(1632 S. K. m. 66) (2803 S. K. m. 15) (353 S. K. m. 9, 17)
1) Göreve Yönelik Yapılan İncelemede;
Her ne kadar tebliğnamede; 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununda 25.07.2016 tarihli ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile yapılan değişiklikler sonucunda, jandarma personelinin sadece askeri görev verildiği takdirde askeri mahkemelerde yargılanabileceği, sanığın er rütbesinde jandarma personeli olduğu, kamu davasına konu edilen eyleminin, jandarma personeline kanunlarla tevdi edilmiş askeri bir görevden kaynaklanmadığı, bu nedenle 2803 sayılı Kanunun 15inci maddesinin (d) bendine göre, yargılama yapmaya askeri mahkemelerin görevli olmadığı belirtilerek, mahkûmiyet hükmünün görev yönünden bozulmasına dair görüş bildirilmiş ise de;
668 sayılı KHK ile 2803 sayılı Kanunda askeri mahkemelerin görevini de ilgilendirecek nitelikte değişiklikler yapılmış olmakla birlikte, daha sonra yürürlüğe giren 31.07.2016 tarihli ve 669 sayılı KHKnın 111nci maddesi ile 2803 sayılı Kanuna ilave edilen Geçici 5inci maddesi,
Komutanlığının er ve erbaş ile askerlik yükümlüsü ihtiyacı, 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu hükümleri çerçevesinde Milli Savunma Bakanlığı tarafından üç yıl süreyle karşılanır. Ancak İçişleri Bakanlığının göstereceği lüzum üzerine ve Bakanlar Kurulu kararıyla; bu süre uzatılabilir. Bu suretle
Komutanlığı emrine verilen er ve erbaşlar ile askerlik yükümlüleri hakkında, diğer er ve erbaşlar ile askerlik yükümlülerinin tabi olduğu hükümler uygulanır
hükmünü içermektedir.
Buna göre,
Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta olan erbaş ve erlerin, askeri mahkemelerin genel görevini düzenleyen 353 sayılı Kanunun 9uncu maddesi kapsamına giren tüm suçlar açısından askeri mahkemelerde yargılanmalarına devam edilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Üye
; suç tarihinde askeri yargıya tabi bir suç işleyen sanığın, askeri mahkemede yargılanmasına dair ilginin kesilmesinde özel Kanun olan 353 sayılı Kanunun 17nci maddesinin dikkate alınmasının zorunlu olduğu, suç tarihlerinde yargılama hukuku bakımından asker kişi olan sanığın işlediği kabul olunan suçların askeri suç olması karşısında, sonradan çıkarılan mevzuatla yargılama hukuku bakımından bu suçlar yönünden askeri mahkemede yargılanamayacak olmasının, ancak 668 sayılı KHKnın yürürlüğe girmesinden sonra işlenen suçlar yönünden geçerli olacağı, sanığın, yargılama hukuku bakımından terhis veya emekli olan, yahut herhangi bir şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ilişiği kesilen veyahut sonradan askerliğe elverişsiz olduğu anlaşılan kimselerden bir farkının bulunmadığı, 353 sayılı Kanunun 17nci maddesi hükmünün, 2803 sayılı Kanunun 668 sayılı KHK ile değişik 15inci maddesinin yürürlüğe girmesinden önce işlenen suçlara uygulanacak olması nedeniyle, 15inci madde hükmüne de aykırılık teşkil etmediği, 2803 sayılı Kanuna aynı KHKnın 19uncu maddesiyle eklenen Ek 7nci madde hükmünün de somut olayda uygulanamayacağı, bu nedenlerle askeri mahkemenin görevli olduğu görüşüyle çoğunluğun kararına ayrışık gerekçe ile katılmıştır.
Üyeler
; 2803 sayılı Kanunda 25.07.2016 tarihli ve 668 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler sonucunda, jandarma personelinin sadece askeri görev verildiği takdirde askeri mahkemelerde yargılanabileceği, sanığın er rütbesinde jandarma personeli olduğu, kamu davasına konu edilen eyleminin, jandarma personeline kanunlarla tevdi edilmiş askeri bir görevden kaynaklanmadığı, bu nedenle 2803 sayılı Kanunun 15inci maddesinin (d) bendine göre yargılama yapmaya askeri mahkemenin görevli olmadığı, 31.07.2016 tarihli ve 669 sayılı KHKnın 111nci maddesi ile 2803 sayılı Kanuna ilave edilen Geçici 5inci maddesi,
Komutanlığının er ve erbaş ile askerlik yükümlüsü ihtiyacı, 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu hükümleri çerçevesinde Milli Savunma Bakanlığı tarafından üç yıl süreyle karşılanır
Bu suretle
Komutanlığı emrine verilen er ve erbaşlar ile askerlik yükümlüleri hakkında, diğer er ve erbaşlar ile askerlik yükümlülerinin tabi olduğu hükümler uygulanır
hükmünü içermekle birlikte, daha sonra 06.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 681 sayılı KHK ile 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda yapılan değişiklikler ile
Komutanlığı emrinde görevli erbaş ve erler Kanun kapsamından çıkartılmış olup, bu kişiler artık asker kişi sıfatı da taşımadıklarından, sanık hakkında yargılama yapma görevinin adliye mahkemesine ait olduğu ve mahkûmiyet hükmünün görev yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle, çoğunluğun kararına katılmamışlardır.
2) Esasa Yönelik Yapılan İncelemede;
Sanığın, daha önce aldıkları karar birliği doğrultusunda, asker arkadaşları Ç.A. ve U.K. ile birlikte 29.06.2008 tarihinde gece yarısı birlik çevre tel örgülerinden atlamak suretiyle firar ettiği, 19.09.2008 tarihinde
'de polis ekiplerince yakalandığı, hakkında
Asker Hastanesince düzenlenen 15.10.2008 tarihli ve 1178 sayılı TSK Sağlık Kurulu Raporunda askerliğe elverişsizlik hâlinin 16.7.2008 tarihinden itibaren başladığının belirtilmesi karşısında, 29.06.2008-16.07.2008 tarihleri arasında sözleşerek firar suçunu işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Kovuşturma aşamasında psikiyatri uzmanı bilirkişinin mütalaasına itibar edilerek sanığın adli gözlem altına alındığı, müşahade sonrası TSK Sağlık Komutanlığınca belirlenen eksik hususların giderilmesi sonrasında yeniden düzenlenen
Asker Hastanesinin 15.10.2008 tarihli ve 1178 sayılı sağlık kurulu raporuyla 1) Antisosyal kişilik örüntüsü (Eski TSK SYY göre) 2) Antisosyal kişilik bozukluğu (Yürürlükteki TSK SYY göre)" tanısı ile "A/17 F-1 16.07.2008 tarihinden itibaren askerliğe elverişlidir. (Eski TSK SYY göre) 17/D F-1 16.07.2008 tarihinden itibaren askerliğe elverişli değildir (Yürürlükteki TSK SYY göre) sonucuna varıldığı görülmekte ise de; gerek bilirkişi mütalaasında gerekse düzenlenen raporda sanığın cezai ehliyeti ile ilgili bir değerlendirmede bulunulmadığı ve Sağlık Kurulu raporuna istinaden düzenlenmiş olması gereken adli raporun dosyaya ithal edilmemiş olduğu görülmektedir.
Bu kapsamda; sorgu ve savunmalarında uyuşturucu madde kullandığını beyan eden ve dosyada mevcut bilgi-belgelerden uyuşturucu madde kullanma öyküsü ile sabıka kaydında hırsızlık ve gasp suçlarından dolayı mahkûmiyet hükümleri bulunduğu anlaşılan sanığın sivil suçlarına ilişkin gerekçeli hükümler ile varsa infaz evrakları ile bahse konu Sağlık Kurulu raporuna istinaden düzenlenmiş olması gereken adli raporun dava dosyasına getirtilip, dosya sureti eklenerek, sanığın, suç tarihleri olan 29.06.2008-16.07.2008 tarihleri itibariyle cezai ehliyetinin tam olup olmadığının değerlendirildiği bir ek sağlık kurulu raporu düzenlenmesi sonrasında hukuki durumunun ortaya konulabilmesi, için mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy