(1632 S. K. m. 3, 87) (5237 S. K. m. 53) (2803 S. K. m. 3, 13, 15, Ek m. 7) (353 S. K. m. 10) (668 S. KHK m. 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 15)
Askeri Mahkemece yapılan yargılama sonucu; sanığın 04.10.2015 tarihinde misafirhane bölgesinde nöbetçi olarak görevli olduğu saatler arasında görev yerine hiç gitmemek suretiyle hizmete ilişkin emri hiç yapmadığı, böylece emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediğinden bahisle eylemine uyan ASCK’nın 87/1 (birinci cümlesi) ve TCK’nın 53’üncü maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı; sanığa yüklenen fiilin Kanunda suç olarak tanımlanmadığı belirtilerek beraatine karar verilmiş ise;
Görev konusu, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında öncelikle ve resen dikkate alınması gerektiğinden, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nda, 25.07.2016 tarihli ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişiklikler de dikkate alınarak, öncelikle görev yönünden inceleme yapılması gerekmektedir.
Jandarma personeliyle ilgili mevzuata bakıldığında;
2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun 3’üncü maddesi; “Türkiye Cumhuriyeti Jandarması emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan ve diğer kanun ve nizamların verdiği görevleri yerine getiren silahlı, askeri bir güvenlik ve kolluk kuvvetidir.” şeklinde iken;
668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5’inci maddesiyle; “Türkiye Cumhuriyeti Jandarması, emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan ve diğer kanunların verdiği görevleri yerine getiren silahlı genel kolluk kuvvetidir.” şeklinde;
“Bağlılık” başlıklı 4’üncü maddesi; “Jandarma Genel Komutanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir parçası olup, Silahlı Kuvvetlerle ilgili görevleri, eğitim ve öğrenim bakımından Genelkurmay Başkanlığına, emniyet ve asayiş işleriyle diğer görev ve hizmetlerin ifası yönünden İçişleri Bakanlığına bağlıdır. Ancak Jandarma Genel Komutanı, Bakana karşı sorumludur.” şeklinde iken;
668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 6’ncı maddesiyle; “Jandarma Genel Komutanlığı İçişleri Bakanlığına bağlıdır.” şeklinde;
“Jandarmanın genel olarak görevleri” başlıklı 7’nci maddesinin “Askeri Görevleri” başlıklı (c) bendi; “Askeri kanun ve nizamların gereği görevlerle Genelkurmay Başkanlığınca verilen görevleri yapmak.” şeklinde iken;
668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 9’uncu maddesiyle; “Kanunlarla verilen askeri hizmetleri yerine getirmek.” şeklinde;
"Jandarmanın sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hâlindeki görevleri” başlıklı 8’inci maddesi; “Jandarma birlikleri; Genelkurmay Başkanlığınca lüzum görülen hallerle sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hallerinde gerekli olan bölümü ile Kuvvet Komutanlıkları emrine girer, kalan bölümü ile Jandarma Genel Komutanlığı emrinde normal görevlerine devam eder.” şeklinde iken;
668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 10’uncu maddesiyle;
“Jandarma birlikleri; sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hâllerinde, Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenecek bölümleriyle Kuvvet Komutanlıkları emrine girer, kalan bölümüyle normal görevlerine devam eder.
Ayrıca, Jandarma birlikleri; Genelkurmay Başkanlığının talebi üzerine İçişleri Bakanının, illerde ise garnizon komutanının talep etmesi halinde valinin onayıyla kendilerine verilen askeri görevleri de yaparlar.” şeklinde değiştirilmek suretiyle;
Jandarma personelinin genel tanımı, idari bağlılığı ve görevleri yeniden düzenlenmiştir.
2803 sayılı Kanun’un 13'üncü maddesi;
“Jandarma Genel Komutanlığı personeli; subay, astsubay, uzman jandarma, askeri öğrenci, erbaş ve erler ile sivil memur ve işçilerden oluşur.
Jandarma subay ve astsubaylarının kaynak ve yetiştirilmeleri ile terfi, izin, sicil ve ödül işlemleri 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu esaslarına göre yürütülür. Jandarma subay ve astsubayları duyulan ihtiyaca göre Genelkurmay Başkanlığının onayı alınmak kaydıyla sınıflara ayrılır.
Jandarma Genel Komutanlığının kendi kaynaklarından karşılanamayan subay ve astsubay ihtiyacı kendi kuvvetleriyle ilişkileri saklı kalmak şartıyla Jandarma Genel Komutanlığının talebi, Genelkurmay Başkanlığının onayı ile Kuvvet Komutanlıklarından sağlanabilir.
Uzman Jandarma personelinin meslekten ayrılma, yükselme, izin, sicil ve ödül işlemlerinde 635 sayılı Uzman Jandarma Kanunu hükümleri uygulanır…” hükmünü içermekte iken;
668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 13’üncü maddesiyle; “Jandarma Hizmetleri Sınıfı personelinin her türlü özlük işlerinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, 14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uygulanır. Ancak, nasıp ve terfi, aylık ve diğer mali ve sosyal haklar bakımından statü ve rütbelerine göre 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 28/05/1988 tarihli ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu ile 18/03/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununa tabi personel hakkındaki hükümler uygulanır… Nasıp ve terfi yetkilerinin kullanılmasıyla ilgili olan; 926 sayılı Kanun ve diğer kanunlarla, İçişleri Bakanlığı dışında, başka mercilere verilmiş inha, seçim, görüş alma ve benzeri yetkilere dair hükümler Jandarma Genel Komutanlığı personeli bakımından uygulanmaz…” şeklinde değiştirilmiştir.
353 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinde, “Muvazzaf askerler; subaylar, astsubaylar, askeri öğrenciler, uzman jandarmalar, uzman erbaşlar, erbaş ve erler”, asker kişiler arasında sayılmıştır.
ASCK’nın 3’üncü maddesinde de, askeri şahıslar; “Mareşalden asteğmene kadar subaylar, astsubaylar, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel, uzman jandarma ve uzman erbaşlar, erbaş ve erler ile askeri öğrenciler” olarak belirtilmiştir. Bu nedenle, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan değişiklikler, jandarma personelinin askeri şahıs olma vasfını ortadan kaldırmamıştır.
Ancak, 2803 sayılı Kanun’un “Disiplin ve soruşturma usulleri” başlıklı 15’inci maddesi;
“Jandarma personeli hakkında disiplin ve soruşturma işlemleri aşağıdaki usullere göre yapılır.
a) Subay, astsubay, uzman jandarma, askeri öğrenci, erbaş ve erlerle sivil memurların disiplin yolu ile cezalandırılmaları; Garnizon komutanlarının yetkileri saklı kalmak kaydıyla kendi yetkili disiplin amirlerince, işçilerle sözleşmeli ve geçici personelin cezalandırılmaları ise yürürlükte olan sözleşme hükümlerine göre yapılır.
(Ek fıkra: 20/08/1993-KHK-507/2 md.) Jandarmanın mülki görevlerini ilgilendiren ve disiplin cezasını gerektiren fiilleri ortaya çıktığında valiler, il jandarma alay komutanından; kaymakamlar, ilçe jandarma bölük komutanından gereken cezanın verilmesini talep ederler. Alay ve bölük komutanları bunlar hakkında, askeri mevzuat çerçevesinde gerekli işlemi yaparlar.
b) Jandarma personelinin işledikleri disiplin suçları için 477 sayılı ‘Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanun’ hükümleri uygulanır.
c) Jandarma personelinin askeri yargıya tabi suçlarında, 353 sayılı ‘Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’na göre işlem yapılarak haklarında 1632 sayılı ‘Askeri Ceza Kanunu’ ile 765 sayılı ‘Türk Ceza Kanunu’ hükümleri tatbik olunur.
d) Jandarma personelinin mülki hizmetten doğan veya bu tür hizmeti yaparken işlenen suçlarında; 15/05/1930 gün ve 1609 sayılı ‘Bazı Cürümlerden Dolayı Memurlar ve Şerikleri Hakkında Takip ve Muhakeme Usulüne Dair Kanun’ hükümleri saklı kalmak şartıyla 04/02/1913 tarihli ‘Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat’ hükümlerine göre işlem yapılır.
e) Adli hizmetlerden doğan suçlarda; ilçe ve merkez ilçe jandarma bölük komutanları ile bu hizmetleri vekâleten yürütenler hakkında 1412 sayılı ‘Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 154/4 üncü maddesi gereğince 24/02/1983 gün ve 2802 sayılı ‘Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 82 ve müteakip maddelerinde gösterilen hakim ve savcıların tabi oldukları muhakeme usulü uygulanır.
f) Jandarma personelinin kişisel suçlarında genel hükümlere göre işlem yapılır.” şeklinde iken;
668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 15’inci maddesiyle;
“Jandarma personeli hakkında disiplin ve soruşturma işlemleri aşağıdaki usullere göre yapılır.
a) Disiplin işleri özel kanun hükümlerine göre yürütülür.
b) Jandarma personelinin mülki görevlerinden doğan suçlarında; özel kanunların hükümleri saklı kalmak şartıyla 02/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.
c) Adli görevlerinden doğan suçlarda; 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 161’inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanır.
d) Jandarma personeline askeri görev verildiği takdirde bu görevlerden doğan suçlarda 25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu hükümleri uygulanır. Bu suçların muhakemesi, Jandarma personelinin emrine verildiği askeri birlik personelini muhakeme etmekle görevli ve yetkili olan askeri mahkemede görülür.
e) Jandarma personelinin kişisel suçlarında genel hükümlere göre işlem yapılır.” şeklinde değiştirilmiştir.
Öte yandan, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 19’uncu maddesiyle, 2803 sayılı Kanun’a “Uygulanacak hükümler” başlıklı Ek 7’nci madde eklenmiş olup, bu maddenin birinci fıkrası, “Diğer kanunlarda bu Kanuna aykırı hükümler bulunması hâlinde bu Kanun hükümleri uygulanır.” hükmünü amirdir.
Bu değişiklikle, jandarma personelinin yargılamasının nasıl olacağı yeniden düzenlenmiş, askeri yargıya yönelik yargılama alanı daraltılarak, sadece, askeri görev verildiği takdirde ve bu görevlerden doğan suçlardan dolayı yargılamaların askeri mahkemede yapılacağı öngörülmüştür. Böylece jandarma personelinin, askeri görev verilmesi hali dışında işlediği tüm suçlar yönünden askeri mahkemelerde yargılanmalarına son verilmiştir.
353 sayılı Kanun’un 17’nci maddesi; “Askeri mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun; askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer.” hükmünü içermekte ise de;
Gerek 2803 sayılı Kanun’un 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 15’inci maddesi ve gerekse aynı Kanun Hükmünde Kararname’nin 19’uncu maddesi ile eklenen Ek 7’nci maddesi birlikte dikkate alındığında, jandarma personeli yönünden 353 sayılı Kanun’un 17’nci maddesinin uygulama olanağının ortadan kalktığı, geçmişe yönelik suçlar da dahil olmak üzere, usule ve göreve ilişkin bu yeni hükümlerin derhal uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu açıklamaların ışığı altında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı emre itaatsizlikte ısrar suçu askeri bir suç olmakla birlikte, suç tarihi itibariyle jandarma uzman onbaşı olarak görevli olan sanığa açıklanan kanun hükümlerine uygun olarak verilmiş bir askeri görev bulunmadığından ve bu görevden dolayı suç işlenmesi söz konusu olmadığından, askeri mahkemede yargılanmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle sanık hakkındaki beraat hükmünün görev yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy