(1632 S. K. m. 66) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 57, 58)
Yapılan incelemede;
Askeri Mahkemece; sanığın, 26.06.2015 tarihinde iki günü yol süresi olmak üzere toplam on altı gün kanuni izne gönderildiği, 12.07.2015 tarihine kadar Birliğine dönmesi gerekirken dönmediği, 21.07.2015 tarihinde döndüğü, böylece 12.07.2015-21.07.2015 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
İzin tecavüzü suçunun düzenlendiği ASCK’nın 66/1-b maddesinde; “Kıt’asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenler”in cezalandırılacağı hüküm altına alınmış olup, maddenin açık ifadesinden, kabul edilebilir bir özür nedeniyle birliğe zamanında katılma olanağının bulunmadığı hâllerde sanığın suç işleme kastıyla hareket ettiğinden söz edilemeyecektir.
Özür kavramı kanunda tanımlanmamış olup, Askeri Yargıtayın yerleşik kararlarında; TSK İç Hizmet Yönetmeliği’nin 57 ve 58’inci maddelerinde sayılan ve bunlara benzerlik arz eden durumlar yasal ve geçerli özür olarak kabul edilmektedir. Sanık tarafından özür olarak ileri sürülen hususların, askerlik hizmetine üstün tutulabilir nitelikte bulunup bulunmadığı, beklenen bir durum olup olmadığı, aniden ortaya çıkıp çıkmadığı, sanığın özür nedeniyle ne kadar süreyle birliğinden ayrı kaldığı, birliğine katılmakta geciktiği süre içinde özür oluşturan hâli gidermeye ve bir an önce birliğine katılmaya yönelik olarak ne gibi davranışlar sergilediği dikkate alınarak, her somut olayda sanığın suç işleme kastı ile hareket edip etmediğinin tartışılıp irdelenmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında; sanığın, Birliğinde alınan ifadesinde ve istinabe mahkemesindeki sorgu ve savunmasında, ailevi sorunlarından dolayı Birliğine dokuz gün geç teslim olmak zorunda kaldığını beyan etmesi ve temyiz dilekçesinde de, dedesinin çok rahatsız olduğunu, evde kendisinden başka erkek olmadığı için bakıma muhtaç dedesinin sağlık işleri ile uğraştığını ve dedesinin şu an yatalak hasta olduğunu ifade etmesi dikkate alınarak;
Öncelikle sanığın beyan ettiği hususların doğru olup olmadığının araştırılması, elde edilecek sonuca göre, izin aşımı süresinin kısalığı da göz önünde bulundurulmak suretiyle, suç kastıyla hareket edip etmediğinin ve atılı suçun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiğinden, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy