(5271 S. K. m. 223, 231)
Yapılan incelemede;
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 06.10.2016 tarihli ve 2016/61-64 E.K. sayılı kararında da açıklandığı üzere;
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223’üncü maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile Devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.
CMK’nın 231’inci maddesinde sayılan objektif ve sübjektif koşulların da bulunması halinde, önceki hükmün kesinleşmiş olması hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine engel oluşturmayacak, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlememesi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranması halinde, hakkında tesis edilen hüküm kaldırılarak davanın düşmesine karar verilecek, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde hakkındaki mahkûmiyet hükmü açıklanacak, yükümlülüklerin yerine getirilememesi durumunda ise, kısmen infaza karar verilebileceği gibi koşulları bulunmakta ise hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi suretiyle yeni bir mahkûmiyet hükmü de tesis edilebilecektir.
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması, esas itibarıyla bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur, ilk karar teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan, bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmüdür. İkinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır.
5271 sayılı CMK’nın 231/5’inci fıkrasının; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder”, 11’inci fıkrasının; “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar”, 10’uncu fıkrasının; “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir”, 8’inci fıkrasının; “Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur”, 10’uncu fıkrasının “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.”, 12’nci fıkrasının “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir” şeklindeki düzenlemelerde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının CMK’nın 223’üncü maddesinde öngörülen hüküm niteliğindeki kararlardan olmadığını da göstermektedir.
Ayrıca, CMK’nın 231/10’uncu maddesinde belirtilen “Denetim süresi içinde yeni bir suç işlenmesi” ibaresinden sanık hakkında denetim süresi içinde işlediği bir suçtan dolayı mahkûmiyet kararı verilmesi ve kesinleşmiş olmasının anlaşılması gerektiği de açıktır.
Bu açıklamaların ışığı altında somut olay incelendiğinde;
11.01.2016 tarihli adli sicil kaydına göre, 29.10.2012 tarihinde işlemiş olduğu bir suç nedeniyle sanık hakkında … Sulh Ceza Mahkemesinin 24.10.2013 tarihli ve 2013/206-1123 E.K. sayılı kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinin görülmesi üzerine, Askeri Mahkemece, 13.04.2016 tarihli ve 2016/43-122 E.K. sayılı hükümle, sanığın beş yıllık deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemediği kabul olunarak, CMK'nın 223/8 ve 231/10 maddeleri gereğince, kamu davasının düşmesi kararı verilmişse de;
Askeri Mahkemece, öncelikle, adli sicil kaydında gözüken hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının getirtilmesi, bu karara konu edilen suçun kasıtlı bir suç olup olmadığının, kasıtlı bir suç ise denetim süresi içerisinde açıklanıp açıklanmadığının ve açıklanmışsa kesinleşip kesinleşmediğinin ortaya konulması, ayrıca, salt adli sicil kaydıyla yetinilmeyerek, sanık hakkında adli ya da askeri yargıda soruşturma yapılmakta olup olmadığının Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden ve birlik kayıtlarından araştırılması, denetim süresi içinde başlayıp da hâlen yürütülmekte olan bir soruşturma var ise, bunun sonucunun da beklenerek mahkûmiyet hükmünün verilmesi ve bu hükmün denetim süresi içerisinde yani 20.06.2014 tarihinden önce kesinleşmesi hâlinde hükmün açıklanması, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararları verilmesi halinde de bu kararların kesinleşmesinden sonra düşme hükmünün verilmesi gerekmektedir. Askeri Mahkemece, gerekli araştırma yapılmadan, düşme hükmü verilmesi hukuka aykırı olduğundan, Askeri Savcının temyizine atfen ve resen, sanık hakkında verilen düşme hükmünün, noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy