(1632 S. K. m. 132) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (5271 S. K. m. 34, 230) (353 S. K. m. 17)
Mülga
Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 13.06.2006 tarihli ve 2006/583-501 E.K. sayılı hükmüyle, hükümlünün, 03.02.2006 tarihinde, üstü durumunda bulunan J.Onb.B. D.ın cep telefonunu onun rızası dışında bulunduğu yerden gizlice almak suretiyle üstünün eşyasını çalmak suçunu işlediği kabul olunarak eylemine uyan ASCK'nın 132, TCK'nın 62, 50 ve 52nci maddeleri gereğince neticeten üç bin TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCKnın 52/4üncü maddesi gereğince adli para cezasının aylık olarak yirmi dört taksitte tahsiline, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline ve adli para cezasının ödenmeyen kısmının hapse çevrilmesine karar verilmiş, 07.08.2006 tarihinde, bu hükmün taraflarca temyiz edilmediğinden bahisle 15.07.2006 tarihinde kesinleştiğine dair gerekçeli kararın altına şerh düşülmüştür.
Hükmün infazı aşamasında, mülga
Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 14.03.2008 tarihli ve 2008/256 Ev., 2008/A-12 (215) K. sayılı duruşmasız işlere dair kararıyla, hükmün infazının durdurulmasına, CMKnın 231/5inci maddesi gereğince, 13.06.2006 tarihli ve 2006/583-501 E.K. sayılı ilamda yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karara taraflarca itiraz edilmediğinden bahisle 16.04.2008 tarihinde kesinleştiğine dair gerekçeli kararın altına şerh düşülmüştür.
Hükümlü 10.04.2008 tarihli dilekçesiyle, cezasının ertelenmesi nedeniyle, karar tarihine kadar yatırdığı paranın kendisine iadesine karar verilmesi yönünde istemde bulunmuştur.
Mülga
Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 25.04.2008 tarihli ve 2008/388 Ev., 2008/A-12 (330) K. sayılı duruşmasız işlere dair kararıyla, verilen kararın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olması nedeniyle, hükümlünün isteminin reddine karar verilmiş, bu kararın taraflarca temyiz edilmediğinden bahisle 10.05.2008 tarihinde kesinleştiğine dair gerekçeli kararın altına şerh düşülmüştür.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşme tarihi olan 16.04.2008 tarihinden sonra, hükümlünün denetim süresi içerisinde, 10.08.2011 tarihinde işlemiş olduğu hırsızlık suçu nedeniyle Ankara 20nci Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2012 tarihli ve 2011/594 E., 2012/144 K. sayılı hükmüyle cezalandırılmasına karar verilmiş, bu hüküm 04.04.2012 tarihinde kesinleşmiştir.
Bunun üzerine,
Komutanlığı Askeri Mahkemesince 25.11.2015 tarihli ve 2013/923 E., 2015/578 K. sayılı hükümle, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanarak, hükümlünün, 03.02.2006 tarihinde, üstü durumunda bulunan J.Onb.B. D.ın cep telefonunu onun rızası dışında bulunduğu yerden gizlice almak suretiyle üstünün eşyasını çalmak suçunu işlediği kabul olunarak eylemine uyan ASCK'nın 132, TCK'nın 62/1 ve 50nci maddeleri gereğince neticeten üç bin TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCKnın 52/4üncü maddesi gereğince adli para cezasının yirmi dört eşit aylık taksitler halinde hükümlüden tahsiline ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine, infaz takip dosyasına göre hükümlünün ödemiş olduğu 2125 TLsının cezasından mahsubuna karar verilmiştir.
Bu hüküm, hükümlü tarafından, suçu işlemediği, lehine olan hususların dikkate alınarak hakkaniyetli bir karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, hükümlüye usulüne uygun yapılmış geçerli bir tebligat bulunmadığından, mülga
Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 13.06.2006 tarihli ve 2006/583-501 E.K. sayılı mahkûmiyet hükmünün kesinleşmediği, bu nedenle, mülga
Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 14.03.2008 tarihli ve 2008/256 Ev., 2008/A-12 (215) K. sayılı duruşmasız işlere dair kararıyla,
Komutanlığı Askeri Mahkemesince, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle verilen 25.11.2015 tarihli ve 2013/923 E., 2015/578 K. sayılı mahkûmiyet hükmünün yok hükmünde sayılması, mülga
Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 13.06.2006 tarihli ve 2006/583-501 E.K. sayılı mahkûmiyet hükmünün görev yönünden bozulması görüşü bildirilmiştir.
Tebligat yönünden yapılan incelemede;
Kural olarak temyizde inceleme sırasının tebligat, görev, usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama olduğu dikkate alındığında, inceleme esasları kapsamında, öncelikle, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle verilen hükmün temelini oluşturan ilk mahkûmiyet hükmünün usulüne uygun biçimde kesinleşip kesinleşmediği incelenmiştir.
Mülga
Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 13.06.2006 tarihli ve 2006/583-501 E.K. sayılı hükmü, hükümlünün yokluğunda verilmiş, kararda, kanun yol ve süresi İş bu karar sanığın yokluğunda iddia makamında
tutanakta
hazır oldukları halde alenen okunup, açıklandı. Sanığa bu kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi günlük yasal süre içerisinde temyiz etme hakkı olduğu bildirildi şeklinde açıklanmış, gerekçeli karar, 07.07.2006 tarihinde, aynı çatı altında ikamet eden annesine tebliğ edilmiş, 15.07.2006 tarihinde de hüküm kesinleştirilmiştir.
Kararda, sadece, kanun yoluna başvurma süresinin tebliğ tarihinden itibaren yedi gün olduğu belirtilmiştir. Ancak, gerek karar da, gerekse yapılan tebliğ işlemi sırasında ilgilisine verilen tebliğ mazbatası suretinde, hükümlünün, kanun yoluna ne şekilde başvuruda bulunabileceğine dair herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Anayasamızın 40/2, 5271 sayılı CMKnın 34/2 ve 353 sayılı Kanunun 197nci maddeleri dikkate alındığında, tebliğde, sadece başvuru süresinin bildirilip, başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve şekillerinin açıklanmaması tebliği geçersiz kılmaktadır. Bu nedenle, kanun yolu, mercii ve şekilleri hususunda hiç bilgilendirilmeyen hükümlünün, kanun yoluna başvurma hakkını tam olarak kullanabilmesi beklenemeyeceğinden, Askeri Mahkemece yapılan kesinleştirme işleminin hatalı olduğu, dolayısıyla henüz kesinleşmeyen mahkûmiyet hükmü esas alınarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet hükmü verilmesi hukuken mümkün olmadığından, mülga
Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 14.03.2008 tarihli ve 2008/256 Ev., 2008/A-12 (215) K. sayılı duruşmasız işlere dair kararıyla verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile
Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 25.11.2015 tarihli ve 2013/923 E., 2015/578 K. sayılı açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle verilen mahkûmiyet hükmü ayrı ayrı yok hükmünde sayılmış ve hükümlünün temyizinin Mülga
Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 13.06.2006 tarihli ve 2006/583-501 E.K. sayılı mahkûmiyet hükmüne yönelik ve süresinde yapılmış temyiz başvurusu olarak kabul edilmiş, ilk hükmün temyiz incelemesine geçilmiştir.
Görev yönünden yapılan incelemede;
Görev konusu; kamu düzenine ilişkin olduğundan ve yargılamanın her aşamasında resen göz önünde bulundurulması gerektiğinden, tebliğnamedeki görüşte dikkate alınarak görev hususu öncelikle incelenmiştir.
Suç tarihinde askeri yargıya tabi suç işleyen sanığın, askeri mahkemede yargılanmasına dair ilginin kesilmesinde özel Kanun olan 353 sayılı Kanunun 17nci maddesinin dikkate alınmasının zorunlu olduğu, suç tarihinde yargılama hukuku bakımından asker kişi olan sanığın işlediği kabul olunan suçun askeri suç olması karşısında, yargılama hukuku bakımından kendisi gibi terhis olan veya emekliye ayrılan yahut herhangi bir şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ilişiği kesilen veyahut sonradan askerliğe elverişsiz olduğu anlaşılan kimselerden bir farkının bulunmadığı, 353 sayılı Kanunun 17nci maddesi hükmü gereğince yargılamasının Askeri Mahkemede sonlandırılmasının gerektiği, bu nedenle askeri mahkemenin görevli olduğu sonucuna varılmış, tebliğnamedeki aksi görüşe iştirak edilmemiştir.
Üyeler
ve
; 2803 sayılı Kanunda 25.07.2016 tarihli ve 668 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler sonucunda, jandarma personelinin sadece askeri görev verildiği takdirde askeri mahkemelerde yargılanabileceği, sanığın er rütbesinde jandarma personeli olduğu, kamu davasına konu edilen eyleminin, jandarma personeline kanunlarla tevdi edilmiş askeri bir görevden kaynaklanmadığı, bu nedenle 2803 sayılı Kanunun 15inci maddesinin (d) bendine göre yargılama yapmaya askeri mahkemenin görevli olmadığı, 31.07.2016 tarihli ve 669 sayılı KHKnın 111nci maddesi ile 2803 sayılı Kanuna ilave edilen Geçici 5inci madde;
Komutanlığının er ve erbaş ile askerlik yükümlüsü ihtiyacı, 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu hükümleri çerçevesinde Milli Savunma Bakanlığı tarafından üç yıl süreyle karşılanır
Bu suretle
Komutanlığı emrine verilen er ve erbaşlar ile askerlik yükümlüleri hakkında, diğer er ve erbaşlar ile askerlik yükümlülerinin tabi olduğu hükümler uygulanır
hükmünü içermekle birlikte, daha sonra 06.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 681 sayılı KHK ile 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda yapılan değişiklikler ile
Komutanlığı emrinde görevli erbaş ve erler Kanun kapsamından çıkartılmış olup, bu kişiler artık asker kişi sıfatı da taşımadıklarından, sanık hakkında yargılama yapma görevinin adliye mahkemesine ait olduğu ve mahkûmiyet hükümlerinin görev yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle, çoğunluğun kararına katılmamışlardır.
Esas yönünden yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece, sanığın, 03.02.2006 tarihinde, üstü durumunda bulunan J.Onb.B. D.ın cep telefonunu onun rızası dışında bulunduğu yerden gizlice almak suretiyle üstünün eşyasını çalmak suçunu işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine dair hüküm kurulmuş ise de;
İddianamede suç tarihinin 03.02.2006 olarak belirtilmesi ve Askeri Mahkemece de suçun bu tarihte işlendiğinin kabul edilmesi karşısında, öncelikle, bir dava şartı olan zamanaşımı yönünden inceleme yapılması gerekmektedir.
Sanığa isnat edilen üstünün eşyasını çalmak suçunun düzenlendiği ASCKnın 132nci maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı gözetildiğinde, 5237 sayılı TCKnın 66/1-e maddesine göre, suçun işlendiği tarihten itibaren sekiz yıl geçmesiyle kamu davası zamanaşımına uğramaktadır. Yine, TCKnın 67inci maddesine göre, dava zamanaşımı; mahkûmiyet hükmü, şüpheli veya sanığın sorgusu, tutuklama kararı, iddianame düzenlenmesi ve mahkûmiyet kararı hallerinde kesilmektedir. Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlamakta ve kesilme halinde dava zamanaşımı süresi en fazla yarısına kadar uzamaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, müsnet suç bakımından dava zamanaşımı süresinin suç tarihi olan 03.02.2006 tarihinden itibaren işlemeye başladığı, bu tarihten sonra dava zamanaşımını kesen işlemlerin, 10.03.2006 tarihinde iddianame düzenlenmesi, 18.04.2006 tarihinde sanığın sorgusunun yapılması ve 13.06.2006 tarihinde mahkûmiyet hükmü kurulması olduğu, görülmektedir. Mahkûmiyet hükmünün 13.06.2006 tarihinde verilmesinden sonra yeniden işlemeye başlayan sekiz yıllık dava zamanaşımı süresinin 13.06.2014 tarihinde dolduğu, anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dava zamanaşımı süresinin temyiz incelemesinden önce, 13.06.2014 tarihinde dolmuş olması nedeniyle, mahkûmiyet hükmünün bozulmasına, bozma sebebinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmemesi nedeniyle sanık hakkında açılmış bulunan kamu davasının 5271 sayılı CMKnın 223/8 ve 353 sayılı Kanunun 220/2-C maddeleri gereğince düşmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy