(5237 S. K. m. 32, 50) (1632 S. K. m. 73)
Sanığın, 29.04.2014 tarihinde birliğinden izinsiz olarak ayrıldığı (Dz.16, 17), 09.05.2014 tarihinde kendiliğinden birliğine katıldığı (Dz.18), böylece 29.04.2014-09.05.2014 tarihleri arasında firar suçunu işlediği anlaşılmakta olup, Askeri Mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
Askeri Mahkemece, psikiyatri uzmanı bilirkişi Hv.Tbp.Yzb. A.B.nin sanığın suç tarihlerinde TCKnın 32nci maddesinden yararlanamayacağı, suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu, adli gözlem altına alınmasına gerek olmadığı yönündeki mütalaasına (Dz.127) itibar edilerek, sanığın, tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan, yasal ve inandırıcı gerekçelerle, alt sınırdan ceza tayin edilip, ASCKnın 73üncü maddesi uyarınca verilen cezanın yarısına indirilmesinde, takdiri indirim yapılarak yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasında; sanığın devam eden ve sonuçlanan davalarının olduğu gözetilip suçlu kişiliği dikkate alınarak TCK'nın 50/1-a maddesindeki yasal şartları karşılamayan sanık hakkında söz konusu hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmemesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Sanığın, 20.01.2014-06.02.2014 tarihleri arasında işlediği firar suçundan verilen ve açıklanması geri bırakılan beş ay süreli hapis cezasının, denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle açıklanması (Dz. 136); 12.02.2014-06.02.2014 tarihleri arasında işlediği firar suçundan verilen ve açıklanması geri bırakılan beş ay süreli hapis cezasının, denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle açıklanması (Dz.132-139); 20.07.2014-14.09.2014 tarihleri arasında işlediği firar suçundan verilen ve 21.11.2014 tarihinde kesinleşen 6000 TL adli para cezası (Dz.142-147); ve 24.04.2014-29.04.2014 tarihleri arasında işlediği kısa süreli kaçma eylemi ile ilgili olarak disiplin kurulunda yargılamasının devam etmesi (Dz. 54) 21.05.2014-17.06.2014 tarihleri arasında bir başka firar suçunu işlemesi (Dz.55,95); sanığın 30.09.2014 tarihinde tekrar firar etmesi (Dz.111); göz önüne alınarak firar eylemini alışkanlık haline getirmiş olduğu görülmekle, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık gösterdiği kanaatine varılmadığından tekrar suç işlemeyeceği konusunda olumlu bir kanaat oluşmaması nedeniyle cezanın ertelenmemesinde; sanığın adli sicil kaydındaki mahkeme kararları değerlendirilerek suçlu kişiliği nedeniyle yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkemesinde olumlu kanaat oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasında usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden her hangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Üye
.; sanık hakkında belirlenen hürriyeti bağlayıcı cezanın TCK'nın 50/1-a maddesi uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilmesine yönelik her hangi bir engel bulunmadığı, bu nedenle mahkemenin seçenek yaptırımların uygulanmamasına yönelik gerekçesinin yetersiz olması nedeniyle hükmün uygulama yönünden bozulması gerektiği görüşü ile bozma kararına katılmayıp muhalif kalmıştır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın kabule değer görülmeyen sebepsiz temyiz isteminin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA;
Tebliğnameye uygun olarak, 20.04.2016 tarihinde Üye
'nin karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy