(5271 S. K. m. 223)
Askeri Mahkemece; sanığın, 06.01.2015 tarihinde üstü tehdit suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, eylemin işlendiğine ilişkin olarak şüpheden uzak yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bahisle CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiş; bu hüküm, Askeri Savcı tarafından, esasa yönelik sebepler ileri sürülerek sanık aleyhine temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede:
Askeri Mahkemece; sanığın; 06.01.2015 tarihinde, mağdur Mu.Alb. M.A. ile telefonda konuşurken, mağdura hitaben “davayı kazanmışsın, senin rütbelerini alacağım, ailene zarar vereceğim” demek suretiyle üstü tehdit suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında, mağduru tehdit ettiğine dair şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bahisle, beraatına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Sanık konuyla ilgili savunmalarında; daha önce tabur komutanı olan mağdurun aldığı istirahatlar nedeniyle üzerine çok fazla geldiğini, "Seninle hesaplaşacağız, görüşeceğiz." şeklinde sözler söylediğini, bundan sonra kendisine düşük sicil vermesi nedeniyle astsubaylık sınavlarına yaptığı başvurunun reddedildiğini, bu nedenle kızgın olduğu mağduru telefonla aradığını kabul etmekle birlikte; kesinlikle tehdit ya da hakaret etmediğini, iddia edilen sözleri söylemediğini zaten aralarında da herhangi bir dava da bulunmadığını "benim hayatımla oynadın hayatımı mahvettin Allah seni bildiği gibi yapsın hakkımı helal etmiyorum" dediğini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Mağdur Mu.Alb. M.A. olaydan bir gün sonra …Cumhuriyet Savcılığına verdiği ifadesinde; "Hayırlı olsun davayı kazanmışsın, şerefsiz, senin rütbelerini alacağım. Seni emekli edeceğim. Senin sülaleni sinkaf edeceğim. Hayatını bitireceğim şeklinde sözlerle tehdit ve hakaretlerde bulunmuştur...telefonun hoparlörü açık değildi ancak şahsın bir kısım hakaretlerini yanımda bulunan eşim S.A. duymuştur."; Olaydan yaklaşık beş ay sonra Askeri Savcılığa vermiş olduğu ifadesinde, "Hayırlı olsun davayı kazanmışsın, şerefsiz, senin rütbelerini alacağım. Seni emekli edeceğim. Senin sülaleni sinkaf edeceğim. Hayatını bitireceğim sözlerini sarf etti... Eşim yanımdaydı. Oğlum kulaklık takmıştı. Eşim konuşulanların ilk bölümünü duydu. Kapattıktan sonra işittiklerimi ona söylemeden sorduğumda 'Seninle uğraşacağım. Ailenle uğraşacağım.' sözlerini duyduğunu ifade etti. Küfürlü sözleri tekrarlamadım, duyduğum diğer cümleleri eşime aktardım."; Askeri Mahkemede verdiği ifadesinde ise "Hayırlı olsun davayı kazanmışsın şerefsiz, senin rütbeni alacağım, hayatını bitireceğim ailene kötü şeyler yapacağım” şeklinde sözler sarf etti. O sırada bu kelimeleri yanımda bulunan eşim ve oğlum duymuş." şeklinde;
Mağdurun eşi tanık S.A. Askeri Savcılık ifadesinde; "Davayı kazanmışsın senin rütbelerini alacağım. Ailene zarar vereceğim, deyip telefonu kapattığını duydum...ben konuşulanları aynen duydum. Küfür işitmedim...oğlum davayı kazanmışsın sözünü duymuş Orada Murat ayrıca kendi işittikleri tekrarlamadı...Bana telefondaki sesin küfür ettiğinden bahsetmedi."; Askeri Mahkemede vermiş olduğu ifadesinde " Davayı kazanmışsın senin rütbelerini alacağım. Ailene zarar vereceğim, şeklinde ifadeler geçti." şeklinde;
Mağdurun oğlu tanık B.A. ise Askeri Mahkemede vermiş olduğu ifadesinde; "babam telefonu açtığında sadece 'Davayı kazanmışsın' şeklinde söz sarf edildiğini duydum. Başkaca bir şey duymadım.” şeklinde beyanlarda bulundukları anlaşılmaktadır.
İddianamede, sanığın mağdura yönelik olarak "Davayı kazanmışsın, senin rütbelerini alacağım, ailene zarar vereceğim." şeklinde sözler sarfettiği, burada sanığın, mağdurun ailesine yönelik zarar vereceğine ilişkin tehdit içeren sözlerin üstü tehdit suçunu oluşturduğu iddia edilmekte ise de; mağdurun olaydan hemen bir gün sonra yazdığı şikayet dilekçesi ile savcılıkta verdiği ifadede ve beş ay sonra Askeri Savcılıkta verdiği ifadede istikrarlı bir şekilde sanığın kendisine yönelik olarak "Hayırlı olsun davayı kazanmışsın, şerefsiz, senin rütbelerini alacağım. Seni emekli edeceğim. Senin sülaleni sinkaf edeceğim. Hayatını bitireceğim" şeklinde sözler söylediğini beyan etmesine karşın ailesine zarar verileceğine ilişkin bir sözden bahsetmemiş olması, bu yöndeki ilk beyanın mağdurun eşinin savcılık ifadesinde ortaya çıktığı, mağdurun da bu ifadeden sonra askeri mahkemede ilk kez ailesine kötü şeyler yapılacağına dair bir sözün söylendiğinden bahsettiği görülmektedir.
Bu haliyle sanığın, mağdurun ailesine zarar vereceğine ilişkin tehdit içerikli sözlerin söylendiğine ilişkin olarak yalnızca konuşmanın ilk bölümünü duyduğu ve daha sonra konuşmaların mağdur tarafından kendisine aktarıldığı anlaşılan mağdurun eşinin beyanlarının bulunması, telefonda konuşmayı yapan mağdurun dahi olaydan hemen sonra böyle bir söz söylendiğinden bahsetmemesi, olayın başından itibaren mağduru telefonla aradığını kabul etmekle birlikte iddia edilen sözleri kesinlikle söylemediğini ileri süren sanığın beyanları, yine olay esnasında mağdurun oğlunun da tehdit içeren sözler duymadığına ilişkin beyanları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı suç teşkil eden sözleri söylediği hususunun kesin olarak ortaya konulamadığı, en azından şüpheli kaldığı kabul edilerek "şüpheden sanık yararlanır" ceza hukuku genel ilkesi gereğince verildiği anlaşılan beraat kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak, aksi yöndeki temyiz sebeplerinin reddiyle, beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy