(5271 S. K. m. 209, 215, 217) (353 S. K. m. 207, 221) (5237 S. K. m. 50) (1632 S. K. m. 87)
Askeri Mahkemece; 04.11.2013 tarihli, 2013/223-385 E.K. sayılı karar ile sanığın emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği kabul edilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş; söz konusu karar 20.02.2014 tarihinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle kesinleşmiş; ancak sanığın, beş yıllık deneme süresi içerisinde olacak şekilde 27.10.2014 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediğinin anlaşılmasından bahisle, tensiple duruşma açılıp taraf teşkili sağlanmak suretiyle yeniden yapılan yargılama sonunda daha önce açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanarak, sanığın yukarıda belirtilen şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Mahkûmiyet hükmünün açıklandığı 28.12.2015 tarihli duruşmada, askeri savcının esas hakkındaki mütalaasını bildirmesinden önce, dosyadaki yazılı deliller okunarak taraflara, bunlara karşı diyeceklerinin sorulması gerekirken okunmadığı görülmektedir.
Mahkûmiyet hükmüne esas alındığı anlaşılan dosyadaki yazılı delillerin duruşmada okunmaması ve tartışılmaması CMKnın 209/1, 215 ve 217nci maddelerine aykırı olduğundan ve 353 sayılı Kanunun 207/3-H maddesine göre savunma hakkının kısıtlanması anlamında hukuka kesin aykırılık oluşturduğundan mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Tebliğnamede, kovuşturmanın genişletilmesi hususunda taleplerinin olup olmadığının taraflara sorulmamasının da usul yönünden bozmayı gerektirdiği görüşü belirtilmiş ise de; öncelikle kovuşturmanın genişletilmesi hususunda taleplerinin olup olmadığının taraflara sorulmasını gerektiren açık bir düzenlemenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununda yer almaması; bahsi geçen hususun hem askeri savcıya hem de müdafiye sorulmamasının silahların eşitliği ilkesine aykırılık oluşturmaması; ayrıca askeri savcının, esas hakkındaki mütalaasını bildirmesinden önce; müdafiin de esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını yaptığı sırada kovuşturmanın genişletilmesi hususundaki taleplerini (Var ise) söyleme olanağına sahip olmalarına rağmen bu yönde bir talepte bulunmamaları birlikte değerlendirildiğinde, taraflara kovuşturmanın genişletilmesi hususunda taleplerinin olup olmadığının sorulmamasının hükmün özüne etkili olmadığı ve usul yönünden bozmayı gerektirmediği kabul edilmiştir.
Dosya içeriğine göre sanığın suç tarihinden önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olduğu ve sanık hakkında tayin olunan hapis cezasının otuz günden az olduğu dikkate alındığında TCKnın 50/3ncü maddesindeki düzenleme gereği sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının zorunlu olarak seçenek yaptırımlara çevrilmesi gerekirken, sanığın neticeten yirmi beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna işaret edilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Müdafiin temyizine atfen ve resen, mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince, usul yönünden hukuka aykırılık nedeniyle BOZULMASINA, 20.04.2016 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy