(1632 S. K. m. 121)
Yapılan incelemede;
Sanığın, Birlik komutanlığınca 02.08.2015 tarihinde 3 no’lu nöbet yerinde görevlendirildiği, nöbet sırasında nöbet yerine gelen personel tarafından gömleğinin önünün açık olduğunun görülerek bu durumun nöbet kontrol defterinin vukuat hanesine yazılması üzerine, sanığın nöbet defterinin vukuat hanesinin ilgili sayfasını yırtığı, böylece askerliğe ait vesikayı tahrip etmek suçunu işlediği kabul edilerek yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
ASCK’nın “Askerliğe ait vesika, evrak, harita ve şekilleri yakanlar” başlıklı 121’inci maddesinde düzenlenen atılı suçun maddi unsuru, “Tahrip etmek”, “Yakmak”, “Yok etmek veya ettirmek”tir. Sayılan seçimlik hareketlerden birinin yapılması ile suçun maddi unsuru gerçekleşmiş olacaktır. Suçun manevi unsurunu ise, fena niyetle hareket edilmesi, yani bilerek ve isteyerek maddede belirtilen nitelikteki defter ve belgeleri tahrip etmek, yakmak, yok etmek veya ettirmek iradesiyle hareket edilmesidir.
Sanık savunmalarında, tutanak tutulmasına sinirlenerek bir anlık sinirle nöbet defterinin köşesini yırttığını beyan etmiştir (Dz. 106, 98).
Askeri Savcılıkça emanet altına alınan nöbet kontrol defterinin duruşmaya getirtilerek yapılan incelenmesinde ise, "3 nolu nöbet yerine ilişkin kaydın yer aldığı önlü ve arkalı sayfanın alt tarafının yırtıldığı" şeklinde tespite yer verildiği (Dz. 109), bu tespitin, nöbet defterindeki yırtılmanın, belgeden yararlanılmasına, belgenin işe yaramaz veya işlevsiz kalmasına neden olup olmadığı hususunda tereddüt yarattığı görülmektedir.
Sanık suçunu ikrar etse dahi, öz vakanın soruşturulması, buna bağlı olarak sanık ikrarı ile yetinilmeyip, her türlü kuşkunun giderilmesini sağlayacak şekilde delillerin tespit edilmesi ve ortaya konulan delillere göre olayın değerlendirilmesi, nitelendirilmesi ve sanığın suç kastıyla hareket edip etmediğinin değerlendirilmesi gerektiğinden, öncelikle sanığın yırttığı iddia edilen sayfanın çekilmiş bir fotokopisinin veya fotoğrafının dava dosyasına konularak nöbet yeri kontrol defterinin tahrip edilip edilmediğinin şüpheden uzak bir şekilde belirlenmesi, yapılacak olan bu değerlendirme sonucuna göre, gerek görülmesi halinde olay günü sanıkla birlikte nöbet tutan başka personel var ise bu personel ile olay günü bahse konu nöbet defterinin vukuat hanesine kayıt düşen nöbetçi personelin kimlik bilgilerinin belirlenerek olayla ilgili beyanlarının tespit edilmesi gerekli görülmüştür.
Diğer taraftan, sanık hakkında, … Asker Hastanesinin 15.09.2015 tarihli Sağlık Kurulu Raporu ile “uyum bozuklukları” tanısıyla askerliğe elverişli olmadığına karar verildiği, anılan hastanenin 05.04.2016 tarihli Ek Sağlık Kurulu Raporu ile askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsamadığına karar verilmiş olmakla birlikte; sanığın uyuşturucu madde bulundurmak ve kabul etmek suçu da dahil olmak üzere muhtelif suçlardan sabıkalarının bulunduğu, Birlik komutanlığı tarafından gönderilen belgelerde askere gelmeden önce uyuşturucu madde kullandığının belirtildiği görülmektedir.
Suç tarihlerinden kısa bir süre sonra uyum bozukluğu tanısıyla askerliğe elverişli olmadığına karar verilen sanığın bu durumu, suç tarihlerinde cezai ehliyetinin tam olup olmadığı hususunda tereddüt oluşturduğundan, bu tereddüdün giderilebilmesi bakımından, sanığın psikiyatri uzmanı bir bilirkişiye muayene ettirilmesi, bilirkişinin gerek görmesi halinde adli gözlem altına alınması gerekmektedir.
Belirtilen noksanlıklar nedeniyle sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy