(353 S. K. m. 220)
Öncelikle, Askeri Mahkemece, sanık hakkında 02.11.2007-02.11.2012 tarihleri arasında işlediği iddia olunan firar suçundan dolayı verilen beraat hükmü, taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleştiğinden, inceleme dışı tutulmuştur.
Başka bir suç nedeniyle 13.08.2001 tarihinde tutuklanan sanığın, 13.11.2001 tarihinde
Askeri Cezaevinden tahliye edildiği, tahliyesini müteakip teslim edildiği
Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından 14.11.2001 tarihinde serbest olarak Birliğine sevk edildiği, bir günlük yol süresi sonunda Birliğine katılmayarak 16.11.2001 tarihinden itibaren hali firar durumuna düştüğü ve bu durumunu emniyet görevlilerince yakalandığı 27.06.2007 tarihine kadar sürdürdüğü, tüm dosya kapsamından maddi vakıa olarak anlaşılmaktadır.
Sanığın hiçbir özüre yer vermeyen firar suçunu işlediğini kabul eden Askeri Mahkemenin; sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğunu ve cezai ehliyetinin de tam bulunduğunu belirledikten sonra, elverişli kanıtlar ve yeterli gerekçe ile yazılı olduğu şekilde kurduğu mahkûmiyet hükmünde, firar süresinin uzunluğunu dikkate alarak temel cezayı teşdiden belirlemesinde ve duruşmadaki iyi hali nedeniyle lehine takdiri indirim hükmünü uygulamasında, suç tarihinden önce üç aydan fazla hapis cezasını içeren mahkûmiyetinin bulunması nedeniyle hakkında, cezanın ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumlarını yasal imkansızlık nedeniyle uygulamamasında, usul ve esas yönlerinden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamakta ise de;
Sanık hakkında verilen netice ceza bir yıl on beş gün hapis cezası olup, TCK'nın 49/2 ve 50/1'inci maddeleri gereğince, bu cezanın kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlarına çevrilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle, Askeri Mahkemece netice cezanın bir yıl on beş gün hapis cezası olarak belirlenmesinden sonra cezanın bu şekliyle bırakılıp, aleyhe temyizin bulunmaması nedeniyle sanığın cezada kazanılmış hakkının gözetildiği belirtilmek suretiyle hükmün infazının altı bin üç yüz Türk Lirası adli para cezası olarak yerine getirilmesine karar verilmesi gerekirken, hukuka aykırı uygulama ile önce adli para cezasına çevrilmesi, bilahare kazanılmış hakkının gözetildiğinden bahisle altı bin üç yüz Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı olmakla birlikte, hükmün sadece müdafii tarafından temyiz edilmesi ve aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle, Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 05.03.2004 gün ve 2004/1-1 E.K. sayılı içtihadı dikkate alınarak bu hata bozma sebebi yapılmayıp, işaret edinilmekle yetinilmiştir.
İlk hükümde "Sanığın ödeme güçlüğü çekeceği" gerekçesiyle on iki takside bağlanan adli para cezası, yeni kurulan hükümde aynı gerekçe ile on takside bağlanmıştır. Adli para cezasının taksitlendirilmesinde, yeni bir gerekçe gösterilmeksizin sanık aleyhine olacak şekilde ve yeni bir gerekçe gösterilmeksizin taksit sayısının azaltılması hukuka aykırıdır. Bu nedenle, mahkûmiyet hükmünün, uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir. Ancak, adli para cezasının taksitlendirilmesinde taksit sayısına ilişkin olarak gösterilen gerekçenin aynı olduğu, taksit sayısının sadece hüküm fıkrasına rakamla yazılmış bulunduğu ve aylık taksit miktarlarının da belirtilmemiş olduğu birlikte dikkate alındığında, on iki olan taksit sayısının maddi hata sonucu on taksit olarak yazılmış olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, atılı suçun hukuki niteliğinin tayinine ve ceza uygulamasına bir etkisi olmayan bu maddi hatanın, hiçbir araştırma ve takdire gerek duyulmaksızın düzeltilmesi mümkün olduğundan ve bu nedenle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, hükmün diğer kısımlarının aynen korunarak taksit sayısının "on iki taksit" olacak şekilde hatanın düzeltilerek, mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Üye
; Taksit sayısında yapılan değişikliğinin maddi hata sonucu olduğu sonucuna götürecek delilin bulunmadığı, aksine sanığın gelir seviyesinin arttığı ve önceden mahkûm olduğu suçların birinden beraat etmiş olması karşısında Askeri Mahkemece bilinçli olarak ta taksit sayısında azaltmaya gidilmiş olabileceği, bu nedenle, bu hukuka aykırılığın düzelterek onamaya konu olamayacağı, buna bağlı olarak, tek başına bozma konusu yapılamayacak olan ceza uygulamasına dair hukuka aykırılığın da bozma nedeni olduğu görüşüyle, çoğunluğun düzelterek onama kararına katılmamıştır.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Müdafiinin kabule değer bulunmayan temyiz sebeplerinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE,
Müdafiinin temyizine atfen ve resen, firar suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince taksit sayısında yapılan maddi hata sebebiyle BOZULMASINA,
Ancak; bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-D maddesi gereğince, Kararda 10 taksit olarak gösterilen taksit sayısının 12 taksit şeklinde DÜZELTİLEREK, diğer yönlerden hukuka uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA,
Tebliğnameye sebepte kısmen farklı, sonuçta uygun olarak, 27.04.2016 tarihinde, Üye
'nin karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy