(1632 S. K. m. 66) (353 S. K. m. 220, 221) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 57, 58) (AYDK 24.02.2011 T. 2011/17 E. 2011/17 K.) (AYDK 26.05.2005 T. 2005/52 E. 2005/48 K.) (AYDK 08.01.2004 T. 2004/3 E. 2004/1 K.) (AYDK 16.10.2003 T. 2003/74 E. 2003/81 K.) (AYDK 08.05.2003 T. 2003/51 E. 2003/50 K.) (AYDK 27.03.2003 T. 2003/27 E. 2003/29 K.) (AYDK 04.10.2001 T. 2001/80 E. 2001/84 K.)
Sanığın 23.12.2011 tarihinde yedi gün süre ile dağıtım iznine gönderildiği (Dz. 63), Birliğinden fiilen saat kaçta ayrıldığı belli olmayan sanığın lehine hareketle günün son saati Birlikten ayrıldığı kabul edildiğinde, 31.12.2011 tarihinde malen tertip edildiği Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 25.01.2012 tarihinde
'da güvenlik güçlerince yakalandığı ve aynı gün bir başka suçtan tutuklanarak
1'inci Sınıf Askeri Ceza ve Tutukevi Müdürlüğüne kapatıldığı (Dz. 80-84, 92, 139);
Sanığın başka bir suçu nedeniyle tutuklu olarak bulunduğu
1'inci Sınıf Askeri Ceza ve Tutukevi Müdürlüğünden tahliyesine müteakip 21.06.2012 tarihinde
Askerlik Şubesi Başkanlığınca bir gün yol süresi tanınarak 23.06.2012 tarihinde Birliğine katılması için serbest olarak sevk edildiği (Dz. 110), sanığın en geç 23.06.2012 tarihinde Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, bir süre bu şekilde Birliğinden ayrı kaldıktan sonra bilahare 24.09.2012 tarihinde yakalandığı, ancak kovuşturma aşamasında yapılan adli müşahede işlemleri sonucunda 05.09.2012 tarihinden itibaren askerliğe elverişsiz olduğunun tespit edildiği (Dz. 339), böylece Askeri Mahkemece, sanığın 31.12.2011-25.01.2012 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu, 23.06.2012-05.09.2012 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verildiği görülmektedir.
1) İzin tecavüzü suçu yönünden yapılan değerlendirmede;
İzin tecavüzü suçunun düzenlendiği ASCKnın 66/1-b maddesinde; Kıtasından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenlerin cezalandırılacağı hüküm altına alınmış olup, maddenin açık ifadesinden, kabul edilebilir bir özür nedeniyle birliğe zamanında katılma olanağının bulunmadığı hâllerde sanığın suç işleme kastıyla hareket ettiğinden söz edilemeyecektir.
Özür kavramı kanunda tanımlanmamış olup, Askeri Yargıtay'ın yerleşik kararlarında; TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 57 ve 58inci maddelerinde sayılan ve bunlara benzerlik arz eden durumlar yasal ve geçerli özür olarak kabul edilmektedir. Sanık tarafından özür olarak ileri sürülen hususların, askerlik hizmetine üstün tutulabilir nitelikte bulunup bulunmadığı, beklenen bir durum olup olmadığı, aniden ortaya çıkıp çıkmadığı, sanığın özür nedeniyle ne kadar süreyle birliğinden ayrı kaldığı, birliğine katılmakta geciktiği süre içinde özür oluşturan hâli gidermeye ve bir an önce birliğine katılmaya yönelik olarak ne gibi davranışlar sergilediği dikkate alınarak, her somut olayda sanığın suç işleme kastı ile hareket edip etmediğinin tartışılıp irdelenmesi, yapılacak değerlendirmelerde de Özür unsurunun, kanun koyucunun amacını aşacak şekilde yorumlanmaması gerekmektedir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 24.02.2011 tarihli, 2011/17-17; 17.05.2007 tarihli, 2007/60-58; 12.10.2006 tarihli, 2006/164-166; 26.05.2005 tarihli, 2005/52-48; 08.01.2004 tarihli, 2004/3-1; 13.11.2003 tarihli, 2003/88-95; 16.10.2003 tarihli, 2003/74-81; 08.05.2003 tarihli, 2003/51-50; 27.03.2003 tarihli, 2003/27-29 ve 04.10.2001 tarihli, 2001/80-84 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir).
Sanığın, izin tecavüzü suç başlangıç tarihinden önce 27.12.2011 tarihinde ateşli silah yaralanması nedeniyle
Devlet Hastanesinde tedavi altına alındığı ve buradan ileri tetkik ve tedavi amacıyla 29.12.2011 tarihinde
Eğitim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğine yatırıldığı, burada 29.12.2011-25.01.2012 tarihleri arasında yatarak tedavi gördüğü tespit edilmiştir (Dz. 389-391, 399-404).
Bu duruma göre, sanığın, suç tarihlerinde
Eğitim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğine yatarak tedavi gördüğü, sanığın bu hâlinin, Birliğine zamanında katılmasını önemli derecede güçleştiren haklı bir sebep olduğu ve kanunun öngördüğü anlamda geçerli bir mazeret (Özür) olarak kabulü gerektiği sonucuna varıldığından, izin tecavüzü suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, esas (Sübut) yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
2) Firar suçu yönünden yapılan değerlendirmede;
Askeri Mahkemece; kovuşturma aşamasında yapılan adli müşahede işlemleri sonucunda 05.09.2012 tarihinden itibaren askerliğe elverişsiz, 05.09.2012 tarihine kadar askerliğe elverişli ve cezai ehliyetinin tam olduğu tespit edilen sanık hakkında yapılan kovuşturma sonunda, toplanan delillere ve oluşan vicdani kanaate göre yasal ve yeterli gerekçeler gösterilmek suretiyle, mazeret kabul etmeyen tüm unsurları ile oluşan firar suçundan alt sınırdan ceza tayin edilip, cezasından takdiri indirim uygulanarak, hükmolunan hapis cezası alt sınırdan adli para cezasına çevrilmek suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasında; usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden bir hukuka aykırılık bulunmamakta ise de;
Askeri Mahkemenin, sanığın
Askerlik Şubesi Başkanlığınca bir gün yol süresi tanınarak 23.06.2012 tarihinde Birliğine katılması için serbest olarak sevk edildiği (Dz. 110), 23.06.2012 tarihinde saat kaçta Birliğine katılması gerektiği tebliğ edilmeyen sanığın en geç saat 24.00da Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, bu duruma göre firar suçunun başlangıç tarihinin 24.06.2012 tarihi olarak kabul edilmesi gerekirken ve Askeri Mahkemece maddi vakıanın kabulünde oluşa aykırı şekilde, suç başlangıç tarihinin 23.06.2012 olarak hatalı belirlenmesi hukuka aykırı olduğundan, yapılan suç başlangıç tarihi hatasının, suçun hukuki niteliğinin tayinine ve ceza uygulamasına bir etkisi olmaması, bu hatanın, hiçbir araştırma ve takdire gerek duyulmaksızın düzeltilmesi mümkün olduğundan ve bu nedenle yeniden yargılama gerekmediğinden 353 sayılı Kanunun 220/2-F maddesine göre mahkûmiyet hükmünün belirtilen kısmının düzeltilerek ve diğer kısımlarının ise aynen muhafaza edilerek onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince izin tecavüzü suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün esas (Sübut) yönünden BOZULMASINA;
2) Sanığın temyizine atfen ve resen, suç başlangıç tarihinin hatalı tespiti yönünden hukuka aykırı görülen firar suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince BOZULMASINA;
Ancak, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-F maddesi gereğince, hükümde 23.06.2012 olarak gösterilen suç başlangıç tarihinin 24.06.2012 şeklinde değiştirilmek ve diğer kısımların aynen muhafaza edilmek suretiyle, hükmün düzeltilerek ONANMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak, 13.04.2016 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy