(5237 S. K. m. 32, 34) (353 S. K. m. 317, 220, 221)
1) İzin tecavüzü suçuna ilişkin yapılan incelemede:
Askerî Mahkemece, sanığın 04.01.2013 tarihinde 4 gün yol süresi verilerek toplam 24 gün kanuni izne gönderildiği (Dz.11), en geç 28.01.2013 tarihinde Birliğine katılması gerekirken katılmadığı (Dz.5, 13), 16.02.2013 tarihinde başka bir suç nedeniyle polis karakoluna götürüldüğü ve izin tecavüzü suçunu işlediğinin tespit edildiği (Dz.50), tüm dosya kapsamından maddi vakıa olarak anlaşılmaktadır.
Askerî Mahkemece, kovuşturma aşamasında yeminli mütalaasına başvurulan psikiyatri uzmanı bilirkişinin, sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu, adli müşahedesine gerek olmadığı, cezai ehliyetinin tam olduğu, TCKnın 32 ve 34üncü maddelerinden yararlanamayacağı, madde kötüye kullanımının iptila düzeyinde olmadığı yönündeki mütalaasına (Dz.281) itibar edilerek; sanığın, tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan, yasal ve inandırıcı gerekçelerle, alt sınırdan ceza tayin edilip, takdiri indirim yapılarak yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasında ve hapis cezasının ertelenmemesinde; söz konusu hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde, usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık (aşağıda açıklanan suç başlangıç tarihinin tespiti dışında) bulunmamakla Birlikte;
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre suç başlangıç tarihinin; 29.01.2013 olarak tespiti gerekirken, Askerî Mahkemece oluşa aykırı şekilde 28.01.2013 olarak belirlenmesi hukuka aykırı bulunduğundan, mahkûmiyet hükmünün bu nedenle bozulmasına karar verilmiş; ancak, suç başlangıç tarihinin belirlenmesinde yapılan bu hatanın, suçun hukukî niteliğinin tayinine ve ceza uygulamasına bir etkisi bulunmadığı, suç tarihlerinin tespitine ilişkin bilgi ve belgelerin dava dosyasında mevcut olup, ayrı bir araştırma ve takdiri gerektirmediği gözetilerek, bozma sebebi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-F madde ve bendi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Tebliğnamede; sanığın 04.01.2013 günü kanuni izne gitmek üzere hangi saatte Birliğinden ayrıldığının belli olmadığı görülmekle; suç başlangıç tarihinin ve maddi vakanın doğru olarak tespiti bakımından önem arz eden bu konuda Birlik ve nizamiye kayıtlarında bir araştırma yapılmamasının noksan soruşturma teşkil ettiği ileri sürülmüş ise de;
Sanığın, 04.01.2013 tarihinde 4 gün yol süresi verilerek toplam 24 gün süreyle izne gönderildiğine ilişkin izin belgesi (Dz.11) incelendiğinde; sanığın kesin olarak hangi saatte Birliğinden ayrıldığına dair belge veya bilgi bulunmamakla birlikte; izin belgesi hazırlanırken izne çıkış saati belirtilmemiştir. Ayrıca sanığın Birliğine katılması gereken gün olarak 28.01.2013 tarihi yazılıp, hangi saatte Birliğine katılmasının gerektiği belirtilmemiştir. Bu durumda sanığın lehine olarak, 28.01.2013 günü saat 24.00'e kadar Birliğine katılabileceği, böylece izin tecavüzü suçunun başlangıcının 29.01.2013 olarak kabulünün gerektiği anlaşıldığından, tebliğnamede ileri sürülen bozma görüşüne iştirak edilmeyip, suç başlangıç tarihinin düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
2) 18.02.2013-11.03.2013 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin yapılan incelemede:
Sanığın; izin tecavüzü suçundan yakalandıktan sonra 16.02.2013 tarihinde
Askerlik Şubesi Başkanlığına teslim edildiği, aynı gün Askerlik Şubesi Başkanlığınca, 2 gün yol süresi verilerek Birliğine sevk edildiği, ancak sevk belgesinde Katılacağı tarih:19.02.2013 yazıldığı (Dz. 54), buna göre sanığın en geç 19.2.2013 tarihinde, gün bitimine kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı (Dz. 32, 56), 11.3.2013 tarihinde yakalandığı (Dz. 61), tüm dosya kapsamından maddi vakıa olarak anlaşılmaktadır.
Askerî Mahkemece, kovuşturma aşamasında yeminli mütalaasına başvurulan psikiyatri uzmanı bilirkişinin, sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu, adli müşahedesine gerek olmadığı, cezai ehliyetinin tam olduğu, TCKnın 32 ve 34üncü maddelerinden yararlanamayacağı, madde kötüye kullanımının iptila düzeyinde olmadığı yönündeki mütalaasına (Dz.281) itibar edilerek; sanığın, tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan, yasal ve inandırıcı gerekçelerle, alt sınırdan ceza tayin edilip, takdiri indirim yapılarak yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasında ve hapis cezasının ertelenmemesinde; söz konusu hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde, usûl, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık (aşağıda açıklanan suç başlangıç tarihinin tespiti dışında) bulunmamakla Birlikte;
Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından sevk edilirken, sanığa, 19.02.2013 tarihinde Birliğine katılması gerektiğinin bildirilmiş olması nedeniyle, iradesinin bu yönde yanıltılmış olduğu, dolayısıyla 19.02.2013 tarihinde, gün bitimine kadar Birliğine katılması, buna göre suçun başlangıç tarihinin 20.02.2013 (00:00) tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Bu sebeple firar suç başlangıç tarihinin 20.02.2013 olarak belirlenmesi gerekirken, kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında 18.02.2013 olarak belirlenmesi hukuka aykırı ise de; suçun hukuki niteliğine ve ceza uygulamasına bir etkisi bulunmayan bu hatanın, 353 sayılı Kanunun 220/2-F maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün olduğundan, mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
3) 13.03.2013-28.05.2013 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin yapılan incelemede:
Askerî Mahkemece; sanığın,
Askerlik Şubesi Başkanlığınca, 11.03.2013 tarihinde 2 gün yol süresi verilerek Birliğine sevk edildiği (Dz.69), ancak Birliğine katılmadığı (Dz.71), 28.05.2013 tarihinde başka bir olaydan ifadesi alındıktan sonra Askerlik Şubesi Başkanlığına teslim edildiği, böylece 13.03.2013-28.05.2013 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Dosya dizi 133, 134, 163te bulunan belgelerden, sanığın 27.03.2013 tarihinde, kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçundan,
20nci Sulh Ceza Mahkemesince tutuklandığı,
3üncü Asliye Ceza Mahkemesinin 28.5.2013 tarihli kararıyla tahliye edildiği görülmekle; suç temadisinin bitiş tarihinin ve şeklinin tespiti açısından, sanığın, 27.03.2013 tarihinde tutuklanmasından önce yakalama işleminin olup olmadığının araştırılması, olduysa yakalama işleminin hangi tarihte gerçekleştiğini gösterir belgelerin dosyasına getirtilmesi ve maddi olayın buna göre değerlendirilmesi gerekirken, bu hususların yerine getirilmemesi nedeniyle mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Askerî Yargıtay Daireler Kurulunun 05.04.2012 tarihli ve 2012/49-45 E.K. sayılı ilamında da belirtildiği ve kabul edildiği üzere, Millî Savunma Bakanlığının 03.10.1995 tarihli ve MİY: 40-20-95/As.Adl.İşl.İhb.Yet. As.Czev.Ş. sayılı, Genelgesi ekinde yayımlanan EK-B Yol Süreleri Tablosu Hakkında Özel Talimatın Birinci Bölümünde; Yükümlülerin, gerek silah altına alınması sırasında gerekse muvazzaflık hizmetleri esnasında, kıta ve kurum değişikliği, hastaneye sevk, taburcu edilme gibi durumlarda, kendilerine tanınacak yol sürelerini belirlemek ve Türkiye genelinde yeknesaklığı temin etmek maksadıyla iller arasındaki yol sürelerini gösteren tablo hazırlanmıştır. İkinci Bölümünde a) Tablodaki yol süreleri; ... (5) Hava değişimi tecavüzü, izin tecavüzü ve firarların kıta veya kurumlarına sevklerinde kullanılacaktır. Üçüncü Bölümünde de Yükümlülere tanınan yol süreleri, sevk ve katılış tarihi hariç olarak hesaplanacaktır. denilmektedir.
Bu itibarla, kıta veya kurumlarınca hastanelere sevk edilen yükümlülere, Genelgenin ekinde yayımlanan EK-A Yol Süresi Tablosunda gösterilen yol sürelerinin, sevk tarihleri (Askerlik Şubesinden Birliğine sevk işlemlerinin yapıldığı gün) ile Birliğine katılış tarihleri hariç tutularak tanınması ve firar (kaçaklık) sürelerinin hesabında bu sevk ve katılış tarihlerinin dikkate alınmaması (sayılmaması) gerekmektedir.
Buna göre;
Askerlik Şubesi Başkanlığınca, 11.03.2013 tarihinde iki gün yol süresi verilerek Birliğine sevk edilen sanığın, 14.03.2013 günü saat 24:00e kadar Birliğine katılması gerektiğinden, suçun başlangıç tarihinin 15.03.2013 günü saat 00.00 olarak kabul edilmesi gerekmesine rağmen, suçun başlangıç tarihinin kısa karar ve gerekçeli hükümde oluşa aykırı biçimde, 13.03.2013 günü olarak belirtildiği görülmektedir. Suç tarihi hatasına yönelik bozma sebebinin yeniden yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle 353 sayılı Kanunun 220/2-F maddesine göre mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi mümkün olmakla birlikte, noksan soruşturmaya yönelik bozma sebebi de dikkate alındığında suç tarihine yönelik hatanın da bozmayı gerektirecek mahiyette esaslı bir hata olduğu kabul edilerek, mahkûmiyet hükmü, suç tarihinin hatalı tespiti yönünden de bozulmuştur.
4) 30.05.2013-30.10.2014 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin yapılan incelemede:
Sanığın; cezaevinden tahliyesini müteakip Birliğine sevk edilmek üzere, 28.05.2013 tarihinde
Askerlik Şubesi Başkanlığına teslim edildiği, aynı gün Askerlik Şubesi Başkanlığınca, 2 gün yol süresi verilerek Birliğine sevk edildiği, ancak sevk belgesinde Katılacağı tarih:31.05.2013 yazıldığı (Dz.166), buna göre sanığın en geç 31.05.2013 tarihinde, gün bitimine kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı (Dz.168), 30.10.2014 tarihinde yakalandığı (Dz.249), tüm dosya kapsamından maddi vakıa olarak anlaşılmaktadır.
Askerî Mahkemece, kovuşturma aşamasında yeminli mütalaasına başvurulan psikiyatri uzmanı bilirkişinin, sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu, adli müşahedesine gerek olmadığı, cezai ehliyetinin tam olduğu, TCKnın 32 ve 34üncü maddelerinden yararlanamayacağı, madde kötüye kullanımının iptila düzeyinde olmadığı yönündeki mütalaasına (Dz.281) itibar edilerek; sanığın, tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan, yasal ve inandırıcı gerekçelerle, alt sınırdan ceza tayin edilip, takdiri indirim yapılarak yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasında ve hapis cezasının ertelenmemesinde; söz konusu hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde, usûl, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık (aşağıda açıklanan suç başlangıç tarihinin tespiti dışında) bulunmamakla Birlikte;
. Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından sevk edilirken, sanığa, 31.05.2013 tarihinde Birliğine katılması gerektiğinin bildirilmiş olması nedeniyle, iradesinin bu yönde yanıltılmış olduğu, dolayısıyla 31.05.2013 tarihinde, gün bitimine kadar Birliğine katılması, buna göre suçun başlangıç tarihinin 01.06.2013 (00:00) tarihi olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Bu sebeple firar suç başlangıç tarihinin 01.06.2013 olarak belirlenmesi gerekirken, kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında 30.05.2013 olarak belirlenmesi hukuka aykırı ise de; suçun hukuki niteliğine ve ceza uygulamasına bir etkisi bulunmayan bu hatanın, 353 sayılı Kanunun 220/2-F maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün olduğundan, mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Sanığın kabule değer görülmeyen temyiz isteminin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE;
Sanığın temyizine atfen ve re'sen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca 28.01.2013-16.02.2013 tarihleri arasındaki izin tecavüzü suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün, suç başlangıç tarihinin hatalı belirlenmesi sebebiyle, BOZULMASINA,
Ancak; bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-F madde ve bendi gereğince, Kararda 28.01.2013 olarak gösterilen suç başlangıç tarihinin 29.01.2013 şeklinde DÜZELTİLEREK, diğer yönlerden hukuka uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA; tebliğnameye aykırı olarak;
2) Sanığın kabule değer görülmeyen temyiz isteminin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca, 18.02.2013-11.03.2013 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün, suç başlangıç tarihinin hatalı belirlenmesi sebebiyle, BOZULMASINA; tebliğnameye uygun olarak;
Ancak; bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-F madde ve bendi gereğince, Kararda 18.02.2013 olarak gösterilen suç başlangıç tarihinin 20.02.2013 şeklinde DÜZELTİLEREK, diğer yönlerden hukuka uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA; tebliğnameye uygun olarak;
3) Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca, 13.03.2013-28.05.2013 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma ve suç başlangıç tarihinin hatalı belirlenmesi yönlerinden BOZULMASINA; tebliğnameye uygun olarak;
4) Sanığın kabule değer görülmeyen temyiz isteminin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince REDDİNE;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi uyarınca, 30.05.2013-30.10.2014 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün, suç başlangıç tarihinin hatalı belirlenmesi sebebiyle, BOZULMASINA;
Ancak; bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-F madde ve bendi gereğince, Kararda 30.05.2013 olarak gösterilen suç başlangıç tarihinin 01.06.2013 şeklinde DÜZELTİLEREK, diğer yönlerden hukuka uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA; tebliğnameye uygun olarak;
27.04.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy