(1632 S. K. m. 66)
Yapılan incelemede;
Sanığın, 12.01.2010 tarihinde iki gün süre ile kanuni izne gönderildiği, bu izninde iki gün de yol süresi tanındığı, izin ve yol süresi sonunda 17.01.2010 tarihine kadar Birliğine dönmesi gerekirken dönmediği, 06.06.2010 tarihinde jandarma ekiplerince yapılan kimlik kontrolü sırasında yakalandığı, böylece 17.01.2010-06.06.2010 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği;
Bir süre askerlik hizmetine devam ettikten sonra 26.06.2010 tarihinde yapılan sabah yoklamasına katılmayarak firar ettiği, 16.07.2010 tarihinde polis ekiplerince yakalandığı, böylece 26.06.2010-16.07.2010 tarihleri arasında firar suçunu işlediği;
Bir süre sonra 16.08.2010 tarihinde saat 10.15’den itibaren beş gün süre ile kanuni izne gönderildiği, bu izninde iki gün de yol süresi tanındığı, izin ve yol süresi sonunda 23.08.2010 tarihinde saat 10.15’e kadar Birliğine dönmesi gerekirken dönmediği, 29.08.2010 tarihinde saat 17.06'da polis ekiplerince yakalandığı, böylece 23.08.2010-29.08.2010 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği;
Yine sanığın 18.09.2010 tarihinde çıktığı çarşı izninden aynı gün Birliğine dönmesi gerekirken dönmeyerek firar ettiği, 02.11.2011 tarihinde polis ekiplerince yakalandığı, böylece 18.09.2010-02.11.2011 tarihleri arasında firar suçunu işlediği;
Dosya kapsamındaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.
Firar suçları mazeret kabul etmeyen suçlardan olduğundan, izin tecavüzü suçları açısından ise, sanığın savunmalarında ileri sürdüğü hususlar, askerlik hizmetine tercih edilebilecek nitelikte, hukuken geçerli bir özür oluşturmadığından savunmalarına itibar edilmemesinde; keza, sanığın tabi tutulduğu adli gözlem sonucu suç tarihlerinde cezai ehliyetinin tam ve askerliğe elverişli olduğu yönündeki Sağlık Kurulu Raporu ile Ek Raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir.
Bu itibarla, Askeri Mahkemece; sanığın, genel kastla işlenebilen ve tüm unsurları ile oluşan atılı suçlardan dolayı ayrı ayrı cezalandırılmasında, temel cezaların alt sınırdan belirlenerek, azami oranda takdiri indirim yapılmasında, sanığın talebi de dikkate alınarak hükmolunan kısa süreli hapis cezalarının asgari hadden kamuya yararlı bir işte çalıştırılma seçenek yaptırımına çevrilmesinde, yasal ve yerinde gerekçelerle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme müesseselerinin uygulanmamış olmasında isabetsizlik görülmemiştir.
Bu itibarla, 26.06.2010-16.07.2010 tarihleri arasında firar ile 23.08.2010-29.08.2010 tarihleri arasında izin tecavüzü suçuna ilişkin mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı onanmasına karar verilmiştir.
Ancak, Askeri Mahkemece; 07.01.2010-06.06.2010 tarihleri arasında izin tecavüzü suçundan dolayı hüküm kurulurken, maddi hata sonucu suç başlangıç tarihinin 17.01.2010” olarak kabul edilmesi gerekirken, kısa kararda ve gerekçeli hükümde 07.01.2010 olarak belirtilmesi;
Keza, 18.09.2010-02.11.2010 tarihleri arasında firar suçundan dolayı hüküm kurulurken, suç bitim tarihinin 02.11.2011 olarak kabul edilmesi gerekirken, kısa kararda ve gerekçeli hükümde yine maddi hata sonucu 02.11.2010 olarak belirtilmesi;
Bu suçlarla ilgili mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı bozulmasını gerektirmiş, ancak, atılı suçların hukuki niteliğinin tayinine ve ceza uygulamasına bir etkisi olmayan bu hataların, hiçbir araştırma ve takdire gerek duyulmaksızın düzeltilmesi mümkün olduğundan ve bu nedenle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, atılı suçların başlangıç ve bitim tarihindeki hataların düzeltilerek bu hükümlerin ayrı ayrı onanmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy