerlendirmenin ve ulaşılacak kanaat çerçevesinde verilecek olan düşmeye ilişkin hükmün, adil yargılanma ilkesinin bir gereği olarak mutlaka duruşma açılmak suretiyle yapılacak yargılamada belirlenmesi gerekirken, duruşmasız işlere ait kararla kamu davasının düşmesine karar verilmesi hukuka aykırı olduğundan, düşme kararının usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Askeri Savcının temyizine atfen ve resen, hukuka aykırı bulunan davanın düşmesi kararının, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince usul yönünden BOZULMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak, 13.04.2016 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy